12. Hukuk Dairesi 2023/494 E. , 2023/4196 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/5 E., 2022/3056 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul/İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması/Yeniden hüküm
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/997 E., 2021/1690 K.
Taraflar arasındaki icranın geri bırakılması talepli şikayet nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir.
Kararın davalı alacaklı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve icranın geri bırakılması talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi borçlu vekili şikayet dilekçesinde, 04.11.2021 tarihli icra müdürü kararına karşı şikayetlerinin kabulü ile işlemin iptaline; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2020/2169 E. 2021/2261 K. sayılı ilamı doğrultusunda ve İİK 32. maddesi kapsamında itfa nedeniyle icranın geri bırakılmasına tüm hacizlerin kaldırılmasına; neticede itfa nedeniyle konusuz kaldığından 27.12.2017 sonrası yapılan icra işlemlerinin ve takibin iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesine talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; icra takiplerinin Aile Mahkemesi’nin kesinleşmiş bir ilamına dayandığını, davacı/borçlunun ibra iddiasına dayandırdığı 27.12.2017 tarihli protokolün kısmi ibra sözleşmesi değil, kesinleşen boşanma ilamına dayanan protokolü değiştirme sözleşmesi olduğu ve yukarıda belirtildiği üzere hakim onayından geçmedikçe uygulanma imkanı olmadığı, davacı iddiasının İcra Hukuk merciinde dinlenilmesinin hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki, aldatma yoluyla imzalatılan sözleşmedeki beyanlarıını hile dolayısıyla iptal beyanında bulunarak hükümsüz saydıklarını, ayrıca yine davacı/borçlunun feragat iddiasının davacı edimlerine dayalı olduğu ve davacının kendi edimlerini yerine getirmediği gözetildiğinde, İİK m. 33-33/a gereğince davacı/borçlunun borcu itfa iddiasını ispat edemediği ve davaya dayanak belgenin geçersiz olduğu iddiası ile davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; söz konusu 27.12.2017 tarihinde imzalanan protokol Avukatlık Kanunu 35-a maddesinde belirtildiği gibi davadan önce veya dava açılmışsa da duruşmadan evvel mahkemeye sunulmadığından İİK'nın 38. maddesi uyarınca ilam hükmünde değilse de, taraflar ve vekillerince anlaşma metni ve imzalar inkar edilmediğinden, protokolün tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, bu durumda tazminat alacağından feragat edilmesi yönünden anılan belgenin İİK'nın 33/2. maddesi kapsamında imzası ikrar edilmiş belge vasfında olduğu, her ne kadar davalı/alacaklı vekili bu belgenin hile yoluyla imzalatıldığını ileri sürmüş ise de, icra mahkemesinde irade sakatlıklarına ilişkin iddiaların tartışılmasının mümkün olmadığı, protokol muhteviyatında belgenin Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesine göre düzenlendiğinin açıklanmış olması ve bu maddeye göre ilam niteliğinde sayılamayacak nitelikte olması, protokele göre itfa edildiği beyan ve ikrar edilen edimlerin yerine getirilmemiş sayılması sonucunu doğurmayacağı, bu durumda alacaklı protokolde 27.12.2017 tarihinden sonraki tazminat alacağından feragat ettiğinden, takibe mevzu feragat ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı vekilince, davacı tarafından dava konusu icra takibine ilişkin açılmış ve kesin karara konu menfi tespit davası bulunduğundan davanın dinlenebilirliğinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin kendi kararı içinde çelişkiye düştüğünü, yargılama konusu uyuşmazlıkta görev ve yetki aşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken yerel mahkeme tarafından bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadığını, dava dilekçesine dayanak 27.12.2017 tarihli protokolün Avukatlık Kanunu 35/A maddesi uyarınca ilam niteliğini haiz olduğu iddiasının dinlenemeyeceğini, adi yazılı 27.12.2017 tarihli protokolün başta yasalar olmak üzere evrensel hukuk kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, davaya dayanak protokolü davacının aldatma yolu ile imzalatması nedeniyle geçersiz olduğunu, davacının yerel mahkemeye sunduğu emsal istinaf kararının dava konusu icra takip dosyası ile bağlantısı olmadığı gibi kararın taraflarınca temyiz edildiğini ve Yargıtay aşamasında olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının talepleri doğrultusunda kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerek istinaf incelemesine konu davanın dayanağının gerekse gene taraflar arasında görülen İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/1170 Esas sayılı davanın dayanağının taraflar arasında düzenlenen ve Avukatlık Kanununun 35/A maddesi uyarınca ilam niteliğinde sayılan 27.12.2017 tarihli sözleşme ve ibra protokolü başlıklı belgedeki düzenleme olduğu, İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/1170 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; 2018/1170 - 2020/161 E. K. sayılı 27.02.2020 tarihli ilamı ile istemin reddine dair karar verildiği, kararın davacı - borçlu ... vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/2169 - 2021/2261 E. K. sayılı 15.12.2021 tarihli ilamı ile davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davalı - alacaklı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2021/12143 - 2022/5939 E. K. sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir denilerek bozulmasına dair karar verildiğinin anlaşıldığı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2021/12143 - 2022/5939 E. K. sayılı ilamının (ve gerekçesi) iş bu davada güçlü delil teşkil edeceği ve böyle bir delilin aksinin de aynı kuvvette başka bir delille kanıtlanması gerektiği, ancak davacı-borçlu vekilince güçlü delil teşkil eden bu hususun aksini kanıtlar bir delil ileri sürülemediği ve aksinin kanıtlanamadığı, her ne kadar borçlu tarafından, takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin olarak, 27.12.2017 tarihli protokolünde yer alan 3., 2. maddesi uyarınca itfa nedeniyle takibin iptali talep edilmiş ise de, sunulan belgenin yukarıda izah edilen nitelikte salt bir ibraname olmadığı, kesinleşmiş mahkeme kararının hüküm fıkralarının yeniden yorumlanarak yeni bir mahkeme ilamı oluşturulduğu, eş ifadeyle; kesinleşmiş mahkeme kararından sonra taraflarca yeni bir ilam ortaya çıkarılması sonucunu doğurduğu dosya kapsamı ile ibranameden sonra açılan muhtelif davalar, yapılan/yapılmayan ödemeler, ibraname olarak adlandırılan belgenin borcu sona erdirmek bir yana, taraflar arasında yeni ihtilaflar ortaya çıkardığının tartışmasız olduğu, kesin hükmün bağlayıcılığı ve değiştirilemeyeceği açık yasa hükmü iken; adı her ne olursa olsun haricen düzenlenmiş bir belge ile hükmün yorumlanması/değiştirilmesi kabul edilemeyeceği, tarafların kesinleşmiş mahkeme kararını infaz etmeme veya hüküm altına alınan hak ve alacaklardan vazgeçme hakkına sahip oldukları , ancak bu yeni bir ilam oluşturma hakkını bahşetmeyeceği, taraflarca yapılacak işin mevcut protokolle somut uyuşmazlığa konu tazminatın tenkisi veya kaldırılması yönünde görevli mahkemede dava açmak olacağı, aksi düşünce dar yetkili icra mahkemesinde yeni bir tazminat ilamı oluşturulması sonucunu doğuracağı, Mahkemelere düşen görevin, kesinleşmiş mahkeme kararlarını yorum yoluyla işlevsiz kılmak veya değiştirmek değil, eksiksiz uygulamak olduğu, (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2021/12143 - 2022/5939 E. K. sayılı içtihadı) sonuç olarak İİK 33.maddesi doğrultusunda icranın geri bırakılması koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına şikayetin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu vekilince, protokol altındaki imzaların inkar edilmediği, protokol gereği ibra edildiği, protokol ile özellikle tazminat alacağı bakımından yeni bir ilam yaratılmadığı ,protokolün avukatlık kanunu 35-a md kapsamında ilam niteliğinde olduğu iddiaları ve dava dilekçesi içeriğindeki iddialarını tekrarla kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibin kesinleşmesinden sonraki evrede düzenlenen ibra nedeni ile icranın geri bırakılması talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK'nın 33 ve sair maddeleri
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!