WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2022/7511 E.  ,  2023/3701 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/857 E., 2022/256 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; 5271 sayılı Kanunun 280/2. maddesi uyarınca yeniden yapılan yargılama sonucu kurulan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 48. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30/01/2020 tarih 2019/75 esas 2020/87 karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının c bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08/02/2022 tarihli ve 2020/857 Esas, 2022/256 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması ile yeniden yapılan yargılama sonucu, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası,ikinci fıkrasının a ve b bendi, 62 ici maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesi uyarınca 15000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20/09/2022 tarihli ve 2022/38219 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
Sanığın kusuru olmadığına, eksik inceleme yapıldığına ve fazla ceza verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay, katılan ...'nin olay günü bir müşterisinin aracı için yedek parça almak üzere sanık ... ın sahibi olduğu ... Oto Yedek Parça isimli iş yerine müşterisi ile birlikte gittiği, iş yeri personeli olan tanık ...'un yedek parçanın bulunduğu rafları göstermesi üzerine 5 katlı demir profil rafa tırmanarak en üstte bulunan parçayı alırken tutunduğu parçanın yerinden çıkması neticesinde düşerek, hayat fonksiyonlarına etkisi ağır (6) derecede etkileyecek, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak biçimde yaralandığı, böylece sanığın taksirle yaralamaya neden olduğu iddiasıdır.

2.Sanığın aşamalardaki savunmalarında yüklenen suçu kabul etmediği, kusuru olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.

3.Soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanından alınan 23/10/2018 tarihli bilirkişi raporundaki ".. İşyerinin sorumlusu olan sanığın "iş güvenliği tedbirlerini yerine getirmeyerek, iş organizasyonu yapmayarak, rafların gerekli olan kapasite kaldırma kontrollerini yaptırmayarak, bu konuda gerekli tedbirleri almayarak, iş yerini çalışma süresince kontrol etmeyerek asli, katılanın tali kusurlu olduğuna", yine soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanlarından oluşturulan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 30/07/2019 tarihli rapordaki "..kazanın meydana gelmesinde sanığın tali, katılanın asli kusurlu olduğu" tespit edilmiştir.

4.İstinaf aşamasında alınan 04.08.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise, sanığın yetkilisi olduğu iş yerinde güvenli satış organizasyonu oluşturmaması, raf sisteminin kurulumunun usulüne uygun olmaması nedeniyle asli, katılanın ise sağlamlığından emin olmadığı rafa tırmanarak kendi güvenliğini tehlikeye atması sebebiyle tali kusurlu olduğunun mütalaa edildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanından alınan 23/10/2018 tarihli bilirkişi raporundaki "..kazanın meydana gelmesinde sanığın asli, katılanın tali kusurlu olduğuna", yine soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanlarından oluşturulan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 30/07/2019 tarihli rapordaki "..kazanın meydana gelmesinde sanığın tali, katılanın asli kusurlu olduğuna" ilişkin görüşlere rağmen, her iki rapor arasındaki kusur durumuna ilişkin çelişkiyi giderecek yeni bir bilirkişi raporu da alınmadan "..sanığın olay yerinde olmadığı, katılana doğrudan rafa kendisinin çıkıp yedek parçayı alması yönünde bir talimat da vermediği, katılanın tamamen kendi isteği ile rafa çıkarak düşmesi neticesinde yaralandığı ve sanığın kusurunun bulunmadığı..." şeklideki gerekçeyle sanığın beraatına karar verilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.

Dairemizce duruşma açılarak yeniden yapılan açık yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçe ve ölçütlere göre, Dairemizce İ.T.Ü öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan, kazanın meydana gelmesinde sanığın asli, katılanın ise tali kusurlu olduklarına ilişkin 04/08/2021 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak, sanığın sübuta erdiği kabul edilen atılı suçtan dolayı mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesi kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Sanık müdafiinin kusura ve eksik incelemeye ilişkin temyiz istemi yönünden;
Soruşturma ve kovuşturma aşamasında düzenlenen bilirkişi raporlarının oluş, dosya kapsamı ve birbiri ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin kusura ve eksik incelemeye ilişkin temyiz istemleri yönünden hükümde bu yönler itibariyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sanık müdafiinin ceza miktarına ilişkin temyiz istemi yönünden; Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08/02/2022 tarihli ve 2020/857 Esas, 2022/256 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 48.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.