WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2022/8531 E.  ,  2024/931 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜM : Beraat hükmü kaldırılarak mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/2 bendi uyarınca ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1-1.cümle, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 100 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eylemin sanığın kardeşi tarafından gerçekleştirildiğine, eylemin 2012 yılında yapıldığına, iddianamede TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasının talep edilmediğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk derece mahkemesince, sanığın atılı suçu kabul etmediği ve eylemin kardeşinin gerçekleştirdiğini savunduğu, sanık Derya'nın da bu beyanları doğruladığı dikkate alındığında sanığın atılı suçu işlediğine dair bir şüphenin oluştuğu anlaşılmakla, "şüpheden sanık yararlanır" evrensel hukuk ilkesi gereğince sanığın beraatine dair hüküm tesis edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davaya konu uygulamaların yapıldığı taşınmazın sanığın annesi Ayşe Akbaş adına kayıtlı Bodrum Bitez mevkii 236 Ada 22 parsel sayılı taşınmaz olup, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu'nun 15/08/2001 tarih ve 565 sayılı kararı ile ve sonra devam eden 29/04/2011 tarih ve 7082 sayılı kararı ile III. derece Doğal Sit Alanı içerisinde kaldığı, 02/06/2016 tarihinde Bodrum Belediyesince taşınmaz üzerinde halı saha yapmak amacıyla ruhsatsız olarak 47 x 28 metre ebatlarında perde beton zemin ile stabilize dolgu yapıldığı ve çevresine bir kısmı yerleştirilmiş demir boru konulduğundan bahisle yapı tatil zaptı düzenlendiği, 07/06/2016 tarihinde yapılan kontrolde ise inşaata devam edilerek 6 adet demir boru takıldığı belirtilerek mühür bozma tutanağı düzenlendiğinin anlaşıldığı, sanık savunmasında davaya konu uygulamaları kendisinin değil de kardeşinin yaptırdığını, sit alanı olduğunu bilmediğini savunmuş ise de; soruşturma aşamasında taşınmaz annesi adına kayıtlı olmakla birlikte kendisinin ilgilendiği, davaya konu boruları kendisinin diktiğini, söz konusu uygulamayı projelendireceğini, kovuşturma aşamasında ise halı saha yapma kararı aldığını belirterek kardeşinin başlattığı uygulamayı tamamlamak için belediyeye başvurduğunu belirttiği, bu bağlamda sanığın hakkında karar kesinleşen diğer sanıkla baştan itibaren fikir ve eylem birliği ile hareket ettiği, III. derece Doğal Sit alanına 47 x 28 metre ebatlarında perde beton zemin ile stabilize dolgu yaparak ve çevresine demir boru dikerek fiziki ve inşai müdahele ile doğal sit alanına zarar verdiği kabul edilerek üzerine atılı suçtan cezalandırılması gerektiği kanaatine ulaşıldığı, gerek taşınmazın tapu kaydında "SİT" şerhi bulunması, gerekse sanığın daha önce belediye imar müdürlüğünde çalıştığını beyan etmesine göre sanığın taşınmazın sit alanında kaldığını bilmediği savunmasına itibar edilemeyeceği, ayrıca davaya konu olayla ilgili olarak tutulan ilk tutanakta alanın sit içerisinde bulunduğu belirtilmesine rağmen eylemin devam edip yeni direkler dikilmesi hususları da dikkate alındığında bu savunmanın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğunun kabul edildiği, iddianamedeki olay anlatımı ve dosya kapsamına göre sanığın ilk tutanaktan sonra eylemini devam ettirmesine göre hakkında TCK'nın 43. maddesi uygulanarak cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR
2863 sayılı Kanun'un 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanun'un 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanunu'na 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanun'a tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanun'un 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilerek yapılan incelemede;

02.06.2016 tarihli yapı tatil zaptı ile; 236 ada 22 parsel nolu taşınmazda, betonarme perde etrafına dökülmüş, içeri stabilize dolgu dökülmüş, perde betonun üzerine halı saha amaçlı demir boruların bir kısmı yerleştirilmiş halde imalat tespit edilerek mühürlendiği, 07.06.2016 tarihli yapı tespit tutanağında da; mühürleme işleminden sonra inşaata devam edilerek halı saha olarak yapılmakta olan inşaatta parselin giriş cephesi bölümüne 6 adet demir boru takıldığı, mühür fekki yapıldığının tespit edildiği, 12.10.2016 tarihli kolluk araştırma tutanağında; çevrede yapılan araştırmada taşınmaz üzerinde yapılan imara aykırı uygulamaların ... tarafından 2016 yılı içerisinde yapıldığının tespit edildiği, mahkemece mahallinde 10.02.2017 tarihinde icra edilen keşif neticesinde alınan arkeolog ve inşaat bilirkişi ortak raporunda, dava konusu yerin 3. derece doğal sit alanında kaldığı, parseli etrafının tel örgü ile çevrilmiş olduğu, betonarme perde imalatının bulunduğu belli bir bölümün etrafının da tel örgü ile çevrili olduğu, kalan bölümde beton atabilmek için gerekli malzemeler olduğu, parsel içerisinde konteynır bulunduğu, halı saha tasarlanan bölüme stabilize malzeme döküldüğü, eylemin inşai müdahale niteliğinde olduğu, yapılan imalatların yaklaşık 1 yıl evvel yapılmış olabileceğinin belirtildiği, sanığın kollukta taşınmaz annesi adına kayıtlı olmakla birlikte kendisinin ilgilendiğini, davaya konu boruları kendisinin diktiğini, söz konusu uygulamayı projelendireceğini beyan ettiği, İlk Derece Mahkemesince alınan savunmasında da, söz konusu araziye halı saha yapma kararı aldığını, bu kapsamda kardeşi Derya Akbaş'ın 2012 yılından önce zaten söz konusu alanın alt betonunu döktüğünü, kendisinin de sahayı tamamlamak için belediyeye başvurduğunu belirttiği, bu hali ile sanığın, hakkında verilen karar kesinleşen temyiz dışı sanık Derya ile fikir ve eylem birliği içerisinde, III. derece Doğal Sit alanına izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu anlaşılan dosya kapsamında,

İddianamede, TCK’nın 43. maddesinin uygulanması talep edilmediği halde; sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, sanık hakkında TCK’nın 43. maddesi gereğince uygulama yapılarak CMK'nın 226. maddesine aykırı hareket edilmesi,

Kanun'a aykırı olup, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.02.2024 tarihinde karar verildi.