12. Ceza Dairesi 2023/4908 E. , 2024/863 K.
"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇ : Taksirle yaralama
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Taksirle yaralama suçundan şüpheli ... hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2021 tarihli ve 2018/16492 soruşturma, 2021/14420 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Alanya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 07/04/2022 tarihli ve 2022/172 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.05.2023 tarihli kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57309 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,16.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57309 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“...Müşteki Murat Hatip'in 05/03/2018 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle Alanya Başkent Üniversitesi Hastanesine başvurması üzerine 13/03/2018 tarihinde şüpheli tarafından safra kesesi (kolesistektomi) ameliyatı yapılarak iki gün sonra taburcu edildiği, 30/03/2018 tarihinde karın ağrısı, nefes darlığı, kan kusma ve makatından kan gelmesi şikayetleri ile yeniden aynı hekime başvurması üzerine yapılan muayene üzerine başka hekime yönlendirildiği, 18/04/2018 tarihinde benzer şikayetler üzerine yeniden aynı hastaneye müracaatı üzerine ERCP yapılması için başka hastaneye sevk edildiği, 20/04/2018 tarihinde müştekinin acil ameliyata alındığı ve karaciğer yaralanması tespit edildiği olay nedeniyle müştekinin vekili aracılığı ile şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, Adlî Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 23/12/2020 tarih ve 5862 sayılı kararında, ".. Kolesistektomi ameliyatlarında gösterilen her türlü dikkat ve özene rağmen meydana gelen safra yolları yaralanmasının komplikasyon niteliğinde olduğu; hastanın 30.03.2018 tarihli genel cerrahi başvurusunda yapılan tetkik ve tedavilerde komplikasyon yönetimi açısından eksiklikler bulunduğu; ancak hastanın 18.04.2018 tarihli genel cerrahi başvurusunda tedaviyi reddederek ilgili hekimin kontrolünden çıkmış olduğundan ilgili hekime tıbben hata atfedilmediği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor verildiği, olayda taksirle yaralama suçunun yasal şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; karara esas alınan Adlî Tıp Raporunda, "...Kanlı kusma ve makattan kan gelmesi şikayetleri nedeni ile Gastroenteroloji konsultasyonu istenmesinin uygun olduğu ancak safra kesesi ameliyatı olmuş, karın ağrısı ile gelen ve lökositozu olan postop bir hastada kan biyokimyası istenmesi ve en azından batın USG ile görüntüleme yapılmasının uygun bir yaklaşım olduğu ancak hastanın 30.03.2018 tarihli genel cerrahi polikliniği başvurusunda bunların yapılmamış olmasının uygun olmadığı.." hususuna yer verilmesi karşısında, müştekinin rahatsızlığı üzerine teşhis ve tedavisini gerçekleştiren şüpheli yönünden kusur durumunun tespitine yönelik yeniden rapor aldırılması, gerektiğinde ECRP işlemi ile sonraki ameliyatı gerçekleştiren ilgililerin tanık sıfatıyla ayrıntılı beyanlarının alınması suretiyle şüphelinin hukukî durumunun tayin ve tespiti gerekirken, yetersiz ve eksik inceleme ile verilen Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar ile,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05/09/2013 tarihli ve 2012/19402, esas, 2013/19286 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesi ancak mahkeme hakimi tarafından yapılabileceği, kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, konunun teknik bilgiyi gerektirmesi, hakimin hukuk bilgisiyle sorunu çözemeyeceği durumlarda, bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinde dahi, bilirkişinin inceleme yetkisi kusurlulukla ilgili olmayıp, işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmcsi ile sınırlı olacağı, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkına haiz bulundugu, bilirkişi tarafından münhasıran hakimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerekmekle birlikte, bu yöndcki bir değerlendirmenin dc hakimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı, meydana gelen olay nedeniyle şüphelilerin kusur durumlarının mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde;
Somut olayda; müşteki Murat Hatip'in 05.03.2018 tarihinde karın ağrısı şikayeti ile Alanya Başkent Üniversitesi Hastanesine başvurduğu, çekilen USG'de safra kesesinde polip tespit edilerek 13.03.2018 tarihinde kolesistektomi ameliyatı yapıldığı, 30.03.2018 tarihinde karın ağrısı ve nefes darlığı, kan kusma ve makatından kan gelmesi şikayetleri ile aynı hastaneye ameliyat eden hekime başvurduğu, yapılan muayenesinden sonra başka bir hekime yönlendirildiği, dışkıda gizli kan pozitif olduğu, mide kanaması teşhisi konularak taburcu edildiği, 18.04.2018 tarihinde ani başlayan mide ağrısı şikayeti ile aynı hastane acil servisine başvurduğu, yapılan muayenesinde batında yaygın hassasiyet, Defans ve Rebound olduğu tespit edilerek koledokta tıkanıklık olduğundan şüphelenilip ERCP yapılması için sevk edildiği, Medicalpark Antalya Hastanesinde 19.04.2018 tarihindeki ERCP girişiminin başarısız olması üzerine 20.04.2018 tarihinde ameliyat edildiği ve karaciğer yaralanması tespit edildiği;
Adli Tıp Kurumu raporunda;
''Kanlı kusma ve makattan kan gelmesi şikayetleri nedeni ile Gastroenteroloji konsultasyonu istenmesinin uygun olduğu ancak safra kesesi ameliyatı olmuş, karın ağrısı ile gelen ve lökositozu olan postop bir hastada kan biyokimyası istenmesi ve en azından batın USG ile görüntüleme yapılmasının uygun bir yaklaşım olduğu ancak hastanın 30.03.2018 tarihli genel cerrahi polikliniği başvurusunda bunların yapılmamış olmasının uygun olmadığı;
... İleri merkezde yapılan tetkiklerinde safra yollarında yaralanma olduğunun anlaşıldığı, 20.04.2018 tarihinde yapılan peroperatif kolanjiografide bifurkasyon düzeyinde Strasberg E3 tipi yaralanma olduğu ayrıca hepatik arterin sağ dalının kesilip kliplendiğinin görüldüğü, böylece laparoskopik kolesistektomi sonrası safra yollarının yaralandığının anlaşıldığı,
...hastanın 30.03.2018 tarihli genel cerrahi başvurusunda yapılan tetkik ve tedavilerde komplikasyon yönetimi açısından eksiklikler bulunduğu...'' hususlarının belirtildiği anlaşılmakla müştekinin rahatsızlığı üzerine teşhis ve tedavisini gerçekleştiren şüpheli yönünden kusur durumunun şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile verilen kyok kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Alanya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 07/04/2022 tarihli ve 2022/172 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.20224 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!