12. Ceza Dairesi 2022/6830 E. , 2023/3179 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/208 E., 2020/475 K.
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkumiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı
Türk Ceza Kanunu’nun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla 179 uncu maddesinin ikincifıkrası ile aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2016 tarihli ve 2015/277 esas, 2016/797 sayılı kararının, itiraz edilmeksizin 24.01.2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 29.10.2018 tarihinde 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunu işlediği ve mahkumiyetinin kesinleştiğinin ihbar edilmesi üzerine, yapılan yargılama neticesinde İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2020 tarihli ve 2020/208 esas, 2020/475 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilerek sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla 179 uncu maddenin ikinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve hükmün 26.02.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.07.2022 gün ve 94660652-105-35-7136-2022-Kyb sayılı sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18/07/2022 tarihli ve KYB- 2022/100761 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB- 2022/100761 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1) Dosya kapsamında bulunan sanığa ait adli sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki hüküm uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde, "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir" şeklinde,
Geçici 5. maddesinde yer alan, "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; ...c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklindeki düzenlemeler ile,
Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu iptal kararının 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde işaret edilen hakkında basit yargılama yapılması mümkün görülen ancak 01/01/2020 tarihinden önce kovuşturma aşamasına geçildiği için basit yargılama yapılmayan suçlara ilişkin görülmekte olan davalarda gözetilmesinin gerektiği,
Somut olayda, sanığın mahkumiyetine esas 5237 sayılı Kanun'un 228. maddesinde düzenlenen suçun, suç tarihindeki şekli ile 5271 sayılı Kanunu'nun 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, kararın ise 10/12/2020 tarihinde verildiği anlaşılmakla, karar tarihi itibariyle belirtilen iptal kararı sonrasında sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Mahkemesince bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A.İhbarnamedeki (1) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2.5237 sayılı Kanun'un 50. maddesinin üçüncü fıkrasının;
“Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. İnceleme konusu hükümde sanığın 25 gün hapis cezasına mahkum edildiği, suç tarihinden önce sabıkasının bulunmadığı anlaşılmıştır.
4. Daha önce hapis cezası bulunmayan, sanığın mahkum edildiği 25 gün hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi Kanun’a aykırı olup (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
B.İhbarnamedeki (2) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;
Sanığın mahkumiyetine dair kararın 10.12.2020 tarihinde verildiği, Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararının 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, anılan kararın kovuşturma evresinin iptal kararı yürürlüğe girdikten sonra sona erdiği ve mahkemesince karar verildiği anlaşılmakla,
5271 sayılı Kanunun 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddenin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve / veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, kanun yararına bozma konusu yapılan kararda mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde mahkemenin uygulama yapılmayacağına yönelik takdirde bulunduğu anlaşılmış olup kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki (2) numaralı bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
A.İhbarnamedeki (1) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle,
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2020 tarihli ve 2020/208 esas, 2020/475 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının üçüncü paragrafının devamına, “Sanığa verilen 25 gün hapis cezasının TCK'nın 50/3. maddesindeki amir hükme göre, takdiren aynı kanunun 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilerek TCK'nın 52/2. maddesine göre günlüğü 20TL'den sanığın neticeten 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” bendinin eklenip, bozmanın sonucuna göre talepte yer almamakla birlikte talep içinde bulunan TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluğuna ilişkin bölümün de hükümden çıkarılması, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımların aynen bırakılmasına,
B.İhbarnamedeki (2) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (2) numaralı bozma düşüncesi yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!