12. Ceza Dairesi 2023/95 E. , 2023/3577 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/196 E., 2022/251 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
KARAR : Davanın kısmen kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 20.05.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçundan Iğdır Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını, bu suçtan dolayı 04.06.2007-10.04.2008 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığını, atılı suçtan beraat ettiğini, bu kararın temyiz edilmeyerek 10.04.2015 tarihinde kesinleştiğini belirterek, tutuklandığı sürede zayi olan malları ve tutuklu kaldığı süre için 198.628,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 298.628,00 TL'nin tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 15.07.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; süre, yetki ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olup olmadığı hususunda araştırılma yapılması gerektiğini, davacının zararını delillendirmesi gerektiğini, faiz talep edilemeyeceğini ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
3. Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2015/183 Esas, 2016/194 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2015/183 Esas, 2016/194 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.04.2022 tarihli ve 2021/682 Esas, 2022/3054 Karar sayılı kararı ile tutuklamaya ilişkin müzekkere ve infaz bilgilerinin dosya içerisine alınması ve mahsup olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği ve kabule göre de eksik manevi tazminata hükmedildiği gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5.Bozma kararı üzeri eksik hususlar araştırılıp evraklar dosya içerisine yer alındıktan sonra Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2022 tarihli ve 2022/196 Esas, 2022/251 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.01.2023 tarihli tebliğnamesi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz isteği; dava süresinde açılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna ve davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında davacı hakkındaki tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin onaylı suretli dosyaya celp edilmiş ve incelemesinde davacının Iğdır Sulh Ceza Mahkemesi'nin 05.06.2007 tarih ve 2007/45 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmasına karar verildiği görülmüştür.
Tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle davacının tutuklama ve tahliye tarihleri ile infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi için ilgili ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmış gelen cevapta ilgili tevkiften olan tutuklamasını 06.06.2007-27.02.2008 tarihleri arası ile 03.03.2008-10.04.2008 tarihleri arasında fiilen infaz ettiği, 27.02.2008 ve 03.03.2008 tarihleri arasında Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2008/43 ilam no sayılı Adli Para Cezasının Hapse Çevrilmesi Kararını infaz ettiğinin bildirildiği görülmüştür.
... toplam gözaltında ve tutuklulukta kalınan sürenin 306 gün olduğu anlaşılmıştır.
Davacının tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği hususunda yazılan müzekkereye herhangi bir mahsup işleminin yapılmadığı yönünde cevap verilmiş olduğu görülmüştür.
... davacının Iğdır Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/33 esas ve 2015/51 karar sayılı dava dosyasında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan yargılandığı ve beraatine karar verildiği, kararın 10.04.2015 tarihinde kesinleştiği ... davacının tutuklu iken işyerinin kapalı kaldığından bahisle meydana gelen zararın tespiti amacıyla Iğdır Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/16 değişik iş sayılı dosyasında keşif yapılıp bilirkişi raporu alındığı, delil tespiti talebinin 17.04.2008 havale tarihli dilekçe ile yapıldığı (davacı tahliye olduktan sonra) ve işyerinde keşfin 18.04.2008 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacının maddi tazminat talebi tutuklu kaldığı süre boyunca işyeriyle ilgilenemediği ve bu sebeple ayakkabıların zarar gördüğü iddiasına dayanmaktadır.Öncelikle davacının tutukluluğuyla eşyaların zarar görmesi arasında illiyet bağı olup olmadığı değerlendirilecek olursa; her ne kadar işyerindeki eşyaların ne zaman zarar gördüğü tam tespit edilemiyor ise de bahsi geçen delil tespit dosyası incelendiğinde yapılan keşif esnasında söz konusu eşyaların tozlandığı, işyerinin altında depo olarak kullanılan yerden ağır bir keskin koku geldiği ve depoda bulunan malzemelerin tozlandığının tespit edildiği, yine bilirkişi raporunda da eşyaların nem ve küflenmeden dolayı zarar gördüğünün belirlendiği, davacının tutuklu kaldığı süre de dikkate alındığında eşyalarda meydana gelen hasarın davacının tutuklu kaldığı zaman diliminde gerçekleştiği, eşyaların davacı tutuklanmadan önce veya tahliye olduktan sonra zarar gördüğüne dair herhangi bir delil bulunmadığı, dolayısıyla tutukluluk ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Delil tespiti dosyası incelendiğinde birden fazla bilirkişi raporu bulunduğu, 06.09.2008 havale tarihli ve maddi zararı toplamda 45.550,00 TL olarak gösteren bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır, zira diğer raporda davacının yoksun kaldığı kar ve kar kaybının da hesaplamaya dahil edildiği ve 124.820 TL zarar hesaplandığı; ancak bu hesap kalemlerinin maddi zarar olarak istenemeyeceği, zira mevcut zarar olmayan beklenen, muhtemel kar hesaplarının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belli olmadığı, bu sebeple hükme esas alınamayacağı kanaatine varıldığından davacının tespit tarihindeki mevcut zararı olan 45.550,00 TL üzerinden hesap bilirkişisine dosya tevdi edilmiş ve davacının devlete ödeyeceği vergi miktarı da düşüldükten sonra (zira satım imkanı kalmayan eşyalardan dolayı davacının vergi ödemeyeceği anlaşıldığından) kalan miktarın (44.069,20 TL) maddi tazminat olarak dava dilekçesinde belirtildiği üzere tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacının tutuklu kaldığı süre, atılı suçlamanın niteliği, paranın koruma tedbiri sırasındaki alımgücü, işleyecek yasal faiz dikkate alınarak takdiren 40.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Davacı vekili bozma öncesi yapılan yargılamanın 13. celsede dava dilekçesinde belirtmediği alacak kalemlerinin de araştırılmasını talep etmiş ise de davacının bu yolla tazminat talebini genişletemeyeceği kanaatine varılmıştır, zira davacının yargılama aşamasında davasına esas maddi vakaları genişletmesinin kabul edilmesi halinde her celse veya celse arasında sınırsız şekilde talep edilen taleplerin araştırılmasının gerekeceği, bu durumun ise yargılamayı kestirilemez bir aşamaya götüreceği, davacının dava dilekçesinde belirttiği hususların araştırılması gerektiği, diğer taleplerin ayrı bir müstakil davaya konu edilmesi gerektiği anlaşılmıştır." denilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Tazminat talebinin dayanağı olan Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/33 Esas - 2015/51 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 04.06.2007 - 27.02.2008 tarihleri arasında 268 gün, 03.03.2008 - 10.04.2008 tarihleri arasında ise 38 gün olmak üzere toplam 306 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.04.2015 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2. Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, beraat kararının 10.04.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine kesinleşme şerhinin davacıya 29.04.2015 tarihinde tebliğ edildiğinden 20.05.2015 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3. Davacının tutuklu kaldığı süre boyunca işyerinin kapalı kalması nedeniyle zayi olan malları bakımından hesaplanan maddi tazminatın davacıya ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5. Davacının tazminata esas ceza dosyasındaki tutukluluğuna ilişkin infazının 27.02.2008 tarihinde durduğu ve 03.03.2008 tarihinde yeniden infazına başlandığı görülmekle, davacı hakkında 04.06.2007 - 27.02.2008 tarihleri arasında 268 gün ve 03.03.2008 - 10.04.2008 tarihleri arasındaki 38 gün için ayrı ayrı manevi tazminata hükmedilerek, faizin infaz başlangıç tarihlerine göre ayrı ayrı işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
6. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (5 ve 6) numaralı paragraflarında açıklanan nedenle Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2022 tarihli ve 2022/196 Esas, 2022/251 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!