12. Ceza Dairesi 2023/5321 E. , 2023/3433 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/7 E., 2023/105 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli ve 2013/30 Esas, 2015/412 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 nci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince ayrı ayrı olmak üzere 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
2.Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli ve 2013/30 Esas, 2015/412 Karar sayılı kararının sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 09.03.2020 tarihli ve 2020/332 Esas, 2020/2497 Karar sayılı kararı ile;
"...A) Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...'ın 08/04/2012 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA,
B) Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre, tarihi net olarak tespit edilememekle beraber, tahminen 1986 yılında dosya sanıklarından ...tarafından, kendisine ait Van ili Merkez Dereçalık Mahallesi, 217/22 ada/parsel numaralı arsa üzerinde toplam 5 katlı bir bina inşa ettirildiği, inşa edilen bina için yetkili birimlerden her hangi bir yapı izni alınmadığı, binanın kaçak nitelikte olduğu, olaydan sonra yapılan teknik incelemeler neticesinde bu binanın bazı teknik uygunsuzluklar içerdiğinin tespit edildiği, sanık ...tarafından bir süre ikamet edilen ve kullanılan binanın 1998 yılında dosya sanıkları ..., ... ve ... tarafından satın alındığı, satış işleminin binanın üzerinde bulunduğu arsaya ait tapu kaydının devri şeklinde yapıldığı, üzerinde kaçak nitelikte bir yapı bulunan arsayı satın alan sanıklar ..., ... ve ...'ın yapıyı yönetmeliklere uygun hale getirmek ve tapu siciline uygun olarak kaydettirmek için bir takım girişimlerde bulunmasına rağmen bu girişimlerini sonuçlandırmadığı, 23 Ekim 2011 tarihinde Van ilinde gerçekleşen 7.1 büyüklüğündeki deprem neticesinde bahsedilen 5 katlı binanın yıkıldığı ve bina içinde bulunan 8 kişinin öldüğü, 2 kişinin ise nitelikli şekilde yaralandığı, meydana gelen olay neticesinde ölenlerden..., ..., ..., ... ve ...'in babası, ...'ın ise eşi olan müşteki Mehmet'in ve diğer müştekilerin yalnızca dosya sanığı Haydar'dan şikayetçi oldukları olaya ilişkin;
Meydana gelen deprem neticesinde yıkılarak 8 kişinin ölümü ile 2 kişinin yaralanmasına neden olan binaya ilişkin, projelendirme ve inşa aşamasında denetleme ve gerekli görülmesi halinde önleme yetkisine sahip birimlerin yetkili sorumluları hakkında, resmi görev sahipleri bakımından gerekli soruşturma izinleri de alınmak suretiyle, soruşturma ve kovuşturma işlemleri yapılarak hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği, bununla beraber incelenen dosya kapsamında tespit edilen sanıkların yapıyı inşa ettiren kişi ve deprem tarihi itibariyle yapının tapuda kayıtlı maliklerinin olduklarının anlaşıldığı, dosya sanıklarının kusur durumları bakımından yapılan incelemenin, tespit edilebilecek diğer şüphelilerin cezai sorumluluklarını etkileyecek nitelikte olmayacağı, bununla beraber ölümlere neden olan kaçak yapının projelendirme ve inşa sürecinde ihmali davranışları nedeniyle sorumlulukları doğabilecek resmi sıfata sahip şüphelilerin soruşturma ve kovuşturma usullerinin farklılık gösterebileceği göz önünde bulundurularak, tebliğnamede meydana gelen neticede etkin davranışı olan tüm sanık ve şüphelilerin hukuki durumlarının beraberce değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı TCK’da yer verilen, “tedbirsizlik”, “dikkatsizlik”, “meslek ve sanatta acemilik”, “nizamat, evamir ve talimata riayetsizlik”, “kayıtsızlık veya tedbirsizlik”, “hataen ve kayıtsızlıkla”, “müsamaha ve dikkatsizlik” şeklindeki taksir kalıplarına ilgili suç tiplerinde yer verilmemiş, ancak gerek öğretide, gerekse uygulamada, bu taksir kalıplarına yer verilmemiş olmasının, bir eksiklik veya farklılık oluşturmayacağı kabul edilmektedir.
Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
Öğretide ve yargı kararlarında taksirin unsurları,
a) Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
b) Hareketin iradiliği,
c) Neticenin iradi olmaması,
d) Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,
e) Neticenin öngörülebilmesi, ancak bu neticenin fail tarafından öngörülmemesi,
Şeklinde belirtilmiştir.
Bilinçli taksir kavramı mülga 765 sayılı TCK’nın 45. maddesine 8.1.2003 tarihli ve 4758 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra ile hukukumuza girmiş olup, anılan fıkrada, “Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde ceza ... arttırılır.” hükmüne yer verilmiş, aynı hüküm, 5237 sayılı TCK’nın 22. maddenin 3. fıkrasında da korunmuştur.
Taksirden söz edilebilmesi için neticenin öngörülebilir olması gerekli ve yeterli olmasına karşılık, bilinçli taksir halinde failin somut olayda ayrıca bu neticeyi öngörmüş olması da gereklidir.
Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
Bilinçli taksirde netice somut olarak öngörüldüğü halde, istenmemiştir.
Bilinçli taksiri, taksirden ayıran özellik, bilinçli taksirde istenmeyen netice fiilen öngörülürken, taksirde öngörülmemektedir.
Bu bilgiler ışığında sanıklar ..., ... ve ...'ın, tapu sicilinde arsa vasfında kayıtlı olan, anca fiili durum itibariyle üzerinde kaçak nitelikte 5 katlı bir yapı olan taşınmazı 1/3'er oranda paydaş olarak satın aldıkları, sanıkların söz konusu yapının satın alma tarihleri itibariyle tapu sicilinde arsa vasfıyla kayıtlı olduğunu bildikleri, devam eden süreçte yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun şekilde kayıt altına aldırmak için bir kısım işlemler yapmışlarsa da bu girişimlerini neticelendirmedikleri, sanıkların kaçak nitelikte olup meydana gelen deprem neticesinde yıkılan yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun hale getirme niyet ve girişimlerinin ileride ortaya çıkabilecek resmi ve sanıklar arasında mülkiyete ilişkin oluşabilecek sorunları önlemeye yönelik olduğu, 1. dereceden deprem bölgesi sınırları içinde bulunan Van ilinin bu özelliğinin öngörülebilir nitelikte olduğundan şüphe bulunmamakla beraber sanıklar tarafından meydana gelen depremin ve bu deprem neticesinde kendilerinin de bizzat ikamet ettikleri yapının yıkılabileceğini öngörmelerinin beklenemeyeceği, bununla beraber deprem bölgelerinde yapılan inşaatların, inşa edilen yerin deprem risk durumuna göre sağlamlık ve direnç hesaplamalarının inşaatları bizzat projelendiren, sürdüren ve denetleyen kişilerce yapılması gerektiği, sanıklar ..., ... ve ...'ın satın aldıkları ve deprem neticesinde yıkılan binanın kaçak nitelikte olduğunu bilmelerine rağmen inşa aşamasında etkin bir rol almadıkları, kaçak nitelikteki binayı satın alarak bir takım riskleri üstelen sanıkların meydana gelen neticede taksir düzeyinde sorumlu oldukları kabulünde tereddüt bulunmamakla, bir depremin meydana geleceği ve bu deprem neticesinde sahip oldukları binanın yıkılarak ölümlere sebebiyet vereceğini öngörmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği gözetilmeden basit taksir düzeyinde sorumlulukları bulunan sanıklar hakkında TCK'nın 22/3. maddesinde tanımlı bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2020 tarihli ve 2020/111 Esas, 2020/148 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince ayrı ayrı olmak üzere 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
4. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2020 tarihli ve 2020/111 Esas, 2020/148 Karar sayılı kararının sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08.12.2020 tarihli ve 2021/1585 Esas, 2020/2497 Karar sayılı kararı ile;
"...Dosya içeriğine göre; ölenlerden..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın mirasçısı katılan ...'in ve diğer müştekilerin sanıklar ..., ... ve ... hakkında şikayetçi olmadıkları, sanıkların sabıkalarının ve dosyaya yansıyan olumsuz tavırlarının bulunmadığı, ayrıca sanıkların geçmişi nazara alınarak cezalarında TCK'nın 62. maddesi gereğince indirim yapıldığı hususları da dikkate alındığında, müdafiileri aracılığı ile paraya çevirme talebinde bulunan sanıklar hakkında, dosya kapsamıyla uyuşmayan gerekçeler ile TCK'nın 50/4. maddesi delaletiyle TCK'nın 50/1-a maddesinde belirtilen paraya çevirme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.04.2023 tarihli ve 2023/7 Esas, 2023/105 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının atfıyla birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince ayrı ayrı olmak üzere 36.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.07.2023 tarihli ve 2023/79110 sayılı, "Onama" görüşlü tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz isteği;
1.Eksik inceleme ile yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğine, Yerel mahkeme tüm tahkikat boyunca talep etmiş oldukları araştırma ve incelemenin yapılmamış olduğuna,
2.Sanıkların kusurunun bulunmadığına, sorumluluk tamamen binayı inşa eden ve fakat yargılama sırasında vefat eden sanık ...'a ait olduğuna, zira söz konusu yapı ilk sahibi olan ... tarafından usulsüz bir şekilde yaptırılmış olup bu haliyle müvekkillerine satılarak müvekkillerinin de mağdur edilmiş olduğuna,
3.İdarenin denetim görevini yapmaması neticesinde depreme dayanıklı olmayan binalardan olan müvekkillerinin maliki olduğu yapı mücbir sebep olan deprem ile yerle bir olduğuna,
4.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiğine,
5.Bahse konu yapının deprem sonucu yıkılmasında müvekkillerinin kız kardeşleri ... ve ... yaşamını yitirdiği, ayrıca müvekkili ... Hallaç'ın eşi ... ve kızı ...'da ağır yaralanmış olduğuna bu nedenle TCK 22/6 maddesinin dikkate alınması gerektiğine, TCK'nın 22/6 maddesinin sağladığı şahsi cezasızlık sebebinin uygulanarak müvekkillerinin beraatine karar verilmesi gerekirken, 36.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi açık bir şekilde hukuka aykırı olduğuna,
6.Tayin edilen cezaya, müvekkillerinin kusur durumu, iki sınır arasında temel sınır belirlenirken suçun işleniş biçimi, müvekkillerinin taksire dayalı kusurlarının yoğunluğu da nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun şekilde asgari hadden uzak şekilde karar verilmiş olduğuna, verilen bu kararın hukuka aykırı olması nedeniyle bozmayı gerektirdiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, Cumhuriyet Mahallesi 37 pafta, 217 ada ve 22 parselde bulunan Kurbanlar Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu sekiz kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, sanıklar hakkında şikayeti bulunmayan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte, ...'ın ise vücudunda kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandıkları,tapu kaydının incelenmesinden Kurban Apartmanının tapuda Van Merkez Dereçalık Mahallesi 217 ada 22 parsel de kayıtlı olduğu taşınmazın tapuda arsa vasfında tescilli olduğu ..., ..., ...'ın taşınmaza 1/3 oranında malik oldukları, Van Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığının 20/06/2014 tarih ve 1892 sayılı yazılarında Kurbanlar Apartmanı isimli binaya ait ruhsat bulunmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
2.Ölenlerden ... isimli müteveffanın kesin ölüm sebebinin; 24/10/2011 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı’nda belirtildiği üzere, “multip travmaya bağlı iç organlarda kanama” olduğu, ... isimli müteveffanın kesin ölüm sebebinin; 24/10/2011 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı’nda belirtildiği üzere, “deprem sonrası göçükten kaynaklı multiple vücut travması, kafa travması sonucu oluşan solunum ve dolaşım yetmezliği” olduğu, ... isimli müteveffanın kesin ölüm sebebinin; 24/10/2011 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı’nda belirtildiği üzere, “deprem sonrası göçükten kaynaklı multiple vücut travması, kafa travması sonucu oluşan solunum ve dolaşım yetmezliği” olduğu, ... isimli müteveffanın kesin ölüm sebebinin; 24/10/2011 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı’nda belirtildiği üzere, “multip travmaya bağlı iç organlarda kanama” olduğu, ... isimli müteveffanın kesin ölüm sebebinin; 24/10/2011 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı’nda belirtildiği üzere, “multip travmaya bağlı iç organlarda kanama” olduğu, Zehra Nur Tetik isimli müteveffanın kesin ölüm sebebinin; 24/10/2011 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı’nda belirtildiği üzere, “multip travmaya bağlı travma” olduğu, ... isimli müteveffanın kesin ölüm sebebinin; 23/10/2011 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı’nda belirtildiği üzere, “frontal ve maksillar bölgede meydana gelen künt travma sonucu intirakiraniel kanama” olduğu, ... isimli müteveffanın kesin ölüm sebebinin; 26/10/2011 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı’nda belirtildiği üzere, “genel beden travmasına bağlı multiple travmatik faktörler ile göçük altında kalmaya bağlı mekanik asfiksi ve krash sendromu sonrası gelişen komplikasyonların ortak etkisi” olduğu tespit edilmiştir.
3. 03.11.2011 tarihli ön inceleme raporunda; “mevcut yapının yapı elemanlarında, deprem ve kurtarma çalışmaları sırasında parçalanmanın fazla olması nedeniyle binanın taşıyıcı sisteminin belli yerlerinden yalnızca iki adet beton karot numunesi ve değişik çaplarda demir örneğinin alındığı, binanın beş normal kattan oluştuğu, bina taşıyıcı sisteminin betonarme olduğu, döşeme kalınlığının 12 cm olduğu, döşeme demirlerinin düz olduğu, çapı 10cm ve aralıklarının genel olarak 17 cm olduğu, yapım yılının yerinde alınan bilgilere göre 18-20 yıl kadar önce olduğu” tespit edilmiştir.
4. 09.12.2011 tarihinde keşfe gidilerek binadaki kolon sayıları ile zeminin ölçümüne ilişkin detaylı çalışmalar yapılmış ve “binanın beş normal kattan oluştuğu, yerinde alınan bilgilere göre yapım yılının 18-20 yıl kadar önceye tekabül ettiği, binanın temel tipinin sürekli temel olduğu, binanın zemin katında toplam 15 adet kolon olduğu, zemin katta temelden çıkan kolon filizlerinin görülebildiği, etriyelerin tespit edilemediği, tespit edilen tüm donatıların nervürsüz olduğu” belirlenmiştir.
5. ... Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerinden kurulu Nisan 2012 tarihli bilirkişi heyet raporunda;
"...Van İli'nde bulunan Kurbanlar Apartmanı hakkında dosya üzerinden yapılan incelemeler, deneysel çalışmalar, araştırmalar ve değerlendirmelere göre elde edilen sonuçlar aşağıda verilmektedir:
• 18-20 yıl önce yapıldığı belirtilen bina, 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girmektedir.
• 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe göre bina önem katsayısı F dir.
• 23 Ekim 2011 tarihli depremden sonra binada hasar tespiti yapılamamıştır.
• Binanın mimari ve statik projeleri ile hesapları dosya kapsamında bulunamamıştır.
Sadece zemin kata ait kolon rölevesi mevcuttur. Dolayısıyla, hem projeler olmadığından ve hem de röleve yetersiz olduğundan, bina taşıyıcı sistem özellikleri tam olarak belirlenememiş ve analizler yapılamamıştır.
• 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "6.3 Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde yapılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıflan hakkında bilgiler verilmektedir. Binaya ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 10.71N/mm olarak elde edilmiştir. Bu değerin ilgili yönetmeliğin B160 sınıfı beton için öngördüğü minimum koşulları sağlamadığı görülmektedir.
• Binanın mimari ve statik projeleri bulunmadığından, tüm katlara ait kolon, kiriş, döşeme ve temellerin kesit ve donatı açısından kontrolü yapılamamıştır.
• Binanın yapılması sırasında hazırlanmış zemin raporu dosyada bulunamamıştır.
• Dosyada sunulan belgelerden zemin sınıfı Z3, deprem bölgesi 1. derece olarak belirlenmiştir.
• Parça beton numuneler içersinde standart dışı agregalar tespit edilmiştir.
• Çelik donatı çubuğu örnekleri üzerinde gerçekleştirilen çekme deneyleri sonucunda bahis konusu donatı çubuklarının ilgili standardın S220 (BÇ la) için verdiği kriterleri sağladıkları tespit edilmiştir.
• Dosyadaki belgelerden, bina taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasının yetersiz olduğu görülmektedir.
• Soruşturma dosyası kapsamında gönderilen numuneler, deneylerde kullanıldığından iade edilememiştir.
Van İli'nde bulunan Kurbanlar Apartmanı hakkında dosya üzerinden yapılan incelemeler, deneysel çalışmalar, araştırmalar ve değerlendirmelere göre elde edilen sonuçlar aşağıda verilmektedir:
• 18-20 yıl önce yapıldığı belirtilen bina, 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girmektedir.
• 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe göre bina önem katsayısı Fdir.
• 23 Ekim 2011 tarihli depremden sonra binada hasar tespiti yapılamamıştır.
• Binanın mimari ve statik projeleri ile hesapları dosya kapsamında bulunamamıştır. Sadece zemin kata ait kolon rölevesi mevcuttur. Dolayısıyla, hem projeler olmadığından ve hem de röleve yetersiz olduğundan, bina taşıyıcı sistem özellikleri tam olarak belirlenememiş ve analizler yapılamamıştır.
• 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "6.3 Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde yapılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıflan hakkında bilgiler verilmektedir. Binaya ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 10.71N/mm olarak elde edilmiştir. Bu değerin ilgili yönetmeliğin B160 sınıfı beton için öngördüğü minimum koşulları sağlamadığı görülmektedir.
• Binanın mimari ve statik projeleri bulunmadığından, tüm katlara ait kolon, kiriş, döşeme ve temellerin kesit ve donatı açısından kontrolü yapılamamıştır.
• Binanın yapılması sırasında hazırlanmış zemin raporu dosyada bulunamamıştır.
• Dosyada sunulan belgelerden zemin sınıfı Z3, deprem bölgesi 1. derece olarak belirlenmiştir.
• Parça beton numuneler içersinde standart dışı agregalar tespit edilmiştir.
• Çelik donatı çubuğu örnekleri üzerinde gerçekleştirilen çekme deneyleri sonucunda bahis konusu donatı çubuklarının ilgili standardın S220 (BÇ la) için verdiği kriterleri sağladıkları tespit edilmiştir.
• Dosyadaki belgelerden, bina taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasının yetersiz olduğu görülmektedir.
• Soruşturma dosyası kapsamında gönderilen numuneler, deneylerde kullanıldığından iade edilememiştir..." şeklinde olduğu ayrıca, "deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi" adı altında tablo hazırlandığı görülmektedir.
6.Dosya kapsamına göre; Van ili Merkez ilçe, Cumhuriyet Mahallesi 37 pafta, 217 ada ve 22 parselde bulunan Kurbanlar Apartmanı'nın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 03.11.2011 ve 13.12.2011 tarihli ön inceleme raporlarında binanın 18-20 yıl önce yapıldığı, binanın betonarme taşıyıcı sisteme sahip olduğu ve toplam 5 normal kattan oluştuğunun belirlendiği, ayrıca binaya ait herhangi bir mimari ve statik proje bulunmadığı anlaşılmaktadır.
7. Dosya sanıklarından olup, ölümü nedeniyle hakkında düşme kararı verilmiş olan ...tarafından, kendisine ait arsa üzerinde toplam 5 katlı bir bina inşa ettirildiği, inşa edilen bina için yetkili birimlerden herhangi bir yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni alınmadığı, bu nedenle binanın kaçak nitelikte olduğu, olaydan sonra yapılan teknik incelemeler neticesinde binanın bazı teknik uygunsuzluklar içerdiğinin tespit edildiği, sanık ...tarafından bir süre ikamet edilen ve kullanılan binanın, 1998 yılında dosya sanıkları ..., ... ve ... tarafından tapu sicilinde arsa vasfında kayıtlı olan, ancak fiili durum itibariyle üzerinde kaçak nitelikte 5 katlı bir yapı olan taşınmazı 1/3'er oranda paydaş olarak satın alındığı, satış işleminin binanın üzerinde bulunduğu arsaya ait tapu kaydının devri şeklinde yapıldığı, sanıkların söz konusu yapının satın alma tarihleri itibariyle tapu sicilinde arsa vasfıyla kayıtlı olduğunu bildikleri, devam eden süreçte yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun şekilde kayıt altına aldırmak için bir kısım işlemler yapmışlarsa da, bu girişimlerini neticelendirmedikleri, sanıkların kaçak nitelikte olup meydana gelen deprem neticesinde yıkılan yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun hale getirme niyet ve girişimlerinin ileride ortaya çıkabilecek resmi ve sanıklar arasında mülkiyete ilişkin oluşabilecek sorunları önlemeye yönelik olduğu, sanıkların satın aldıkları ve deprem neticesinde yıkılan binanın kaçak nitelikte olduğunu bilmelerine rağmen inşa aşamasında etkin bir rol almadıkları, kaçak nitelikteki binayı satın alarak bir takım riskleri üstlenen sanıkların meydana gelen neticeden basit taksir düzeyinde sorumlu olduklarının kabul ve tespit edildiği anlaşılmaktadır.
7.Sanıkların atılı suçlamaları kabul etmedikleri ve bozma ilâmları öncesinde duruşmada alınan savunmalarında;
Sanık ...'ın; "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Depremde çöken Kurban Apt. Bizim aile apartmanımızdır. Bina ..., ... ve ... üzerine kayıtlıdır. Binada babam, kız kardeşim vefat eden ..., ağabeyim ... Hallaç ailesi ile birlikte ve babam Muharrem Hallaç oturuyordu. Ayrıca dışarıdan kiracımız olan Mehmet isimli bir şahıs vardı. Kendisi deprem esnasında yoktu ancak ailesi vardı. Bizim aile çevremiz dışında Mehmet'in çocukları deprem nedeniyle vefat etti. Yengem ve yeğenim yaralı kurtuldu. Kız kardeşim ... ve ablam Fatma İmren dışında vefat eden kimse yoktur. Bu binayı biz yaptırmadık. Binayı satın almış olduğumuz ... isimli şahıs yaptırmıştır. Daha doğrusu kendisi bize binayı yaptırdığını söyledi. Bu binayı 1998 yılının 10 yada 11 aylarında satın aldık. O tarihten beride bu binada oturuyoruz. Suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum," şeklinde beyanda bulunduğu,
Sanık ...'ın; "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Bahsi geçen 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen depremde yıkılan Kurban Apartmanının 3 sahibinden biriyim. Apartmanın diğer sahipleri ... ve ...'tır. Biz bu binayı ...'dan 1998 yılı içerisinde ayını tam olarak hatırlayamıyorum satın aldık. O tarihten beri bu binada oturuyoruz. Binayı satın alırken projesinin ve tapu kaydının olduğu bize söylendi. Tapuya gittik ve üzerimize devraldık, ancak proje kaydını üzerimize alamadık. Aslında bu binayı satın alan kişi babam Muharrem Hallaç'tır. Kendisi vefat etmiştir. İşlemleri de o yaptırdı. Ancak ben yanında bulundum. Diğer kardeşlerimin satın alırken haberleri dahi yoktu. Babam tarafından daireler kendilerine verilirken mal sahibi oldular. Babam bu binayı satın alıp direk bizlerin üzerine yaptırdı. Biz bu binayı ...'dan aldığımız için binayı da onun yaptırdığını biliyoruz. Bizden önce kendisi bu binada oturuyordu. Biz binayı satın aldıktan sonra bina üzerinde herhangi bir esas işlem yapmadık, değişiklikte bulunmadık. Aynı şekilde oturmaya devam ettik. Binanın proje sorumlusu da bildiğim kadarıyla ...'dır. Binanın yıkılmasında benim hiç bir sorumluluğum yoktur. Bu nedenle beraatimi talep ediyorum," şeklinde beyanda bulunduğu,
Sanık ...'ın; "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Bu binayı 1998 yılında babam ile büyük kardeşim beraber satın aldılar. Satın aldıktan sonra bende tapuya giderek imza attım. Binanın alımında benim bir dahilliğim olmadı. Asıl binayı satın alan babamızdır. Binayı satın alıp bizim üzerimize yaptırdı. Biz bu binayı ... isimli şahıstan satın aldık. Kendisi bize bu binayı ailesi için yaptırdığını söylemiştir. Bizden önce de kendisi ailesi ile birlikte oturuyordu. Biz oturmaya bşaladıktan sonra bina üzerinde herhangi bir değişiklik yapmadık. Suçlamaları kabul etmiyorum. Binanın yıkılmasında benim herhangi bir sorumluluğum bulunmamaktadır. Beraatimi talep ediyorum," şeklinde beyanda bulunduğu,
Yargılama aşamasında ölen sanık ...'ın; "Ben Van'da bulunan evimi bundan 17 sene önce ...' a satmıştım. Geçen sona olan depremden sonra ev yıkıldı. Evi alanlar beni şikayet etti. Ben evi satmadan önce 7 yıl bu evde oturmuştum. Benim evimi taşeron yapmıştı. Ben inşaattan anlamam. Evin yıkılmasında benim suçum yoktur, Ben suçsuzum, üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum, beraatime karar verilmesini istiyorum," şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
8. Ölenlerden..., ..., ..., ... ve ...'in babası, ...'ın ise eşi olan katılan ...'in ve diğer müştekilerin sadece temyiz dışı sanık Haydar'dan şikayetçi oldukları, katılan ... hakkında Mahkemece 09/07/2013 tarihinde katılma kararı verildiği belirlenmiştir.
9. ...'in yargılama aşamasında alınan beyanında; "Ben deprem sırasında il dışındaydım. Ben davaya konu olan binada oturuyordum. Geldiğimde binanın yıkıldığını gördüm. Depremde eşim ... kızım ..., Kızım ..., oğlum ..., Kızım... yine oğlum... vefat etti. Yine ailemden Kızım ... ve oğlum ... yaralı olarak kurtuldular. Ben sanıklardan şikayetçiyim. Davaya katılma talebimiz vardır. bu aşamada başka söylemek istediğim bir husus yoktur" dediği, 20/03/2014 tarihli duruşmada da; "......, ... ve ... isimli şahıslardan şikayetçi değilim, çünkü onlar benim gibi mağdurdur, ancak ben binayı yapan ...'dan şikayetçiyim, orada ihmali bulunan diğer kurumlardan da şikayetçiyim, onların cezalandırılmasını istiyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu,
...'ın soruşturma aşamasında alınan beyanında; "Yukarıdaki bilgiler doğrudur ve bana aittir. Ben ev kızıyım, annem olan ... ve babam ... ile birlikte Cumhuriyet Cad. Vali Konağı Karşısı ... sayılı adreste yaşamaktaydım. 23/10/2011 tarihinde Van ili ve civarında yaşanan depremde belirttiğim evde oturmaktaydım. Depremde binamız tamamı ile yıkıldı, deprem sırasında enkaz altında kalmadım ancak üzerime yıkılan kolonlar ve patlayan duvarlar geldi. Bundan dolayı yaralandım, aynı gün Van ili merkezinde bulunan Medisina hastanesine oradan araştırma hastanesinde oradan da bölge eğitim ve araştırma hastanesine sevkim yapılmış, ben o sıralarda kendim de değildim. 9 gün Van Bölge hastanesinde tedavim yapıldı. Yaralanma nedeniyle sol kolumda hasarlar meydana geldi, Van ilindeki techizatlar yeterli olmadığından tedavim tam anlamıyla yapılamamaktır. Bölge hastanesine sevk edilmem durumunda mevcut durum itibariyle yaralanmam tespit edilse bile tedavi sürecim takip edilmeyecektir. Biz binanın güvenli olmadığını düşünseydik zaten oturmazdık, binayı güvensiz olmasına rağmen bize satan sadece ...'dan şikayetçiyim, kendisinin cezalandırılmasını istiyorum. Diğer şüpheliler dahil başka hiç kimseden şikayetim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
10.Tanık D.A.'nın anlatımı, ölenlere ait ölü muayene ve otopsi tutanakları, yaralılara ilişkin doktor raporları, keşif zabıtları, bilirkişi raporları, ön inceleme raporu, Van Büyükşehir Belediyesine ait cevabi yazılar, fotoğraflar ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
11.Mahkemece taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilen sanıklar hakkında;
"...Sanıklar ..., ... ve ...'ın, tapu sicilinde arsa vasfında kayıtlı olan, ancak fiili durum itibariyle üzerinde kaçak nitelikte 5 katlı bir yapı olan taşınmazı 1/3'er oranda paydaş olarak satın aldıkları, sanıkların söz konusu yapının satın alma tarihleri itibariyle tapu sicilinde arsa vasfıyla kayıtlı olduğunu bildikleri, devam eden süreçte yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun şekilde kayıt altına aldırmak için bir kısım işlemler yapmışlarsa da bu girişimlerini neticelendirmedikleri, sanıkların kaçak nitelikte olup meydana gelen deprem neticesinde yıkılan yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun hale getirme niyet ve girişimlerinin ileride ortaya çıkabilecek resmi ve sanıklar arasında mülkiyete ilişkin oluşabilecek sorunları önlemeye yönelik olduğu, 1. dereceden deprem bölgesi sınırları içinde bulunan Van ilinin bu özelliğinin öngörülebilir nitelikte olduğundan şüphe bulunmamakla beraber sanıklar tarafından meydana gelen depremin ve bu deprem neticesinde kendilerinin de bizzat ikamet ettikleri yapının yıkılabileceğini öngörmelerinin beklenemeyeceği, bununla beraber deprem bölgelerinde yapılan inşaatların, inşa edilen yerin deprem risk durumuna göre sağlamlık ve direnç hesaplamalarının inşaatları bizzat projelendiren, sürdüren ve denetleyen kişilerce yapılması gerektiği, sanıklar ..., ... ve ...'ın satın aldıkları ve deprem neticesinde yıkılan binanın kaçak nitelikte olduğunu bilmelerine rağmen inşa aşamasında etkin bir rol almadıkları, kaçak nitelikteki binayı satın alarak bir takım riskleri üstlenen sanıkların meydana gelen neticede taksir düzeyinde sorumlu oldukları kabulünde tereddüt bulunmamakla, bir depremin meydana geleceği ve bu deprem neticesinde sahip oldukları binanın yıkılarak ölümlere sebebiyet vereceğini öngörmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği, binanın deprem sonucunda yıkılması nedeniyle sanıkların da mağdur olmuş olduğu anlaşıldığından basit taksir düzeyinde sorumlu olduklarına mahkememizce kanaat edinilmiş olup deprem sonucunda 8 kişinin ölmesi, 2 kişinin yaralanması şeklinde zararın ağırlığı gözetilerek sanıklar hakkında teşditli ceza uygulanması yoluna gidilerek ceza tayin edilmiştir.
Sanıkların yargılama sürecindeki saygılı tutum ve davranışları ve cezanın sanıkların gelecekleri üzerindeki olası etkileri sanıklar lehine indirim nedeni kabul edilerek hükmedilen ceza TCK 62/1 fıkrası uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilmiştir.
Sanıkların sosyal ve ekonomik durumu ile suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak, TCK'nın 50/4. Maddesi delaletiyle gereğince sanıklar hakkında hükmolunan uzun süreli hapis cezasının TCK 50/1-a md. Uyarınca adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiş..." gerekçeleri ile sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının atfıyla birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince ayrı ayrı olmak üzere 36.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
12.Sanıklara ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
13.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanıkların bozma ilâmına karşı savunmalarının alındığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A. Sanıklar Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden
Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, ölenler hakkında tanzim olunan ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, olayın aydınlatılmasına yeter nitelikte kapsamlı olarak inceleme yapıldığı ve delil toplandığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafiinin eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Kusur Durumu Yönünden
... Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Nisan 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği buna göre; Kurbanlar Apartmanının yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 03.11.2011 ve 13.12.2011 tarihli ön inceleme raporlarında binanın 18-20 yıl önce yapıldığı, binanın betonarme taşıyıcı sistemine sahip olduğu ve toplam 5 normal kattan oluştuğu, dosya kapsamında binaya ait herhangi bir mimari ve statik proje ile hesaplarının bulunmadığının tespit edildiği, 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıflan hakkında bilgiler verildiği, karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda elde edilen ortalama basınç dayanımının, 10.71N/mm2 olarak tespit edildiği, bu değerin 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen asgari B160 beton sınıfına ait dayanım değerinden düşük olduğunun belirlendiği, sonuç olarak dosya kapsamında yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde,1.derece deprem bölgesinde bulunan söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının rapor edildiği anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafinin kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden
... Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Nisan 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, Kurbanlar isimli binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının tespit edildiği, bu konuda sorumluluğun binayı inşa ettiren ve yargılama aşamasında vefat eden sanık ... ile binayı satın alan ve deprem tarihine kadar yaklaşık 13 yıldan beri yapının sahipleri olan sanıklar ..., ... ve ... isimli kişilerde olduğu, sanıkların tapu sicilinde arsa vasfında kayıtlı olan, anca fiili durum itibariyle üzerinde kaçak nitelikte 5 katlı bir yapı olan taşınmazı 1/3'er oranda paydaş olarak satın aldıkları, sanıkların söz konusu yapının satın alma tarihleri itibariyle tapu sicilinde arsa vasfıyla kayıtlı olduğunu bildikleri, devam eden süreçte yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun şekilde kayıt altına aldırmak için bir kısım işlemler yapmışlarsa da bu girişimlerini neticelendirmedikleri, sanıkların kaçak nitelikte olup meydana gelen deprem neticesinde yıkılan yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun hale getirme niyet ve girişimlerinin ileride ortaya çıkabilecek resmi ve sanıklar arasında mülkiyete ilişkin oluşabilecek sorunları önlemeye yönelik olduğu anlaşılmakla; atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğundan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafinin bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
4.5237 Sayılı Kanun'un 22 nci Maddesinin Altıncı Fıkrasının Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Kurbanlar Apartmanının depremde yıkılması ve çökmesi sonucu sekiz kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, sanıklar hakkında şikayeti bulunmayan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte, ...'ın ise vücudunda kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandıkları, ölenlerden ikisinin ve yaralıların sanıkların akrabası olduğu olayda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 22 nci maddesinin 6. fıkrasının uygulanabilmesi için taksirle hareket sonucu neden olunan neticenin, münhasıran sanığın kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması gerektiği, sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 85 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki suçu oluşturduğu, eylemin bölünemeyeceği anlaşılmakla; hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafinin bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
5. Temel Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre sanıkların söz konusu yapının satın alma tarihi itibariyle tapu sicilinde arsa vasfıyla kayıtlı olduğunu bildikleri, devam eden süreçte yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun şekilde kayıt altına aldırmak için bir kısım işlemler yapmışlarsa da, bu girişimlerini neticelendirmedikleri, dosya sanıklarından olup, ölümü nedeniyle hakkında düşme kararı verilmiş olan sanık ...tarafından, kendisine ait arsa üzerinde toplam 5 katlı bir bina inşa ettirildiği, inşa edilen bina için yetkili birimlerden herhangi bir yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni alınmadığı, bu nedenle binanın kaçak nitelikte olduğu, olaydan sonra yapılan teknik incelemeler neticesinde binanın bazı teknik uygunsuzluklar içerdiğinin tespit edildiği, sanık ...tarafından bir süre ikamet edilen ve kullanılan binanın, 1998 yılında dosya sanıkları ..., ... ve ... tarafından tapu sicilinde arsa vasfında kayıtlı olan, ancak fiili durum itibariyle üzerinde kaçak nitelikte 5 katlı bir yapı olan taşınmazı 1/3'er oranda paydaş olarak satın alındığı, satış işleminin binanın üzerinde bulunduğu arsaya ait tapu kaydının devri şeklinde yapıldığı, deprem tarihine kadar yaklaşık 13 yıldan beri binanın sahipleri olan sanıkların kaçak nitelikte olup meydana gelen deprem neticesinde yıkılan yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun hale getirme konusunda gerekli özeni göstermedikleri ve 8 kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak ve basit taksir düzeyinde neden olan sanıklar hakkında cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedildiği anlaşıldığından, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafinin tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.04.2023 tarihli ve 2023/7 Esas, 2023/105 Karar sayılı kararında sanıklar müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!