12. Hukuk Dairesi 2023/5751 E. , 2024/690 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek, Ticari işletme yöneticisinin kasten alacaklıyı zarara uğratması
HÜKÜM : Beraat
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Sanıkların üzerlerine atılı ticari işletme yöneticisinin kasten alacaklıyı zarara uğratması suçuna yönelik kurulan hükümlere ilişkin incelemede,
Temyiz incelemesine konu edilen suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 333/a. maddesi kapsamında kalan ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası öngören, "Ticari işletme yöneticisinin kasten alacaklıyı zarara uğratması" suçunu oluşturduğu gözetildiğinde;
28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen CMK'nun 286/2-d uyarınca; İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı cihetle, yapılan temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nun 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıkların üzerlerine atılı alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek suçuna yönelik kurulan hükümlere ilişkin incelemede;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Ceza muhakemesinin amacının hukuken geçerli kanıtlarla hiç bir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olması ve temyiz kanun yolundaki hukuki denetimin maddi gerçeğin tespitinde muhakeme ve mantık kurallarına, bilimsel gerçeklik ve bulgulara uyulup uyulmadığını da kapsadığı gözetilerek yapılan incelemede,
İlk derece mahkemesince, hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verildiği, kararın istinaf edilmesi sonucu, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 349. Maddesindeki "Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celbolunur.
İki taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeğe veya vekil göndermeğe mecburdurlar.
İcabında icra mahkemesi, tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir.
Maznun başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoliyle sorguya çekilir.
Maznun, şikayeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmez veya müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle getirilir. Bu suretle de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür.
Şikayetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer.
Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele ile borçlunun gıyabında verilen karara karşı eski hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yazılı hükümler tatbik olunur." şeklindeki açık düzenleme gereğince; İİK’nun 349/1. maddesi gereğince mahkemece müştekiye İİK’nun 349/6. maddesindeki şerhi içerir, sanığa ise İİK’nun 349/5. maddesindeki şerhi içerir duruşma günü bildirir davetiye tebliğ edilmesi ve müşteki vekilinin şikayet dilekçesi üzerine duruşma açılması gerekir.
Şikayete bağlı suçlarda, şikayetçi veya vekilinin duruşmada bulunması zorunlu olup, yokluğunda (mazeretinin kabulüne karar verilse dahi) sanığın mahkumiyetine veya beraatine karar verilemez (Mehmet Kürtül, ..., İcra ve İflas Suçları, 2023 baskı, s. 841).
Dosya kapsamında; bölge adliye mahkemesince, şikayet dilekçesinde sanıkların hangi eylemi ile hangi mevcudunu eksilttiğine ve kasten alacaklıyı zarara uğrattığına dair bir belirleme yapılmadığı ve re'sen araştırma ilkesinin bulunmadığından bahisle, İİK'nun 351. maddesi hükmü gözetilerek sanıkların ayrı ayrı beraatine dair karar verildiği anlaşılmış ise de;
İlk derece mahkemesince müştekiye İİK’nun 349/6. maddesindeki şerhi içerir, sanığa ise İİK’nun 349/5. maddesindeki şerhi içerir duruşma günü bildirir davetiye tebliğ edilmeden ve müşteki vekilinin şikayet dilekçesi üzerine İİK’nun 349/1. maddesi gereğince duruşma açılmadan karar verilemeyeceği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesinde istinafa konu edilen ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, dosyanın esasına yönelik inceleme yapılarak sanıkların beraatine dair karar verilmesi isabetsiz olup, bunun yanı sıra müştekinin şikayetine dayanak olan icra takibinin kesinleşip kesinleşmediği tespit edilerek, takibin kesinleşme tarihine göre müştekinin şikayetinin süresi içerisinde yapılıp yapılmadığı hususunun tespit edilmesi gerekirken, bu husus tespit edilmeden ve duruşma açılmadan dosya üzerinden İİK’nun 349. ve 350. maddelerine muhalefet edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, müşteki vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 2022/369 Esas, 2022/1964 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nun 302/2 ve 28.02.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Yasa ile değişik CMK'nun 304/2. maddeleri gereğince tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!