WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2023/5125 E.  ,  2023/3979 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/120 E., 2023/152 K.
SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 42. Ceza Mahkemesinin, 19.02.2016 tarihli ve 2015/354 Esas, 2016/96 Karar Sayılı Kararı İle Sanık Hakkında;

a) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin ikinci fıkrasının yollaması ile birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 7.875,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

b) Cinsel taciz, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasın (a) bendi uyarınca beraate,

Karar verilmiştir.

2. İstanbul Anadolu 42. Ceza Mahkemesinin, 19.02.2016 tarihli ve 2015/354 Esas, 2016/96 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.01.2019 tarihli ve 2018/7118 Esas, 2019/629 Karar sayılı kararı ile; sanık müdafinin temyizi ile sınırlı yapılan inceleme sonunda;

"1- Hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiilerinin savunma hakkı ve masumiyet ilkesinin ihlal edildiğine, sübuta, usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, yasal olmayan gerekçeler ile alt sınırdan uzaklaşıldığına, peşin ve keyfi olarak tahmin üzerine hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,

2-Cinsel taciz, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz isteminin incelenmesine gelince:

Sanık müdafiilerinin temyiz dilekçesinin içeriğinden temyiz itirazlarının, vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 gün ve 2011/5-137 esas, 2013/58 sayılı kararında da belirtildiği üzere, aynı davada yargılandığı hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında müdafiileri tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat edilen suçlar nedeniyle avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği cihetle, sanık müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA" ...Karar verilmiştir.

3.Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.01.2019 tarihli ve 2018/7118 Esas, 2019/629 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekili tarafından süresi içerisinde yapılan temyiz istemi hakkında inceleme yapılmadığı gerekçesi ile itiraz edilmesi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5024 Esas, 2019/12115 Karar sayılı kararı ile;

"Dairemizce verilen 16.01.2019 tarihli ve 2018/7118 esas, 2019/629 sayılı karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, katılan vekilinin temyizi hakkında inceleme yapılmadığı gerekçesiyle itiraz edilmekle, 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine 02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99. maddesine eklenen 3. fıkra uyarınca itiraz konusu değerlendirildi:

İncelenen dosya da; İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2016 tarih, 2015/354 esas, 2016/96 sayılı kararına karşı sanık müdafii tarafından 22.02.2016 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu ve yerel mahkemece düzenlenen 06.05.2016 tarihli temyiz formunda sadece sanık müdafinin temyizinin bulunduğu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınınca düzenlenen 11.10.2018 tarih, 2016/212532 numaralı tebliğnamenin de sanık müdafinin temyizi hakkında görüş içermesi nedeniyle 16.01.2019 gün ve 2018/7118 esas, 2019/629 karar sayılı dairemizce yapılan incelemede katılanın vekiline ait temyiz taleplerine ilişkin dosya arasında UYAP ortamında herhangi bir temyiz istemine ilişkin dilekçeye rastlanmadığı, bu nedenle temyiz incelemesinin sanık müdafinin temyizi ile sınırlı yapıldığı, dairemiz kararının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 18.02.2019 tarihinde teslim edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 22.05.2019 tarihinde itirazda bulunulduğu, katılan vekilinin dairemiz kararından sonra dosya arasına giren ve 22.02.2016 tarihli dilekçe içeriklerine göre süresinde temyiz talebinde bulunmuş olduğu ancak dairemizce inceleme yapıldığı sırada söz konusu dilekçenin dosya arasında ve UYAP kayıtlarında bulunmaması nedeniyle inceleme dışı kaldığı tespit edilerek yapılan incelemede:
Gereği düşünüldü:

1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2-Dairemizin 16.01.2019 gün ve 2018/7118 esas, 2019/629 sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Hakaret suçundan sanığın mahkumiyetine, cinsel taciz, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından sanığın beraatine ilişkin İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2016 tarihli 2015/354 esas, 2016/96 karar sayılı hükmü sanık müdafileri, katılan vekili temyizi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine yeniden incelenerek gereği düşünüldü:

1- Hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde:

Sanık hakkında hüküm kurulurken TCK'nın 61/5. maddesi gereğince aynı Kanunun 125/1-2. maddesi gereğince temel ceza belirlendikten sonra aynı maddesinin 4. fıkrası gereğince artırım yapıldıktan sonra TCK'nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının gerekirken, aynı maddeye göre artırımın belirlenen temel ceza üzerinden yapıldıktan sonra TCK'nın 125/4. madde ve fıkrası gereğince artım yapılması sonuç cezayı değiştirmediği için bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafilerinin savunma hakkı ve masumiyet ilkesinin ihlal edildiğine, sübuta, usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, yasal olmayan gerekçeler ile alt sınırdan uzaklaşıldığına, peşin ve keyfi olarak tahmin üzerine hüküm kurulduğuna, katılan vekilinin sanık hakkında daha fazla ceza verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,

2- Cinsel taciz suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde:
Sanık müdafilerinin temyiz dilekçesinin içeriğinden temyiz itirazlarının, vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 gün ve 2011/5-137 esas, 2013/58 sayılı kararında da belirtildiği üzere, aynı davada yargılandığı hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında müdafileri tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat edilen suçlar nedeniyle avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği anlaşıldığından,

Yapılan yargılama sonunda, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanığın cezalandırılması gerektiğine, sanıklar müdafilerinin vekalet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,

3-Özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz isteminin incelenmesine gelince:

Sanık müdafiilerinin temyiz dilekçesinin içeriğinden temyiz itirazlarının, vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 gün ve 2011/5-137 esas, 2013/58 sayılı kararında da belirtildiği üzere, aynı davada yargılandığı hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında müdafileri tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat edilen suçlar nedeniyle avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği anlaşılmakla,

Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar müdafinin vekalet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin tüm, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Dosya kapsamına göre; avukat olan sanığın, facebook adlı bir internet sitede yöneticiliğini yaptığı avukat, hakim savcı omuz omuza adlı grupta yine avukat olan ve avukatlar sendikası başkanı olan katılanın daha önce kendi şahsi facebook hesabında yayınlamış olduğu resimlerini alarak, katılanın rızası dışında yayınlaması şeklinde sübutu kabul edilen eyleminin bir bütün halinde TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından beraate karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,"...Karar verilmiştir.

3.İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2023 tarihli ve 2020/120 Esas, 2023/152 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen, 03.07.2023 tarihli ve 12-2023/51937 sayılı hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz isteği; özetle; suça konu resimlerin katılan tarafından alenileştirilmiş olması nedeniyle kişisel veri kapsamında kalmadığı ve atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının süresinde yapılmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, vesaire,

2.Katılan vekilinin temyiz isteği özetle; sanığın eyleminin iki ayrı suça vücut vermesi nedeniyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan da sanık hakkında cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ceza miktarının eksik belirlendiğine;İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

1.İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22.05.2015 tarihli ve 2015/20956 sayılı iddianamesi ile sanığın, avukat olan ve suç tarihinde avukatlar sendikası başkanı olan katılana ait resimleri alarak, katılanın rızası dışında facebook adlı internet sitesi üzerinden yayınladığı iddiası ile sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan kamu davası açılmıştır.

2.Mahkemece; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.01.2019 tarihli ve 2018/7118 Esas, 2019/629 Karar sayılı bozma kararına uyularak, katılanın daha önce şahsi facebook hesabında yayınladığı resimleri sanığın yöneticiliğini yaptığı avukat, hakim savcı omuz omuza adlı facebook grubunda katılanın rızası dışında yayınladığı sabit görülerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 136 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyete karar verilmiştir.

3. Sanık bozma sonrası yapılan yargılama sırasında özetle; hakkında verilen beraat kararının Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından gerekçesiz, tamamen dosyanın maddi hakikatine aykırı biçimde dosyada Türk Ceza Kanunu'nun 136 ncı maddesinden yapılmış bir savunmasının olmadığı halde cezalandırılması için bozulduğunu, Yargıtay kararında zikredildiği gibi bir avukat olmadığını, Türkiye'nin Profesör ve Doçent ünvanlı 5 kişi olan Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku hocalarından birisi olduğunu, Yargıtay'ın bu yanlış kararı ile daha hakkına karar verdiği kişinin mesleğini dahi yanlış nitelendirdiğini, dosyanın Yargıtay tarafından nitekli ve gereğince okunduğu kanaatinde olmadığını, kişinin kendi alenileştirdiği verinin TCK 136 bağlamında cezaya muhtaç bir veri olmadığını, Kişisel Verilerinin Koruma Kanunun beşinci maddesinin ikinci fıkrasının d bendinin açıkça bu hususu hukuka uygunluk olarak düzenlendiğini, Türk Ceza Kanunu'nun sistematik gayi ve açıdan sadece mahrem özel hayatın gizli alanına ait kişisel verileri koruduğunu, mahrem olamayan kişisel veri Türk Ceza Kanunu bağlamında cezaya muhtaç bir kişisel veri olmadığını, bu bağlamda suçun maddi unsuru oluşmadığı gibi hukuka uygunluk nedeni de olduğunu, katılanın Türkiye'nin ilk avukatlar sendikası kurucu başkanı olması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları çerçevesinde kamuya mal olmuş kişilerinin eylemlerinin kamuya aşılmasında kamusal fayda olduğunu, Bu nedenle katılanın kurduğu sendika başkanlığının kavramını ve bu şekilde avukatın reklam yasağı hususunun sorgulamak için tamamı hukukçulardan oluşan bir grupta katılanın kendisinin alenileştirdiği fotoğrafların paylaşarak mizah unsuru da katılarak kamusal tartışma açıldığını, suçun manevi unsurunun oluşmadığı şeklinde beyanda bulunarak atılı suçlamayı reddetmiştir.

4.Katılan bozma sonrası yapılan yargılama sırasında özetle; sanık tarafından cinsel ve hakaret içerikli yazılarla resimlerinin rızası dışında paylaşıldığını, atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğunu, sanığın ayrıca özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan da cezalandırılması gerektiğini beyan ederek sanık hakkındaki şikayetini devam ettirmiştir.

IV. GEREKÇE
A) Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Suça Konu Resimlerin Katılan Tarafından Alenileştirilmiş Olması Nedeniyle Kişisel Veri Kapsamında Kalmadığına ve Atılı Suçun Unsurlarının Oluşmadığına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
24.03.2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun (6698 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde kişisel veri; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlanmış olup; kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir. Herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmekte ise de, anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, maddenin uygulamasında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve failin eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.

6698 sayılı Kanun'un "Genel ilkeler" kenar başlıklı 4 üncü maddesi şöyledir:
" (1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.

(2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur:

a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma.

b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma.

c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.

ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma.

d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme."

"Kişisel verilerin işlenme şartları" kenar başlıklı 5 inci maddesi ise şöyledir:

"(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.

(2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür:

a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.

b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.

c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.

ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.

d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.

e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.

f)İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması."

Yukarıdaki Kanuni düzenlemelere göre; kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,” ifade eder denilmekle, sadece “sır” niteliğinde kişisel verilerin değil, her türlü kişisel verinin korunduğu açıkça düzenlenmiştir. Kişisel verilerin işlenmesinde 6698 sayılı Kanun'un dördüncü maddesinde sayılan a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme, ilkelerine aykırı davranılmaması gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; sanığın, katılan tarafından daha önce kendi şahsi facebook hesabında yayınladığı resimlerini alarak, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici sözlerle birlikte yöneticiliğini yaptığı sosyal paylaşım platformunda katılanın rızası dışında yayınlamasına konu eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 136 ncı maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğuna ilişkin yerel mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtirazının Süresinde Yapılmadığına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Dairemiz 16.01.2019 tarihli ve 2018/7118 Esas, 2019/629 Karar sayılı ilamı ile sanık müdafinin temyiz sebepleri ile sınırlı inceleme yapıldığı, katılan vekilinin süresi içerisinde vermiş olduğu ancak dosya içerisine girmeyen temyiz dilekçesinin mevcut olduğunun anlaşılması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesi için Dairemizin kararına itiraz edildiği, temyiz incelemesinin bir dava mahiyetinde olduğu ve taraf teşkilinin sağlanmasının zorunlu olduğu, ilk inceleme sırasında katılan vekilinin temyiz dilekçesinin dosya içerisinde ve Uyap ortamında bulunmaması nedeniyle inceleme dışında bırakıldığı görüldüğünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının taraf teşkilinin sağlanması yönündeki itirazının kabulüne karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

3. Lehe Hükümlerin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır.

2.5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

3.Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; yargılama sürecinde pişmanlığını samimi olarak gösterdiği herhangi bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında kurulan hükümde, "sanığın yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkisi dikkate alındığında.. ve .. kasıtlı bir suçtan mahkumiyetine karar verilmiş olup suç işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık göstermemesi nedeniyle cezasının ertelenmesi halinde suç işlemekten çekineceğine dair olumlu kaanaat edinilmediği.." şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Diğer Temyiz İstemleri Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B) Katılan Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2023 tarihli ve 2020/120 Esas, 2023/152 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.