12. Hukuk Dairesi 2022/10651 E. , 2023/3144 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde, icra emrinin ve takibin iptali talebi nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın ipotek borçluları tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ipotek borçluları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.ŞİKAYET
İpotek borçluları şikayet dilekçesinde; takipte taşınmaz maliki olmalarına rağmen borçlu olarak gösterildiklerini, ipotekli taşınmazlarda paydaş olmaları sebebi ile ipotek limitinden payları oranında sorumlu olduklarını ancak limiti aşan miktarda takip başlatıldığını, icra emrinde sorumlu oldukları ipotek limitinin yazılı olmadığını, müşterek müteselsil sıfatı ile sorumlu gibi ihtarname gönderildiğini, bu ihtara müteselsil sorumlu olmadıkları yönünde itiraz ettiklerini, üst sınır ipoteği olması sebebi ile faiz istenemeyeceğini ileri sürerek icra emrinin ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; şikayetçilerin takibe konu ipotekli taşınmazların maliki olduklarını ve ipotek limiti ile sorumluluklarının olduğunu, ipotek hakkının ayni bir hak olduğunu, taşınmazın tamamı üzerine konulmuş olduğunu, bölünmesinin mümkün olmadığını, TMK'nın 857 inci maddesinin 1 inci fıkrasında “paylı mülkiyette, paydaş kendi payını rehnedebilir.” hükmüne yer verildiğini, taşınmazdaki hissedarlar aleyhine ipotek tesis edilirken ipotek borçluları arasında müteselsil sorumluluk düzenlenmediğinden her paydaş kendi hissesi oranında ipotekten sorumlu olacağını, yani borçtan sorumlu olanın "kişiler" olmayıp taşınmazın kendisi olduğunu, kanunun açık hükmü nedeniyle takip talebinde hissedarların ipotek limitinden hisseleri oranında sorumlu olduklarının belirtme gereği duyulmadığını, şikayetçilerin hukuki dayanaktan yoksun tüm itiraz ve şikayetlerinin reddine karar verilmesini talep etti.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip dosyasının incelenmesinde her ne kadar daha önce borçlu olarak gözükseler de daha sonra ipotek sahibi sıfatı olarak eklendikleri, bu nedenle şikayetin haksız ve hukuka aykırı olduğu, keza ... 4 icra müdürlüğünün 2021/3099 Esas sayılı dosyasında gelen 09.07.2021 tarihli cevabi yazıda şikayetçilerin ipotek sahibi sıfatıyla ekli oldukları bildirildiği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ipotek borçluları istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İpotek borçluları istinaf dilekçesinde; üst sınır ipoteğinin aşıldığını, 1.965.599,88TL üzerinden takip başlatıldığını, İlk Derece Mahkemesince itirazlarının dikkate alınmadığını, her iki ipoteğin de ilgili taşınmaz nezdinde incelenerek taşınmazın yüklü olduğu ipotek limitine göre ayrı ayrı ve hisse oranları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, zira taşınmazlar üzerinde iki ayrı ipotek senedi ve iki farklı ipotek limiti ile ipotek tesis edildiğini, ayrıca, her bir taşınmazın tamamı üzerine konulan ipotek limitini de (bir milyon TL ve ikiyüzbin TL) aşan miktarlarda takip yapılmış olduğunun açık olduğunu, üst limit ipoteğinde işlemiş faiz talep edilmesi ve takip tarihinden sonra temerrüt faiz işletilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, ipotek veren 3. kişiler oldukları halde, takip başlatılmadan önce müşterek-müteselsil kefil sıfatları ile ihtarnameler gönderildiğini, işbu ihtarnamelere noter aracılığıyla itiraz edildiğini, itirazların bildirilmesine rağmen, borçlu sıfatıyla ve ipotek veren 3. kişi oldukları belirtilmeden aleyhe takip başlatıldığını, bu durumun dahi alacaklının kötüniyetle hareket ettiğini gösterdiğini, davada karar verilirken tarafların dava açılma tarihindeki haklılık durumuna göre karar verilmesinin esas olduğunu, şikayetin reddine karar verilmesi ve aleyhe yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ipotek limitini aşan şekilde takip yapılması, icra emrinin ipotek senedine aykırı olmasının kamu düzenine de aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar icra emrinde şikayetçiler borçlu olarak yazılmış ise de; 1222 ve 1221 yevmiye numaralı ihtarnamelerde ipotekli taşınmaz maliki olarak yer aldıkları, yine icra emrinde ipotekli taşınmaz bilgilerinde taşınmaz maliki olarak gösterildikleri, UYAP sisteminde ipotekli taşınmaz maliki sıfatı ile kaydedildikleri görülmekle şikayetçilerin asıl borçlu olarak gösterildiğinden bahsedilmez.
TMK'nun 851 ve 881 inci maddelerinde ifadesini bulan ve muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde, borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırıldığı, TMK'nun 875 inci maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşmasının mümkün olmadığı, (HGK. 24.05.1989 tarih ve 1989/11-294 E, 1989/378 K). limit aşımına ilişkin şikayetin, süresiz olarak her zaman ileri sürülebileceği, ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişinin sorumluluğu, taşınmazla sınırlı olup, hesap özetinde ve noter ihtarnamesinden belirtilen alacak miktarına itiraz hakkı bulunmadığı,
Şikayetçi borçluların sorumluluğunun, 1201 yevmiye numaralı ipotek için 1000.000,00 TL, 538 yevmiye numaralı ipotek için 250.000,00 TL ipotek limiti ile sınırlı olduğu, takip talebi ve icra emrinin incelenmesinde, ipotek veren maliklerin her birinin borçtan sorumlu oldukları tutarın ipotek miktarları ile sınırlı tutulduğu görülmüştür.
İpotek akit tablolarında hisse miktarları bildirilerek ve bu şahısların hisselerine şamil olmak üzere ipotek akit tablosunu imzaladığı, T.M.K.'nun 857. maddesinin 1. fıkrasında, paylı mülkiyette, paydaşın kendi payını rehnedebileceği hükmüne yer verildiği, taşınmazdaki hissedarlar aleyhine ipotek tesis edilirken ipotek borçluları arasında müteselsil sorumluluk düzenlenmediğinden her paydaşın kendi hissesi oranında ipotekten sorumlu olduğu, ipotekli taşınmazda şikayetçinin hissesine düşen miktarın ödenmesi ile sorumluluğunun sona ereceği, icra emrinde taşınmaz maliklerinin ipotek akit tablosundaki ipotek limiti ile sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355 inci maddesi uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda kararda kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı gerekçeleri ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ipotek borçluları temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
İpotek borçluları istinaf dilekçesindeki hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK 149 ve 150/ı hükümlerine aykırı başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinin ve icra emrinin iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK 68/b, 149, 150/ı TMK'nun 851,875, 881 inci madde hükümleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ipotek borçlularının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!