12. Ceza Dairesi 2023/6778 E. , 2024/1922 K.
"İçtihat Metni"B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/606 E., 2023/66 K.
SUÇ : Taksirle Yaralama
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanık hakkında kurulan hükmün; katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, kusuru bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesine göre verilen beraat kararının, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.04.2019 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan kamu davasında iddianame tanzim tarihinden karar tarihine kadar dava zaman aşımını kesen herhangi bir sebebin bulunmadığı ve yargılama aşamasında dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile düşme kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanlar vekilinin temyiz istemi hakkında hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz isteği; düşme kararının hukuka aykırı olduğuna, sanığın senelerdir FETÖ Terör örgüt üyeliği iddiası ile kaçak durumda olduğuna ve hakkında sayısız yakalama kararları olduğuna, kaçaklık hususu ve de daha önceleri düzenlenen yakalama kararları ortada iken davanın düşürülmesi kararı TCK'nın 67/1.maddesine aykırı olduğuna, 5271 sayılı yasa m.327 uyarınca dava nedeniyle yapılan yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına karar verilip vekalet ücretinin taktirine karar verilmemesinin de yerinde olmayıp bozmayı gerektirdiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan ...'nın 19/07/2010 tarihinde, sanık doktor ...'in kontrolünde sezaryen müdahaleli doğumu neticesinde dünyaya gelen kız çocuğu bebek ...'nın, doğum müdahalesi sırasında kesilen damarın dikilmemesi sonucu başında meydana gelen yaralanmanın, sanığın kusurlu eylemi nedeniyle meydana geldiği iddiaları ile soruşturma işlemlerine başlanıldığı olayda; soruşturma aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 17/08/2012 tarihli raporunda; mevcut tıbbi belgelere göre küçüğün kafada saçlı deride tespit edilen lezyonun doğum travmasına bağlı olduğunun söylenemeyeceği lezyonun doğum eylemi ile oluşsa bile olayın bir komplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiği, hususunda rapor sonrasında sanık hakkında 28/11/2013 tarih ve 2013/2147 karar sayılı kararı ile takipsizlik kararı verildiği, katılanların söz konusu takipsizlik kararına karşı yaptığı itirazı üzerine, Muş Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2013 tarih ve 2013/837 D.İş sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı belirtilerek kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda sanığın herhangi bir kast veya taksirinin bulunmadığı gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesine göre verilen beraat kararının, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18.04.2019 tarihli ilâmıyla;
"...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.11.2007 tarih ve 248/251 sayılı kararı ile uyum gösteren Genel Kurul ve Daire kararlarında açıklandığı üzere; mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen ve 1412 sayılı CMUK'un 223/son maddesine paralel bir hüküm içeren 5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesinin ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağı ve derhal beraat kararı verilebilecek hallerle sınırlı olarak uygulanabileceği, “İddianamede tarif edildiği şekli ile fiilin suç teşkil etmemesi ve fiilin suç olmaktan çıkarılması halleri” dışında, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılıp savunması alınmadan beraat kararı verilemeyeceği gözetilmeden, derhal beraat kararı verilmesi gereken bir durum bulunmadığı halde eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde beraat kararı verilmesi..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece uyma kararı verilerek sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan kamu davasında iddianame tanzim tarihinden karar tarihine kadar dava zamanaşımını kesen başka herhangi bir sebebin bulunmadığı ve yargılama aşamasında dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile düşme kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında yaptırıma bağlanmış olup, anılan suçun aynı Kanun'un 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu sürenin 67/4 maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağı, sanık hakkında 17/01/2011 tarihinde soruşturma izni istenildiği, Bingöl Valiliği İl İdare Kurul Müdürlüğü'nün 01/03/2011 tarih ve 13 sayılı kararı ile sanık hakkında soruşturma izni verildiğinden dolayı soruşturma işlemlerine başlanıldığı, bu sürede zamanaşımı süresinin durmuş olduğu, yargılama aşamasında sanığın sorgusunun yapılamadığı ve zamanaşımını kesen en son işlemin iddianame tarihi olan 03.02.2014 tarihi olduğu, ayrıca suç tarihi olan 19.07.2010 tarihinden itibaren 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımının da durma süresi hesaplandığında karar tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla, katılanlar vekilinin sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine dair kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Yapılan yargılama sonunda, sanık hakkında açılan kamu davasının, suç tarihinden itibaren 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu, gerekçeleri gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!