12. Ceza Dairesi 2022/9300 E. , 2023/3518 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/111 E., 2022/189 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
KARAR : Davanın kısmen kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 02.03.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/217 Esas, 2014/102 sayılı dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama ile suç işleme amacı ile örgüte üye olma suçlarından 10.10.2011 tarihinde tutuklandığını, 10.04.2013 tarihinde tahliye edildiğini, müvekkilinin 18 ay tutuklu kalması nedeniyle 40.000,00 TL maddi 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 90.000,00 TL tazminatın tutuklama tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 15.05.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının sanık olarak yargılandığı dava dosyası ve dayanağı bilgi belgeler incelendiğinde; kendi kusurlu eylemleri ile tutuklamaya sebep olduğunun anlaşıldığını, hal böyle iken kendi ihmal ve kusurlu davranışları ile tutuklamaya sebebiyet veren davacının manevi tazminat talebinde bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın beyanından, tutuklu kaldığı süre içinde mahkum kaldığı gelirin ne olduğu konusunda açık bilgi edinilememiş olduğunu, davacının ekonomik ve sosyal durumu dikkate alındığında talep etmiş olduğu manevi tazminat miktarının fahiş olduğunun açık olduğunu, ilgili Yasanın öngörmüş olduğu koşulları taşımayan davalının tazminat talebinın haklı olmadığını, bu nedenle davacının tazminat taleplerinin ve miktarlarını kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/224 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4.Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/224 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 07.02.2022 tarihli ve 2020/10836 Esas, 2022/752 Karar sayılı ilâmıyla;
"5271 sayılı CMK'nın 141 ve devamı maddelerinde koruma tedbirleri nedeni ile tazminat davasının açılma koşulları ve süresi düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 142/1. maddesinde karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğinin hüküm altına alındığı, tazminat talebinin dayanağı olan Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2014 tarih, 2012/217 Esas – 2014/102 Karar sayılı beraat hükmünün 23.05.2014 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşme şerhli beraat hükmünün 27.06.2014 tarihinde davacıya (sanığa) tebliğ edildiği ancak beraat hükmü içeriğinde CMK'nın 141/2. ve 232/6. maddelerinde belirtildiği şekilde ilgiliye ayrıntılı olarak tazminat hakkının bulunduğu, başvuru mercii ve süresi hatırlatılmadığı gibi kesinleşen hükmün tebliğinde de başvuru merciine ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği dikkate alınarak, tazminat davasının 02.03.2015 tarihinde ve CMK'nın 142/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre içinde açıldığı gözetilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, tazminat davasının CMK'nın 142/1. maddesinde öngörülen 3 aylık süre içinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi,"
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
6. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2022/111 Esas, 2022/189 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 12.997,69 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.11.2022 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davanın reddi gerektiğine,
2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna,
3.Karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine,
4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
5.Sair nedenlere,ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
Silivri 6. Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nün 08.04.2022 tarihli yazısına göre davacı adına olan Çatalca Sulh Ceza Mahkemesi'nin 10/10/2011 tarih ve 2011/27 sorgu sayılı tevkif müzekkeresi kurumlarınca 10.10.2011-10.04.2013 tarihleri arasında kesintisiz infaz gördüğü, davacının tutuklu kaldığı 2011-2013 yıllarına dair sigorta priminin ödenmediği ve bahsi geçen yıllarda sigortalı bir çalışmasının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bilirkişi tarafından tanzim edilen 12.05.2022 tarihli rapor doğrultusunda; davacının 10.10.2011-10.04.2013 tarihleri arasında ilgili tutuklama müzekkeresinden tutuklu kalması nedeniyle maddi kazanç kaybının (tutuklandığı tarih itibariyle çalışmadığı anlaşıldığından net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmıştır) 12.997,69 TL olduğu hesaplanmış ve mahkemece davacı lehine 12.997,69 TL maddi tazminata hükmedilmiş, fazlaya ilişkin talepleri ise reddedilmiştir.
Davacının tutuklanmasına neden olan olayın oluş tarzı, tutuklulukta geçirdiği süre, hakkında uygulanan tedbirin niteliği, maruz kaldığı elem ve ızdırap dikkate alınarak hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun olduğu değerlendirilen 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, fazlaya ilişkin talepleri ise reddedilmiştir.
Her ne kadar maddi ve manevi tazminata faizi yasaklayan ve süreklilik kazanmış olan Yargıtay İçtihatları mevcut ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/11/2004 tarih ve 2004/1-177 Esas 2004/203 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere özetle: “…Anayasa’nın 19. maddesinin son fıkrasında 4709 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile “Tazminat hukukunun genel prensiplerine” dayalı olarak tazminat esasının getirilmesi ve üst norm niteliğinde olması nedeniyle, 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Yasa kapsamında verilen maddi ve manevi tazminatlarda, faize de hükmedilmesini olanaklı hale geldiğinin..” belirtilmesi karşısında mahkememizce davacı lehine takdir olunan maddi ve manevi tazminata taleple bağlı kalınarak tutukluluk tarihinden (10.10.2011) itibaren işleyecek yasal faize hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2014 tarih, 2012/217 Esas – 2014/102 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 10.10.2011-10.04.2013 tarihleri arasında 548 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 23.05.2014 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanunda öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış, bu itibarla davalı vekilinin temyiz sebebi reddedilmiştir.
3.Karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacının talebi de gözetilerek hükmedilen tazminat miktarlarına tutuklama tarihinden itibaren faiz işletilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
5.Sair nedenlere ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2022/111 Esas, 2022/189 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!