12. Hukuk Dairesi 2023/8212 E. , 2024/3173 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
T.C. Anayasa’sının 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, uyuşmazlık açık bir şekilde ortaya konulmalı, kararın nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır.
Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının) ihlâlidir.
Bu Anayasal zorunluluğunun yansıması sonucu düzenlenen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Bu yasal düzenlemelerin doğal sonucu “gerekçeli kararın yargılaması yapılan davaya özgü“ oluşturulmasıdır.
Kararın gerekçesinde iddia, talep ve savunma ortaya konulmalı, maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır.
Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Kararın neleri içereceğine ilişkin bu kanuni şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı/borçlu vekili, Ankara 18. İcra Dairesinin 2021/18595 sayılı icra takibinde takibe konu senet üzerinde tahrifat yapıldığı, TL ibaresinin tahrif edilerek EURO yazıldığı, senedin teminat senedi olduğu "nakden" ve "Ankara" yazılarının sonradan doldurulduğunu iddia ederek borca itiraz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "Borca itirazın REDDİNE," karar verilmiştir.
Karar davacı/borçlu vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde, borca itirazın temelini oluşturan takibin 90.000,00 EURO miktarlı 07.06.2018 tanzim, 30.12.2018 vade tarihli senede dayalı Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2021/18595 Esas sayılı takibine ilişkin olmasına rağmen;
Gerekçede;
"...takibe dayanak ilamda, 10.191,12 Amerikan Doları (USD) alacağın dava tarihi olan 09.12.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Amerikan Doları (USD) ile Açılmış Bir Yıl Vadeli Mevduat Hesabına Ödediği En Yüksek Faiz Oranı üzerinden hesaplanan faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu haliyle ilamda alacaklıya TBK'nın 99. maddesinde düzenlenen seçimlik hakkın tanınmadığı, alacağın yabancı para olarak tahsili imkanı verildiği, nitekim alacaklının da takibinde asıl alacağını ilamda belirtildiği üzere ‘‘USD’’ olarak talep ettiği, takibe kadar işlemiş USD faizini de hesapladığı, takip talebinde ilamdaki alacağın yabancı para şeklinde talep edildiği, ancak takip talebinde bu alacak kalemine ilişkin Türk Lirası karşılığının gösterilmediği gibi, harca esas değerinin de Türk Lirası olarak yazılı olmadığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, takip talebinde USD olarak talep edilen yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığının gösterilmediği, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle re'sen nazara alınarak mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu..." belirtilerek istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Borca itirazın 90.000,00 EURO alacağına ilişkin Örnek 10 takibe yönelik olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince 10.191,12 Amerikan Doları (USD) alacağına ilişkin ilamdan bahsedilerek hüküm kurulması karşısında gerekçenin dosyaya özgü olmadığı ortadadır.
Yukarıda da belirtildiği üzere gerekçe yargılaması yapılan vakıalara ilişkin, başka bir deyişle dosyayla özgü oluşturulmalıdır.
Bu nedenle dosyaya özgü gerekçe içermeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararının esası incelenmeksizin bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ :
Yukarıda yazılı nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 07.09.2023 tarih ve 2023/1069 E. 2023/1250 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, bozma nedenine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!