12. Hukuk Dairesi 2023/6536 E. , 2024/4589 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, borçlunun, sair iddiaları ile birlikte takip dayanağı senedin nama yazılı senet olduğunu, nama yazılı senetlerin ancak yazılı bir devir beyanı ve zilyetliğin devri ile devredilebileceğini, bu husus gözetilmeden yapılan bir devir sonucu takip başlatıldığını, alacaklının yetkili hamil olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne davacı aleyhine yapılan takibin İİK’nın 170/a maddesi uyarınca iptaline karar verildiği, alacaklının istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, bononun kanun gereği emre düzenlenen senet olması nedeniyle "nama yazılı senet" ibaresinin bonoyu nama yazılı hale getiremeyeceği, bononun kambiyo vasfını taşıdığı, davalının ciro yoluyla bonoyu iktisap etmesi nedeniyle yetkili hamil olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Nama yazılı kıymetli evrak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nın 654. maddesinde, "Belli bir kişinin adına yazılı olup da, onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır" şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK’nın 778. maddesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 681/2. maddesinde ise "Düzenleyen, poliçeye "emre yazılı değildir" ibaresini veya aynı anlamı ifade eden bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur" hükmü yer almaktadır.
Takibe konu senet incelendiğinde senedin nama yazılı düzenlendiği, bedelin malen alındığı kaydının bulunduğu, borçlunun keşideci , alacaklının lehtardan sonraki ciranta olduğu anlaşılmıştır. Bono, poliçe ve çek kanun gereği emre düzenlenen senetlerdir. Bu senetler üzerine ciranta tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı bir kambiyo senedi haline getirmez ise de keşideci tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı hale getirir. (Prof.Dr.Fırat Özten Kıymetli evrak Hukuku 2.Bas. sayfa 638-639). Bu şekilde nama yazılı hale gelen senedin ciro edilme imkanı kalmaz. Ancak alacağın temliki yolu ile devredilebilir. Bu yasağa rağmen yapılan ciro alacağın temliki hükümlerine tabi olur. Zira nama yazılı senetler ancak alacağın temliki sonuçlarını yaratmak üzere devredile bilirler. Nama yazılı senet üzerinde yapılan ciro da temlikin sonuçlarını yaratabilir. (Fırat Özten Kıymetli
Evrak Hukuku 2.Bas. Sayfa 200) Bu durumda senedi temellük edene karşı keşideci her türlü defilerini ileri sürebilir. (H.G.K.11.4.2007 tarih 12-206/202 sayılı kararı) Takip dayanağı senet nama yazılı olarak düzenlenmiştir. Buna rağmen lehtar tarafından kaşe basılıp imzalanmak suretiyle yapılan ciro beyaz ciro olup bu devir alacağın temliki niteliği taşımamaktadır.
Bununla birlikte şekil olarak cironun alacağın temliki şartlarını bünyesinde barındırdığı söylenemiyorsa, artık senedi devralan kişi senede dayalı olarak hak sahibi sıfatını iktisap edemeyecek ve kambiyo hukukuna ilişkin hiçbir hukuki imkandan özellikle İİK’nın 170/a-2 uyarınca kambiyo hukuku kapsamında takip hakkından yararlanamayacaktır.
Somut olayda gözlendiği gibi takip alacaklısı, lehtar olmadığından yetkili hamil değildir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıdaki ilkeler ışığında alacaklının takip hakkı bulunmadığı kabul edilerek takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 29.05.2023 tarih ve 2022/687 E.-2023/1194 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!