WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2024/10 E.  ,  2024/1618 K.
"İçtihat Metni" İ T İ R A Z
İtirazname No : KD - 2019/128555

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/227 E., -2018/1562 K.
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM : Mahkumiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2020/184 Esas, 2020/2762 Karar sayılı kararı

İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2020/184 Esas, 2020/2762 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.06.2020 tarihli ve KD-2019/128555 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı CMK'nın 308/1. fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 179/2, 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.07.2018 tarihli ve 227-1562 sayılı karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Anılan hükme yönelik Adalet Bakanlığının 13.12.2019 tarihli ve 16182 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18.12.2019 tarihli ve 128555 sayılı ihbarnamede; "Adlî sicil kaydına göre sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2013 tarihli ve 2012/713 esas, 2013/146 sayılı kararının 07.06.2013 tarihinde kesinleştiği, söz konusu kararın kesinleşme tarihi itibarıyla yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel teşkil etmeyeceği cihetle, diğer koşullar değerlendirilmeden, yasal koşulları oluşmadığından bahisle kanunî olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmediği" gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 12.03.2020 tarih ve 184-2762 sayı ile;

"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.12.2010 tarihli ve 2010/4-210 esas, 2010/259 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Yasa yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Yargılaması Yasasının 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş olup bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Tüm bu nedenlerle; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin kararda, somut yasa yararına bozma isteminin CMK'nın 309. ve 310. maddesinde düzenlenen amaca uygun hukuka aykırılık niteliğinde bulunmaması nedeniyle,

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma talebinin CMK'nın 309. maddesi uyarınca reddine" şeklindeki kararın isabetli olmadığından bahisle, kanun yararına bozma talebi kabul edilerek anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE
1. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereği 1.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/07/2018 tarihli ve 2018/227 esas, 2018/1562 sayılı kararını kapsayan dosya istinaf edilmeden 11.09.2018 tarihinde kesinleşmiştir.

2.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 13/12/2019 gün ve 94660652-105-06-16182-2019-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2019 gün ve 2019/128555 sayılı ihbarnamesiyle mevcut evrak Dairemize tevdi olunmuştur.

3.Sanığın kovuşturma aşamasında yapılan sorgusunda; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul ettiği, Yerel Mahkemece; ''Yasal koşulları oluşmadığı'' gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, adli sicil kaydı incelendiğinde; sanık hakkında 23.06.2012 tarihinde hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesince 18.03.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar verildiği ve söz konusu bu kararların 07.06.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4.Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık ... hakkında 23.06.2012 tarihinde işlediği kasıtlı suçlar nedeniyle kamu davası açılmış, Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 18.03.2013 tarihinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar verilmiş ve 07.06.2013 tarihinde bu kararlar kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesine müteakip 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun'un 72 maddesi uyarınca CMK'nin 231. maddesinin 8. fıkrası "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, kanun değişikliği öncesi dikkate alınarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca lehe değerlendirme yapılması gerektiği, sanığın adli sicil kaydında görülen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 07.06.2013 tarihinde kesinleştiği, 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş bir suç olduğu cihetle, suç tarihi itibari ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir hal olmadığı, sonradan yapılan yasal değişikliğin sanık aleyhine yorumlanamayacağı nazara alındığında,Yerel Mahkemece; ''Yasal koşulları oluşmadığı'' gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,

2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2020/184 Esas, 2020/2762 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA,

3.Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.07.2018 tarihli ve 2018/227 esas, 2018/1562 karar sayılı kararına yönelik bozma isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

4.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.04.2024 tarihinde karar verildi.