WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

12. Hukuk Dairesi         2024/1460 E.  ,  2024/2031 K.
"İçtihat Metni"İTİRAZ EDİLEN KARAR:Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26/12/2023 tarihli ve 2023/8688 Esas, 2023/9258 Karar sayılı kararı.
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
HUKUKİ SÜREÇ:Müşteki vekili 19/11/2013 havale tarihli dilekçesi ile şirket yetkilisi olan sanık ...’in, gerektiği halde sermaye şirketinin iflasını istememek suçundan eylemine uyan İİK’nun 345/a maddesinden cezalandırılması talebiyle icra mahkemesine şikayette bulunmuştur.
İstanbul ... 4. İcra Ceza Mahkemesi’nin 04/02/2014 tarihli ve 2013/394 Esas, 2014/4 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verilmiş, bu kararın müşteki vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 08/05/2018 tarihli ve 2015/24541 Esas, 2018/5699 Karar sayılı kararı ile "...İİK’nın 345/a maddesinde düzenlenen sermaye şirketinin iflasını istememek suçunun oluşabilmesi için, aynı Kanun'un 179 ve 6102 sayılı TTK'nın 376. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği cihetle, borçlu şirket hakkındaki kesinleşmiş icra takip dosyalarında bunlarla belirlenecek mevcut borçlarda getirtilerek, şirketin pasifine eklendikten sonra ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları da esas alınarak karşılaştırılmalı bilirkişi incelemesi yaptırılıp, şikayet tarihi itibariyle şirketin iflasının istenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı saptanıp, sonucuna göre hukuki durumunun takdiri gerekirken, borçlu şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresine yapılan geçerli ödeme emri tebliğine rağmen ödeme emrinin tebliğ edilmediğinden suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi, ..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde, İstanbul ... 4. İcra Ceza Mahkemesi’nin 23/05/2023 tarihli ve 2018/415 Esas, 2023/108 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verilmiş, bu kararın müşteki vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 26/12/2023 tarih ve 2023/8688 Esas, 2023/9258 Karar sayılı ilamı ile “… Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,eyleme ve yükletilen suça yönelik şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına” karar verilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 26/12/2023 tarihli ilamının Başsavcılığımıza gelmesi üzerine dosyanın yapılan incelemesinde, aşağıda yer verilen nedenlerle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca sanık aleyhine itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulması gerekmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ : Yüksek Yargıtay 12. Hukuk Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık; dava zamanaşımının gerçekleştiği bir durumda Yüksek Yargıtay dairesince hükmün esastan incelenerek beraat kararının onanmasının mümkün olup olmadığı hususuna ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Müşteki vekilince 19/11/2013 havale tarihli dilekçe ile sanığın, gerektiği halde sermaye şirketinin iflasını istememek suçundan eylemine uyan İİK’nun 345/a maddesinden cezalandırılması talebiyle icra mahkemesine şikayette bulunulduğu,
Sanığın sorgusunun 11/11/2022 tarihinde yapıldığı, yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sanığın beraatine karar verildiği, anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK’nın “Dava zamanaşımı” başlıklı 66. maddesi;
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır…” şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 67/4. maddesi uyarınca kesen bir nedenin bulunması hâlinde kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak olan zamanaşımı, ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Ceza Genel Kurulunun birçok kararında açıkça vurgulandığı gibi, yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hâllerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
Zamanaşımına rağmen beraat kararı verilmesi halinde, özellikle kanun yolu incelemesinde beraat kararlarının eksik inceleme nedenine dayalı olarak bozulması gerekeceği gündeme gelecektir. Bu durum, yasanın amaçladığı bir husus olmadığı gibi beraat kararı doğru ise onama, yanlış ise düşme, eksik inceleme bulunması halinde ise bozma kararı verilmesi gibi fiili bir duruma neden olacaktır. Dolayısıyla zamanaşımının gerçekleştiği bir durumda bu nedenle düşme kararı verilmesi aynı zamnanda hukuki bir zorunluluktur.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığa atılı 2004 sayılı İİK’'nun 345/a maddesinde düzenlenen gerektiği halde sermaye şirketinin iflasını istememek suçunun yaptırımı on günden üç aya kadar hapis cezası olup TCK'nın 66/1-e. maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı süresi sekiz yıl, aynı Kanun'un 67. maddesinin dördüncü fıkrası göz önüne alındığında ise kesintili dava zamanaşımı süresi on iki yıldır.
19/11/2013 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen eylemle ilgili olarak, sanık hakkındaki dava zamanaşımını süresi, Yüksek Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin inceleme tarihinden önce 19/11/2021 tarihinde dolmuş bulunmaktadır.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin beraat hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle itiraz yasa yoluna başvurulmuştur.
Nitekim Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08/02/2023 gün ve 2022/6-603 Esas, 2023/69 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, "Zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hâller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi hâlde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren durumlarda ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği," kabul edilmiş olup, somut olayda mahkemece yapılan araştırma sonucunda elde edilen delillerin değerlendirilmesi üzerine beraat kararı verildiği, CMK’nın 223/9. maddesinde düzenlenen derhâl beraat kararı verilmesi gereken hâllere ilişkin şartların gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık aleyhine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabulü ile, Dairemizin
26/12/2023 tarih ve 2023/8688 Esas, 2023/9258 Karar sayılı ilamının kaldırılması, İstanbul ... 4. İcra Ceza Mahkemesi’nin 23/05/2023 tarihli ve 2018/415 Esas, 2023/108 Karar sayılı beraat hükmünün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASI, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi, itiraz yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesinin itirazen arz ve talep olunması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15/02/2024 tarih ve IC - 2023/95072 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan 6352 sayılı Kanun ile değişik CMK'nın 308/3. maddesi gözetilerek itirazın KABULÜNE;
2-Dairemizin 26/12/2023 tarih ve 2023/8688 Esas, 2023/9258 Karar sayılı kararının kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
Suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi bulunması, şikayet tarihinin 19/11/2013 tarihi olduğu, zamanaşımını kesen herhangi bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 19/11/2021 tarihinde yargılama sırasında gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması,

Bozmayı gerektirmiş, şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın DÜŞÜRÜLMESİNE, 05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.