12. Ceza Dairesi 2023/6256 E. , 2024/3780 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/30 E., 2023/198 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
Sanık ... müdafinin süresi içinde yaptığı duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece taksirle öldürme suçundan sanık ...'ün beraatine; görevi kötüye kullanma suçundan sanık ... hakkında verilen düşme hükümleri, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.12.2022 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilerek sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin söz konusu binanın fenni mesulü olmadığından sorumluluğu bulunmadığına, mahkemece eksik inceleme ile dava konusu ile ilgili gerekli yeterli etkin bir araştırma yapmadan karar verildiğine, yapının ruhsatında fenni mesul kısmında müvekkilinin isminin tamamen bilgisi dışında yazılmış olduğuna ve imzası bulunmadığına, yapının sahibi ve müteahhidinin ... ... olduğuna, binanın yapımından bizzat sorumlu kişinin de kendisi olduğuna, usule, hukuka ve yasalara aykırı olarak verilen kararın bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; yerel mahkemece yargılama konusu yapılan hususların tamamının müvekkili ile ilgili olarak soruşturma izni verilmeyen konulara ilişkin olduğuna, taksirli sorumluluğun yasal unsurlarının gerçekleşmediğine, yapı ruhsatının müvekkil tarafından doldurulması ve düzenlenmesinin, mahkeme kararında belirtilen denetim ve kontrol işlerinin de müvekkil tarafından yapılması gerektiği anlamına gelmediğine; binanın fenni ve teknik şartlara göre yapılmasından, binanın dayanıklı olup olmadığının kontrolünden, yapı ruhsatında imzaları bulunan belediye görevlisi olan müvekkilinin doğrudan bir sorumluluğunun bulunmadığına, müvekkil hakkında mahkumiyet hükmü verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğuna, yapı ruhsatını düzenleyen müvekkilinin yapı ruhsatının düzenlendiği dönemde Belediye bünyesinde çalışan mühendis veya mimar olmadığı için bu işler ile görevlendirilmiş olduğuna, müvekkilinin yapı ruhsatının, düzenlendiği dönemdeki teknik imkanlar ve yürürlükteki yasal mevzuata göre yapı ruhsatını eksiksiz olarak kontrol etmiş ve düzenlemiş olduğuna, müvekkilinin sadece kağıt üzerinden, binanın cephelerden taşma yapıp yapmadığını, mevcut imar düzenlemesine uygun olup olmadığını, bina giriş merdiveni, kapı ve otopark gibi eklentilerin projeye uygun olup olmadığını görsel olarak incelediğine, müvekkilinin, binanın yapımında kullanılan malzemeleri denetlemek, binayı yapım aşamasında kontrol etmek, binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elamanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek gibi görevi bulunmadığına, bu konularda kontrol ve denetim görevinin fenni mesule ait olduğuna, müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, numunelerin usulüne uygun alınmadığına, alınan numunelerin delil olma niteliğinin kalmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkilinin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmali olduğu kabul edilse dahi, bu eyleminin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebebiyet vermeyeceği ve bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığına, müvekkilinin olsa olsa görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sorumlu tutulabileceğine, görevi kötüye kullanma suçu açısından zamanaşımı süresinin müvekkilin ruhsatı düzenlediği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı yasanın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıl olduğu ve isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun yapı ruhsatının 1991-1992 yılında düzenlenmesi nedeniyle zamanaşımına uğradığından düşme kararı verilmesi gerektiğine, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte; yerel mahkeme kararında atılı suçun bilinçli taksirle işlenildiğinden bahisle 1/ 2 oranında arttırım yapılmış olduğuna, en kötü ihtimalde dahi müvekkilinin ancak bilinçsiz taksir ile sorumlu tutulabileceğine, yerel mahkeme kararının usul, yasa ve anayasal haklar ihlal edilerek verildiğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte; yerel mahkeme, müvekkili hakkındaki ceza tayininde, dosya kapsamında yer alan müşteki ve katılanlar şikayetçi olmamalarına ve alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir herhangi bir sebep bulunmamasına rağmen hiçbir haklı gerekçe göstermeden cezanın alt haddinden uzaklaşılarak verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü Van ili, Erciş ilçesinde meydana gelen ve merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı, değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Beyazıt Mahallesi Türbe Sokak üzerinde bulunan ... Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu üç kişinin öldüğü, yapılan ölü muayene ve otopsi işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldükleri olayda; 24.10.1991 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık ... olduğu, binanın fenni mesulünün ise sanık ... olduğu, mahkemece hükme esas alınan 18.09.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu depremde yıkılan ... Apartmanına ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklere itibar edildiği, dava konusu binanın yapı ruhsatı almış resmi nitelik kazanmış bir yapı olduğu, sanık ...'ün yıkılan binanın fenni mesulü olduğu, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık ... ...'un söz konusu binanın sahibi yapımından sorumlu olduğu halde yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, imar mevzuatına göre belediyelerin, ilgili tarihte inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin binanın inşaat tekniğine göre inşa edilip edilmediğini kapsamadığı, bu nedenle belediye görevlileri ... ve İsmail Hakkı Erdinç hakkında yapılacak değerlendirmede bu hususun dikkate alınması gerektiği, ancak gerek bilirkişi raporlarından, gerekse KTÜ raporlarından anlaşılacağı üzere somut olayda ... Apartmanı için müellifinin isim ve imzası olmayan statik projelerini, taahhütnamesi olmayan fenni mesulü kabul ederek, statik hesap raporları ve tesisat projesi ve müteahhidinin ismi olmayan binaya yapı ruhsatı düzenledikleri anlaşıldığından, meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği, bu nedenle belediye görevlilerinin taksirinin bulunduğu sonucuna varıldığı, sanık ... hakkında bilirkişi raporlarında, Belediye görevlilerinin (yapı ruhsatında isimleri bulunan) sorumlu olduğu tespit edilmiş ise de; kusurlu eylem ile binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığı ve sanığın atılı söz konusu eyleminin ruhsat tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nın 228. maddesi uyarınca görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu suça ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile kamu davasının düşmesine; sanık ... hakkında ise söz konusu bina ile ilgili sadece mimari proje hizmeti yaptığını bu hususta da bir kusurunun bulunmadığını belirterek üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, tüm dosya kapsamı ve binaya ilişkin belgelerin incelenmesinde sanığın binanın fenni mesulü olduğuna ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığından beraatine ilişkin verilen hükümlerin, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.12.2022 tarihli ilâmıyla;
"...II- Sanık ...'ün taksirle öldürme suçundan beraatine ilişkin hükme yönelik, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya içeriğine; binanın 24.10.1991 tarihli ruhsatnamesinde mimari proje sahibi ve fenni mesulün ... olduğu ve binanın mimari projesi ile inşaatın tekniğine uygun imal edilmesinde sorumluluk üstlendiği, yapı sahibi ... ...'un 18/09/2012 ve 20/01/2014 tarihli ifadelerinde, binanın sanık ...'ün kontrolünde yapılan ve bu şekilde tamamlanan bir bina olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla; 24.10.1991 tarihli ruhsatnamede apartmanının teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen sanığın binanın yapımı aşamasında fiilen denetim yapmaması, fiilen denetim yapmadığı söz konusu binada yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160'ı sağlamayan beton kullanılması, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olması, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar oluşu dikkate alındığında; inşaatın tekniğine uygun imal edilmesinde, 24.10.1991 tarihli ruhsatnameye göre binaya ilişkin sorumluluk üstlenen sanığın, yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ve binanın tamamen yıkılmasında öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu nedenle sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle sanık ...'ün beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA;
III-Sanık ... hakkındaki düşme hükmüne yönelik, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazının incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğu, binadan alınan karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımının 6.88N/mm² olarak elde edildiği, elde edilen bu basınç dayanımının da Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160'tan da düşük olduğunun belirlendiği, yine bilirkişi raporu ile yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, proje verilerine göre zemin kat kolon sayısı, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, beton numuneleri içerisinde standart dışı irilikte agregalar olduğunun tespit edildiği, bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı,
İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15. maddesinin 79. bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı,
24.10.1991 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık ... olduğu, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen bina sahibi sanık ... ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının müellifinin isim ve imzası olmayan statik projelerini, taahhütnamesi olmayan fenni mesulü kabul ederek, elektrik tesisat projesi, statik hesap raporları olmadan yapı ruhsatı verilmesi nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmüne aykırı davrandığı; binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, zemin kat kolon sayısı, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, beton numuneleri içerisinde standart dışı irilikte agregalar olduğunun tespit edildiği, ayrıca malzeme kalitesinde, binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve elektrik tesisat projesi ile statik hesap raporu olmayan ruhsata binaen inşa edilmesi sonucu binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanık ...'ın objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmasına rağmen, İmar Kanununa, 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandığı, üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili olduğu, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanık ...'ın eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanık ... hakkında düşme kararı verilmesi..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesi üzerine Mahkemece, uyma kararı verilerek sanıkların savunmaları alınmış ve sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak üç kişinin ölümüne sebebiyet veren sanıklar hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erciş Ağır Ceza Mahkemesi kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.07.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!