12. Hukuk Dairesi 2023/6836 E. , 2024/3348 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda 03/08/2022 tarihli, borçluya ödeme emrinin tebliğe çıkarılmasına ilişkin alacaklı talebinin kabulü yönündeki işlemin iptalini ve icra dosyasının açılmamış sayılmasına ilişkin karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne, ödeme emrinin tebliğe çıkarılmasına ilişkin tensip kararının iptaline karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık; icra müdürlüğü işlemine karşı şikayet niteliğindedir.
6100 sayılı HMK'nun 20. maddesinde; görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hükme bağlanmıştır. Aynı kural takip hukukunda da geçerlidir.
Yukarıda açıklanan ilkelere göre, HMK’nun 20. maddesi gereğince yetkisizlik kararı kesinleşmeden takip dosyası yetkisizliğine karar verilen icra müdürlüğünce mahkeme kararında yetkili yer olarak gösterilen icra dairesine gönderilemez, ancak alacaklının dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi yönünde talepte bulunması için kararın kesinleşmesi gerekmez.
İcra müdürlüğünce, bu hâlde yetkisizlik kararı kesinleşmeden takip dosyası yetkili icra dairesine gönderilmiş ise mevcut takip, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibin devamı niteliğinde olduğundan mükerrer takip sayılamaz. Ancak, borçluya ödeme emri çıkarılmış ise ödeme emrinin iptali gerekir. Yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.
İcra takibinin dayanağı olan belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan, olayda takip dayanağı senedin vade tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 661, 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK'nun 661. maddesi uyarınca; bonolar için 3 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Diğer yandan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK’nun 662. maddesinde; “müruruzaman; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleriyle kesilir” hükmüne yer verilmiştir.
6762 sayılı TTK'da zamanaşımını kesen işlemler sınırlı olarak sayılmıştır. Öte yandan, alacaklı tarafından takibin devamını sağlamaya yönelik olarak yapılan icra takip işlemleri de zamanaşımını keser.
Somut olayda, takip dayanağının 21/09/2017 tanzim, 16/11/2018 vade tarihli 50.000 USD tutarlı bir bono olduğu, söz konusu senette şikayetçi borçlunun keşideci konumunda bulunduğu, alacaklının borçlu hakkında yetkisiz icra dairesi olan İstanbul 31. İcra Müdürlüğünde 04/12/2018 tarihinde takip başlattığı, borçlunun süresinde yetki itirazı üzerine İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 31/12/2018 tarih, 2018/1296 E-2018/1218 Karar sayılı kararıyla yetki itirazının kabulüne, dosyanın yetkili Ankara İcra Müdürlüğüne gönderilmesine karar verildiği, alacaklı vekili tarafından 31/01/2019 tarihinde dosyanın yetkili Ankara İcra Müdürlüğüne gönderilmesinin talep olunduğu ve bahse konu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 22. Hukuk Dairesinin 16/04/2019 tarihli ve 2019/716 Esas, 2019/770 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, her ne kadar söz konusu karara karşı borçlu tarafça temyiz talebinde bulunulmuş ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 01/07/2019 tarihli ve 2019/9075 E-2019/11463 Karar sayılı ilamına göre temyiz isteminin 50.000 USD alacağın takip tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı olan 260.390 TL alacağın %20'si oranında (52.078 TL) tazminata ilişkin olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin kesinlik sınırını geçmediği, kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle temyiz başvuru talebinin reddine karar verilmiş ise de, İstanbul BAM 22. Hukuk Dairesinin 16/04/2019 tarihli ve 2019/716 Esas, 2019/770 Karar sayılı kararı, 50.000 USD (260.390 TL) asıl alacak miktarlı takipte yetki itirazının kabulüne ilişkin olup, verildiği tarih itibari ile temyizi kabil niteliktedir. Ancak kararın tebliğ ve temyiz süresi geçtiğinde bu karar esası itibarıyla kesinleşmiş sayılır. Borçlunun inkar tazminatı için temyiz hakkını kullanması ve bu kısmın kesinlik sınırında olması nedeniyle Yargıtayın temyiz dilekçesinin reddine karar vermiş olması sonucu değiştirmez. Ayrıca Yargıtayın temyiz dilekçesini inceleyerek verdiği bir karar bulunmadığından kararın kesinleşme süresi Yargıtay İlamının tebliğ tarihine de uzamaz.
Bu durumda yetkisizlik kararının, esası için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrası gereği süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleştiği tarihte, bir başka anlatımla istinaf başvurusunun reddi kararının alacaklıya tebliğ tarihi 11/05/2019 tarihinden itibaren iki hafta sonrası olan 27.05.2019 tarihinde kesinleştiğinin kabulü gerekir. Bu tarihten itibaren taraf takip işlemi olan ve zamanaşımını kesen yeniden ödeme emri gönderilmesi talebi 29/07/2022 tarihine kadar, takip; 7226 sayılı kanunun geçici madde 1 (b) fıkrası gereği 22.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar Covit Tedbirleri kapsamında durmuş, yine aynı nedenle çıkarılan 29/04/2020 tarih 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile durma tarihi 15/06/2020 tarihine kadar uzamıştır. Bu durma sürelerinde zamanaşımı süresinin işlemeyeceği düşünüldüğünde ödeme emri tebliğ talep tarihi olan 29/07/2022 tarihi itibari ile üç yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Açıklanan nedenle borçlunun itirazının reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarih ve 2023/802 E. 2023/1284 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.03.2023 tarih ve 2022/652 E. 2023/243 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!