WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2023/4542 E.  ,  2023/2760 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3718 E., 2019/2098 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 10.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilininin kasten öldürme suçundan yakalanarak 20.08.2017 tarihinde gözaltına alındığını, 21.08.2017 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı, konutunu terk etmemek adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığını, 25.09.2017 tarihine kadar konutunu terk etmemek adli kontrol tedbiri altında kaldığını, yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verildiğini, haksız bir şekilde gözaltında kalması ve ev hapsi şeklindeki adli kontrol nedeniyle kazanç kaybına ve manevi zarara uğradığını belirterek; 70.000 TL maddi, 70.000 TL manevi tazminatın haksız gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.

2. Davalı vekili 06.06.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın yasal süresinde açılmadığını, bu nedenle tazminat talebinin yersiz olduğunu, hatta istenen tazminatın fahiş olduğunu, ayrıca davacının talep etmiş olduğu tazminat miktarının somut verilere dayanmadığını, faiz ve vekalet ücreti talebinin yersiz olduğunu,sonuç olarak davacının haksız ve yerinde olmayan davasının reddi gerektiğini" beyan etmiştir.

3. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/255 Esas 2018/378 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2018/3718 Esas 2019/2098 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.10.2021 tarihli davacı vekilinin ve 22.05.2023 tarihli davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

6. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 06.03.2023 tarih 2021/7278 Esas 2023/659 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ve davacının temyiz dilekçesinin usûlüne uygun şekilde davalı vekiline tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükmü temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.05.2023 tarihli davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi; eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın reddi gerektiğine, reddedilen tazminat miktarı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna,vekalet ücretine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince;davacı hakkında kasten öldürme suçundan kamu davası açıldığı, mahkemenin 23.03.2018 tarih 2018/144 karar sayılı kararı ile üzerine atılı suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verildiği, kararın 31.03.2018 tarihde kesinleştiği anlaşılmıştır. Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 30.05.2018 tarihli yazı cevabının incelenmesinde; davacıya 22.08.2017 tarihinde çağrı çıkarılıp kolluk birimine bilgi verilerek infazına başlandığı, 23.08.2017 tarihinde elektronik kelepçe takıldığı, davacının tutuklanması nedeni ile 02/10/2017 tarihinde elektronik kelepçenin teslim alındığı, Adana 6. ACM nin 27.02.2018 tarihli kararı ile davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin kaldırıldığı bildirildiğinden kaydın kapatıldığının belirtildiği; Uyaptan yapılan incelemede davacının 29.09.2017 tarihinde tutuklu sıfatıyla cezaevine girdiği,

Her ne kadar davacı dava dilekçesinde haksız olarak gözaltında kaldığından bahisle tazminat talep etmiş ise de; Adana 6. ACM'nin 27/06/2018 tarihli yazı cevabında davacının, mahkemelerinin 2017/554 E sayılı dosyasında gözaltında kalmadığının bildirildiği anlaşıldığından davacının haksız gözaltında kaldığından bahisle maddi/manevi tazminat talebinin reddine; denetimli serbestlik dosyasının incelenmesinde davacının konutu terk etmeme adli kontrolünün infazına 22.08.2017 tarihinde başlandığı, 29.09.2017 tarihinde başka bir suç nedeniyle tutuklandığından cezaevine girdiği ve işbu dosyadaki karar tarihi itibari ile de cezaevinde olduğu bu durumda adli kontrolün 22.08.2017 - 29.09.2017 tarihleri arasında uygulandığı anlaşıldığından; 2017 yılı asgari ücret tarifesine göre aylık asgari ücretin 1.404,06 TL olduğu, aylık olarak ücretin belirlenmiş olması nedeniyle aylık ücret 30 gün üzerinden değerlendirilmiş ve günlük olarak hesaplandığında 46,80 TL'ye denk geldiği anlaşılmış, yapılan hesaplamalar neticesinde davacının 38 gün için 1.778,40 TL maddi ve 2.500 TL manevi tazminatın haksız konutu terk etmeme adli kontrolün infazına başlandığı tarih olan 22.08.2017 dan itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunan davacı vekili ve davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/554 Esas 2018/144 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten öldürme suçundan Adana 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.08.2016 tarihli 2017/646 sorgu nolu kararıyla davacının kasten öldürme suçundan dolayı tutuklama talebinin reddi ile yurt dışına çıkış yasağı ve konutunu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar verilerek davacının serbest bırakıldığı, yapılan yargılama sonunda davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 31.03.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak olan ve kamusal nitelik taşıyan ceza mahkemesinde, bazı koruyucu tedbirlere başvurulması gerekebilir. Bu tedbirler, muhakemenin yapılabilmesi açısından, delillerin karartılmasını önlemeye yönelik olabileceği gibi şüpheli ya da sanığın hazır bulundurulmasını veya ilerde verilecek hükmün yerine getirilmesini sağlamak amacını da taşıyabilir. Koruma tedbirleri kavramı içinde yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama ve el koyma, adli kontrol, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme ve telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi konuları yer almaktadır. 466 sayılı Kanunda bu koruma tedbirlerinden yakalama, gözaltı ve tutuklama, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141. ve devamı maddelerinde ise yakalama, gözaltı, tutuklama, arama ve el koyma işleminden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmininin düzenlendiği dikkate alınarak somut olay değerlendirildiğinde;

Davacı hakkında uygulanan 5271 sayılı CMK'nın 109/3-j maddesinde düzenlenen konutunu terk etmemek ve aynı Kanun'un 109/3-a maddesinde düzenlenen yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirleri nedeniyle açılan tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davacı hakkında verilen konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin 22.08.2017 - 29.09.2017 tarihleri arasında infaz edildiği gerekçesiyle verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Davacı vekili tarafından davacının üzerine atılı suçtan yakalanarak gözaltına alınması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olarak yapılan temyiz incelemesinde; davacı vekilince davacının 20.08.2017 tarihinde gözaltına alındığının belirtildiği, ilk derece mahkemesince tazminat esas ceza yargılamasını yapan mahkemeden davacının gözaltında bulunup bulunmadığının sorulduğu, mahkemece davacının gözaltında kalmadığının belirtilmesi üzerine bu talep ilişkin olarak tazminat isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamında yer alan iddianamenin incelenmesinde; davacının 17.08.2017 tarihinde yakalandığının belirtildiği, Adana 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.08.2017 tarihli 2017/646 sorgu numaralı sorgu zaptına göre kasten öldürmeye teşebbüs suçundan Adana Hazırlık Bürosunun 21.08.2017 tarih ve 2017/55739 soruşturma sayılı yazılarıyla birlikte tutuklama istemiyle mevcutlu olarak gönderilen davacı sanığın adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasına karar verildiği anlaşılmakla; davacı hakkında yürütülen soruşturma dosyasının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örneğinin dosya içerisine alınarak davacı ile ilgili yakalama ve gözaltı evraklarının bulunup bulunmadığının tereddüte mahal verilmeyecek şekilde araştırılması, davacının yakalanarak gözaltında kaldığının belirlenmesi halinde davacının atılı suçtan beraat ettiği de dikkate alınarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141. ve devamı maddeleri gereğince yakalama, gözaltı işleminden kaynaklanan maddi ve manevi zararlarını talep edebileceği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

2. Kabule göre de; 5271 sayılı CMK’nın 142/9. maddesindeki “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz” hükmü gereğince kabul edilen tazminat miktarı ve karar tarihi dikkate alınarak, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine, sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücrete hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı ve davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2018/3718 Esas 2019/2098 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3 Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Ceza yargılamasında temel amaç maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bununla birlikte amaç ne pahasına olursa olsun maddi gerçeğin ortaya çıkarılması değil, hukuka uygun yöntemlerle maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Ceza yargılaması, devletlerin egemenlik hakkı ve kamu düzeni ile yakından ilgili olmakla beraber insan hakları açısından da önemlidir. Bu nedenle ceza yargılamasında kanıt toplama araçlarının hukuka uygunluğu ile elde edilen kanıtların yargılamada kullanılması birbiriyle bağlantılı ve uygun olmak zorundadır.

Bir suç nedeniyle yapılan soruşturmada, soruşturmanın yapılabilmesini ve yargılama sonunda verilen kararın yerine getirilebilmesini sağlamaya dönük olarak yasalarda öngörülmüş olan ve hükümden önce birtakım temel hak ve özgürlüklere kısıtlama getiren geçici tedbirlere "koruma tedbirleri" denmektedir.

Koruma tedbirleri hem geçici hem de henüz ortada bir mahkumiyet hükmü bulunmadan uygulanan tedbirler olduğu için insan hakları ihlalleri açısından en sık karşılaşılan alan olmaktadır. Suçsuzluk karinesi ile kamu düzeninin sağlanması için belli şüphe altındaki kişilerin özgürlüklerinin kısıtlanmasının çatıştığı alan koruma tedbirleri alanıdır. Bu nedenle koruma tedbiri uygulanan kişilerin, uygulanan tedbir nedeniyle uğradıkları her türlü zararın Devletçe giderilmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yedinci Bölüm başlığı "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat"tır. Buna göre, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında tutuklama, yakalama, arama, el koyma şeklindeki koruma tedbirinin hukuka aykırı ve haksız olarak uygulanması sonucu kişilerin uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini mümkün olmaktadır. Kişi özgürlüğünün haksız ve hukuka aykırı olarak kısıtlanması başlı başına önemli bir insan hakkı ihlalidir. Haksız tutulmanın sonucu ve hukuk devletinin gereği olarak bu halde devletin tazmin sorumluluğu doğacaktır.

CMK'nın 141 ilâ 144. maddelerinde de kişinin haksız tutulması halinde tazminat ödeneceğini düzenlemiştir. Burada önemli olan kriter, kişi hakkında uygulanan koruma tedbirinin sonucu, kişi özgürlüğünün kısıtlanmış olmasıdır.

5271 sayılı CMK'nın 141. maddesi 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 02/07/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 98. maddesiyle CMK'nın adli kontrolü düzenleyen 109. maddesinin üçüncü fıkrasına (j) bendi eklenmiş ve "konutu terk etmemek" şeklinde yeni bir adli kontrol kurumu getirilmiştir. Hâkim kararı ile suç soruşturması veya kovuşturmasında şüphelinin özgürlüğü bu şekilde kısıtlanmakta, kişi konutunu belirlenen süre ile terk edememekte, bir anlamda konutta hapsedilmektedir. Tutuklama ile ev hapsini içeren koruma tedbiri neticeten aynı sonuçları doğurmaktadır.

Maddi ceza hukukunda kıyas mümkün değilse de ceza yargılama hukukunda, kişi hak ve özgürlük alanını genişletici ve koruyucu şekilde kıyas yapılması mümkündür.

CMK'nın 141. maddesinden sonra yürürlüğe giren CMK'nın 109/3-(j) maddesinde düzenlenen "konutu terk etmemek" koruma tedbirinin de tutuklama gibi kişi hürriyetini kısıtlamaya yönelik bir koruma tedbiri olduğu açıktır. Tutuklama durumunda tazminat ödenmesi mümkün kabul edilirken, aynı şekilde kişinin özgürlüğünü ve serbestçe hareket edebilme hakkını ortadan kaldıran "konutu terk etmemek" koruma tedbirinde tazminat ödenmemesini kabul etmek evrensel hukuk değerleri ve yasanın amacı ile uygun düşmemektedir.

Ayrıca, CMK’nın 109/6. maddesi de “Adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.” hükmünü getirmek suretiyle sanığın ceza alması halinde ev hapsinin verilen cezadan mahsubuna cevaz vermiştir.

Kanun koyucunun hürriyeti tahdit ettiğini kabul edip verilecek cezadan mahsubuna hükmettiği bir konuda, kanun koyucunun beraat eden davacıya ev hapsi nedeniyle “kanun koyucu tazminat vermeyi açıkça hükme bağlayabilirdi” savıyla tazminat verilmemesi kanun koyucu iradesinin dar yorumlanmasıdır. Oysa, kişi hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılması halinde bunun tazmini için kanun koyucu iradesinin geniş yorumlanması hukuk ilkelerine daha uygun düşecektir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; ev hapsi nedeniyle maddi manevi tazminat talebinin kabulü yönündeki yerel mahkeme ve istinaf mahkemesi kararının “ONANMASI” yerine “CMK’nın 141 ve devamı maddeleri gereğince yakalama, gözaltı işlemlerinden kaynaklanan maddi ve manevi zararların talep edilebileceği” savıyla kararın “BOZULMASINA” karar veren çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 11/09/2023