12. Ceza Dairesi 2023/6782 E. , 2024/711 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar ve şikâyetçiler vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma
Vekili aracılığıyla temyiz isteminde bulunan şikâyetçi Ayşenur yönünden; istinabe mahkemesince alınan 15.02.2023 tarihli duruşmadaki beyanında katılma isteminde bulunmasına rağmen bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikâyetçi Ayşenur'un, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, ölen ...'in kızı olup, suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve vekili aracılığıyla hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini devam ettiren şikâyetçi Ayşenur'un 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilmiştir.
Vekilleri aracılığıyla temyiz isteminde bulunan şikâyetçiler Kadir ve Ayşe yönünden; duruşmada hazır edilmeleri için çıkarılan zorla getirme yazısına adreslerinde bulunmadıkları ifade edilerek bila infaz yanıt verilen ve tek oturum süren 07.04.2023 tarihli duruşmada sanığın cezalandırılmasını talep eden vekillerine katılma hakkı hatırlatılmayan şikâyetçiler Kadir ve Ayşe'nin, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçta zarar gören sıfatıyla hükmü temyiz haklarının bulunduğu kabul edilerek, ölen ...'nun babası ve babaannesi olup, suçtan doğrudan zarar gördükleri anlaşılan ve vekilleri aracılığıyla hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradelerini ortaya koyan şikâyetçiler Kadir ve Ayşe'nin 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmalarına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar Yeter, Emrah, Fatmanur, Muhammed Emin, Ceylan, Ayşenur, Banu, Defne, Kadir, Ayşe vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 17 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 24.07.2023 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
2. Dairemizin 15.11.2023 tarihli ve 2023/5442 Esas, 2023/5018 Karar sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan Tebliğname’de, katılan ... ile şikâyetçiler Kadir, Ayşe vekilinin temyiz istemi yönünden herhangi bir görüş bildirilmediği anlaşılmakla, bu temyiz istemine ilişkin ek Tebliğname düzenlenmesi için dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, Dairemizin tevdi kararının ardından şikâyetçiler Kadir ve Ayşe vekilinin temyiz isteminin reddine, katılan ... vekilinin temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda ise hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 13.12.2023 tarihli ek Tebliğname ile dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanığa daha önce kesilen trafik cezalarının dökümünün dosyaya getirtilmesi, hazır edileceği bildirilen tanıkların dinlenilmesi, keşif yapılması, dosyaya eklenen yeni deliller kapsamında kusur durumuna ilişkin yeniden rapor alınması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme neticesinde hüküm kurulduğuna, sanığın sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle usûl ve esas hükümlerine aykırı şekilde verilen hükmün sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; meydana gelen kazada tüm kusurun sanığa yüklenemeyeceği gözetilmeden, sanığın tam kusurlu olduğunun kabulüyle suç işleme kastı ve iradesi bulunmayan sanık hakkında beraat yerine mahkumiyet kararı verildiğine, sanığın kendisini sağ taraftan sıkıştıran bir araçtan kurtulmak için sola ve sağa manevra yapmaktan ibaret eyleminin hatalı şekilde makas atmak olarak değerlendirilip, koşulları bulunmadığı hâlde sanık hakkında bilinçli taksir hükmünün uygulanmasının isabetsiz olduğuna, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi ile diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da erteleme hükümlerinin uygulanmadığına ve re'sen gözetilecek sair nedenlerle hükmün sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; alkolsüz ve ehliyetli 26 yaşındaki sanık sürücü Muammer'in, yönetimindeki otomobil ile 18.10.2022 tarihinde gece saat 22.40 sıralarında, açık havada, aydınlatması bulunmayan ve azami hız limitinin 80 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, 16,2 metre genişliğindeki bölünmüş, dört şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimli, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı caddede, yolcu koltuğunda oturan arkadaşı mağdur ... ile birlikte Sultangazi istikametinden Arnavutköy istikametine doğru soruşturma evresinde müdafi hazır bulundurularak alınan ifadesine göre 100 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, tanıkların anlatımlarına göre makas atmak tabir edilen biçimde aniden ve yakın mesafeden araçların önüne manevra yapıp, araçlar arasından geçerek ilerlediği esnada direksiyon hakimiyetini kaybederek, sola savrulup, orta refüjü aşarak, bölünmüş yolun karşı yön bölümünden gelmekte olan sürücü Ekrem'in sevk ve idaresindeki otomobil ile çarpışması sonucu sürücü Ekrem ve sürücü Ekrem'in aracında yolcu olarak bulunan Utku ve Poyraz Miraç olmak üzere üç kişinin öldüğü, ölen sürücü Ekrem'in aracında bulunan diğer yolcular Yeter, Emrah, Fatmanur ve Muhammed Emin'in yaralanarak, sanıktan şikâyetçi oldukları, sanığın yönetimindeki araçta yolcu olarak bulunan Ahmet'in ise yaralanmasından dolayı sanıktan şikâyetçi olmadığı, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen olayda, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.02.2023 tarihli raporunda da vurgulandığı üzere, sanığın, yönetimindeki otomobil ile yerleşim yeri içi mahaldeki yolda seyir hâlinde iken yola gereken dikkatini vermediği, hızını, aracının teknik özelliklerine, yol ve mahal şartlarına göre ayarlamadığı, seyrini mevcut trafiğin seyir durumunu dikkate alarak kaplama üzerinde kalacak şekilde sürdürmeye yeterli özeni göstermediği, kontrolsüz şekilde uyguladığı sola direksiyon manevrası neticesinde hakimiyetini kaybedip sola savrularak yolun karşı yön bölümüne geçmek suretiyle karşı yönde seyir halinde olan araca çarpması ile sebebiyet verdiği kazada asli ve tam kusurlu olduğu, ayrıca, işleyen trafik içinde makas atarak ilerlemesi nedeniyle bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Katılanlar Kadir ve Ayşe'nin, hükmü temyiz eden Avukat E.D. yi vekil olarak tayin ettiklerine ilişkin Bakırköy 58. Noterliğinin 21.10.2022 tarihli, 34023 ve 34024 yevmiye numaralı vekâletnamelerinin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, adı geçen katılanların hükmü temyiz eden vekille aralarında vekâlet ya da vekâletsiz iş görme ilişkisinin bulunmadığına ve katılanlar Kadir ve Ayşe adına yapılan temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanık; "... Aracımın zaten sağ ön tekerinde stepne lastik takılıydı. Yani hıza böyle elverişli bir lastik yoktu. Diğer lastiklerimin ölçüleriyle yani bariz çok farklı bir ölçüsü var stepne lastiğinin... Tamirhaneden çıkmıştı... aynı ölçüde lastik yoktu. Orası tamirhane. Lastikçi değildi orası..." şeklinde savunmada bulunmuş ve olay yeri inceleme raporunda da kazaya karışan sanık idaresindeki aracın sağ ön tekerleğinde stepne takılı olduğu belirtilmiş ise de 19.10.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında ... lastiklerinin hem mevsim şartlarına hem de dış derinlik bakımından uygun olup, lastik de dahil kazaya etki eden herhangi bir ... aksamı bulunmadığının ifade edilmesi, sanığın yönetimindeki otomobili azami hız limitinin 80 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde yasal hız sınırının bir katını aşacak şekilde 160 kilometre/saat üzerinde hızla sürdüğüne dair bir tespitin bulunmaması, sanığın, "... Olay günü tamirhaneden aracı aldık. Ben ve Ahmet D. isimli arkadaşım, geri dönüşte eve giderken..." şeklindeki savunmasına göre stepne takılı araçla katedilen mesafe ve kazanın oluş şekli birlikte göz önünde bulundurulduğunda, stepne lastik takılı vaziyette mahal şartlarının üzerinde bir hızla ... kullanmak ve makas atarak ilerlemek suretiyle trafik kazasına neden olan sanığın eyleminde iki bilinçli taksir oluşturan hâlin söz konusu olmasından dolayı 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca temel ceza miktarı üzerinden (1/2) oranında artırım yapılması gerektiği gözetilmeden (1/3) oranında artırım yapılması suretiyle sanığa eksik ceza tayin edildiğine ilişkin Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Tam kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucunda üç kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına sebep olan sanığın, ölenlerin yakınlarının ve katılan mağdurların uğradıkları maddi ve manevi zararlarını giderdiğine dair dosya kapsamında bir bilgi ve belgenin mevcut olmaması ve gerçeğin ortaya çıkarılmasına önemli ölçüde katkıda bulunması ya da olayın aydınlatılmasında aktif fayda sağlaması gibi pişmanlığını samimi olarak gösterdiği herhangi bir davranışının bulunmaması göz önüne alındığında, sanığı yargılama sürecinde bizzat gözlemleyen ve olumlu kanaate ulaşmayan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde, "Sanığın samimi pişmanlık içerisinde olduğuna dair mahkememizce kanaat oluşmadığından" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdirî indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, sanık hakkında yasal olmayan soyut gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanmadığına ilişkin Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1. Mahkûmiyet kararı verilmesinden dolayı hükmün başında; 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin (suçun işlendiği saatin) yazılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Tam kusurlu olarak üç kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, öncelikle mağdur yolcular Ahmet, Yeter, Emrah, Fatmanur ve Muhammed Emin'in, tüm doktor raporları ve tedavi evrakının varsa grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna gönderilip, 5237 sayılı TCK'nın 89. maddesindeki ölçütlere göre yaralanmalarının niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporları alındıktan sonra, mağdur ...'in nitelikli şekilde yaralandığının tespit edilmesi hâlinde suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı aynı Kanun maddesinin beşinci fıkrası uyarınca adı geçen mağdurun sanığa yönelik şikâyetinin bulunmamasının önemli olmadığı da dikkate alınıp, 5237 sayılı TCK'nın 22/4 ve aynı Kanun'un 61/1. maddelerinde yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, sanığın kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak ve 5237 sayılı TCK'nın 3/1. maddesinde "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçiminde düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak, sanığın hukukî durumunun ve temel cezanın belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde temel cezanın 13 yıl hapis cezası olarak tayin edilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, kısmen Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!