12. Ceza Dairesi 2023/4114 E. , 2023/4020 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3724 E., 2022/4231 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Davacı hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 03.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; 2009 yılında emekli olan müvekkilinin Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 22.02.2010 tarihinde tutuklandığını, bulunla birlikte toplam 3 kez tutuklandığını, 3 kez tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonunda beraat ettiğini, halen çalıştığı EYB Holding AŞ de çalışmak üzere 2010 yılında anlaştığını anlaşma ile ilgili belgeyi daha önce mahkemeye sunduklarını, balyoz davası nedeniyle çalışamadığını ve zarara uğradığını, eşinin ceza evi ziyaret masraflarını, kendisinin ceza evi masraflarını, tazminata esas dosyada avukat masraflarını, kızının yurtdışında okuduğu okulda ve yaşadığı çevrede bazı öğrencilerin sözlü ve dijital tacizlerine maruz kaldığını, okuduğu okul ve ülkeden ayrılmak, başka bir ülkedeki okula geçmek zorunda kaldığını, bu sıkıntılı süreçte 3 yıl kaybetmesinden dolayı zararını, cezaevinde haksız olarak tutuklu kaldığı 1344 gün için 699.800,00 TL maddi ve 1.344.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, hükmedilecek tazminata haksız fiilin gerçekleştiği 22 Şubat 2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep etmiştir.
Davacı vekili 10.02.2016 tarihli dilekçesinde maddi tazminatı 699,800,00 TL, manevi tazminatı ise 1.344.000,00 TL olarak ıslah ettiğini bildirmiştir.
2.Davalı vekili 04.11.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın reddinin gerektiğini, mahkemenin yetkili olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının iddia ve taleplerin söz konusu yasa kapsamı dışında kaldığını, davacının tamamen kendi kusurlu eylemin sonucuna katlanmak durumunda olduğunu, kusurlu eyleminin sorumluluğunun Hazineye yükletilmesinin yasa dışı olduğunu, uğranıldığı iddia edilen maddi zarar da ispatlanmamış olduğunu, zararın dayandığı sebepler ve delillerin ispatlanmamış olduğunu, manevi tazminat talebinin fazla olduğundan reddi gerektiğini, öne sürmüştür.
3.İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2016 tarihli ve 2015/332 Esas, 2016/312 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 31.572,37 TL maddi, 700.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 19.04.2017 tarihli ve 2017/24 Esas, 2017/1465 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılarak, maddi tazminat talebine ilişkin davanın kısmen kabulü ile 31.572,37 TL maddi tazminatın 719,93 TL'si için 22.02.2010 tarihinden itibaren, 1491,64 TL'si için 05.04.2010 tarihinden itibaren, 29.360,80 TL'si için 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebine ilişkin davanın kısmen kabulü ile takdiren 180.000,00 TL manevi tazminatın; 4.996,00 TL'si için 22.02.2010 tarihinden itibaren, 10.854,00 TL'si için 05.04.2010 tarihinden itibaren, 164.150,00 TL'si için ise 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
5.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 19.04.2017 tarihli ve 2017/24 Esas, 2017/1465 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.06.2022 tarihli ve 2021/3554 Esas, 2022/4634 Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin 10.02.2016 havale tarihli ıslah dilekçesinde 699.800,00 TL maddi, 1.344.000,00 TL manevi tazminat talep ederek ıslah beyanında bulunduğunun anlaşılması karşısında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 177 inci maddesinin ikinci bendi maddesi gereğince, davacı tarafın bu talebinin davalı tarafa bildirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, kabul ve uygulamaya göre; maddi tazminatın, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı 22.02.2010 – 01.04.2010 tarihleri arası için net asgari ücret üzerinden hesaplanan “720,71” TL, tutuklu kaldığı 05.04.2010 – 22.06.2010 tarihleri arası için net asgari ücret üzerinden hesaplanan “1.479,86’’ TL, 11.02.2011 – 19.06.2014 tarihleri arası için net asgari ücret üzerinden hesaplanan “29.721,77’’ TL ve toplam 31.922,77 TL yerine, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak bu miktarın altında kalacak şekilde “31.572,37’’ TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı aleyhine eksik maddi tazminata hükmolunması, ve hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğundan bahisle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
6.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/3724 Esas, 2022/4231 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile 31.922,77 TL maddi tazminatın; 720,71 TL'si için 22.02.2010 tarihinden itibaren, 1.479,86 TL'si için 05.04.2010 tarihinden itibaren, 29.721,77 TL'si için 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte,300.000,00 TL manevi tazminatın; 10.000,00 TL'si için 22.02.2010 tarihinden itibaren, 20.000,00 TL'si için 05.04.2010 tarihinden itibaren, 270.000,00 TL'si için ise 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
7.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2023 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Davacı vekilinin temyiz istemi;
Ülkemizdeki yüksek enflasyonunun da bulunması nedeniyle de hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna, ilişkindir.
B. Davalı vekilinin temyiz istemi;
Davanın reddi gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna, davacı hakkında mükerrer dosya bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğine, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğuna, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 22.02.2010 – 01.04.2010 tarihleri arasında 38 gün gözaltında ve tutuklu, 05.04.2010 – 22.06.2010 tarihleri arasında 78 gün tutuklu ve 11.02.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, davacı lehine bozma ilamına da uyularak 31.922,77 TL maddi tazminatın; 720,71 TL'si için 22.02.2010 tarihinden itibaren, 1.479,86 TL'si için 05.04.2010 tarihinden itibaren, 29.721,77 TL'si için 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte,300.000,00 TL manevi tazminatın; 10.000,00 TL'si için 22.02.2010 tarihinden itibaren, 20.000,00 TL'si için 05.04.2010 tarihinden itibaren, 270.000,00 TL'si için ise 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 22.02.2010 – 01.04.2010 tarihleri arasında 38 gün gözaltında ve tutuklu, 05.04.2010 – 22.06.2010 tarihleri arasında 78 gün tutuklu ve 11.02.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A.Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Hükmedilen maddi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Maddi tazminatın, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı süreler için net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2.Hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti edildiğinden manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B.Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Hükmedilen tazminat miktarları yönünden;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği ve davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, davalı vekilinin maddi ve manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
2.Hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 9 uncu bendi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Davalı lehine vekalet ücreti ödenmesi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/3724 Esas, 2022/4231 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!