WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2022/6828 E.  ,  2023/3637 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/116 esas, 2020/626 karar
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
KARAR : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 179 uncu maddesi delaleti ile 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 62 inci maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/61 esas, 2015/97 sayılı kararının, itiraz edilmeksizin 23.02.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 30.08.2019 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanarak 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/116 esas, 2020/626 karar sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.07.2022tarihli ve 94660652-105-60-5412-2021-Kyb sayılı sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100162 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100162 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki düzenleme ile 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2/1. maddesinde yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır." şeklindeki ve 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 8/1-b maddesinde yer alan "Cezanın çekildiği veya ortadan kalktığı veya düştüğü tarihten itibaren; ..., b) Basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma ve dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile beş yıldan fazla ağır hapis ve hapis cezasına mahkumiyetler on yıl içinde, ..., Evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya veya daha ağır bir cezaya mahkum olunmadığı takdirde ilgilinin, Cumhuriyet savcısının veya Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince duruşma yapılmaksızın adli sicildeki kaydın çıkartılmasına karar verilir...." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında,

Benzer bir olaya ilişkin verilen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 09/12/2016 tarihli ve 2016/17671 esas, 2016/15150 sayılı ilamında yer alan "10.07.2014 olan suç tarihininden önce, mahkum edildiği hapis cezasına ilişkin sabıkasının silinme koşulları oluşan ve suç tarihinde 65 yaşından büyük olan sanığa tehdit suçundan verilen 6 ay 7 gün hapis cezasının, TCK'nın 50/3. maddesindeki amir hüküm gereğince, anılan maddenin 1. fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesi zorunluluğu gözetilmeden, hapis cezasına mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır....BOZULMASINA.." şeklindeki açıklamalar da nazara alındığında,

Dosya kapsamına göre, suç tarihi olan 16/09/2012 tarihi itibariyle sanığın adlî sicil arşiv kaydında yer alan Fatih 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/12/1991 tarihli ve 1990/528 esas, 1991/753 sayılı kararına ilişkin hırsızlık suçundan verilen 5 ay ve 10 ay hapis cezalarının 08/04/1992 tarihinde infaz edildikleri, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2/1 ve 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 8/1-b maddeleri uyarınca hırsızlık suçundan verilen anılan cezaların adli sicilden silinme şartı olan on yıllık sürenin infaz tarihinden incelemeye konu suç tarihine kadar dolmuş olması nedeniyle, sanığın adli sicil kaydında bulunan ilamın silinme koşullarının oluştuğu cihetle, suç tarihinden önce silinme koşulları oluşan hapis cezaları dışında başkaca hapis cezasına mahkum edilmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan otuz günden az kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddesinde, "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir" şeklindeki,
Geçici 5. maddesinde yer alan, "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; ...c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklindeki düzenlemeler ile,

Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu iptal kararının 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde işaret edilen hakkında basit yargılama yapılması mümkün görülen ancak 01/01/2020 tarihinden önce kovuşturma aşamasına geçildiği için basit yargılama yapılmayan suçlara ilişkin görülmekte olan davalarda gözetilmesinin gerektiği dikkate alınarak,

Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 15/10/2020 tarihli ve 2020/8330 esas, 2020/13766 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığa yüklenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkemece yapılan yargılamada sanık hakkında 5271 sayılı Kanunu'nun 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanmaksızın karar verilmiş ise de, sanığın mahkumiyetine konu suçun 5271 sayılı Kanunu'nun 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, kovuşturma evresine 25/02/2020 tarihinde geçildiği ve kararın ise 17/12/2020 tarihinde verildiği anlaşılmakla, karar tarihi itibariyle belirtilen iptal kararı nazara alınarak sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda mahkemesince bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde İsabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
A.İhbarnamedeki (1) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;

“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”

Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.

2.16.09.2012 tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işleyen sanığın adli sicil kaydında bulunan 02.06.1990 tarihinde işlediği hırsızlık suçunun 08.04.1992 tarihinde infaz edildiği, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2/1 ve 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun 8/1-b maddeleri uyarınca hırsızlık suçundan verilen cezaların adli sicilden silinme şartı olan on yıllık sürenin, infaz tarihinden incelemeye konu suç tarihine kadar dolmuş olması nedeniyle, sanığın adli sicil kaydında bulunan ilamın silinme koşullarının oluştuğu, suç tarihinden önce silinme koşulları oluşan hapis cezası dışında başkaca hapis cezasına mahkum edilmediği anlaşılan sanık hakkında, tayin olunan 25 gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanunun 50 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

B.İhbarnamedeki (2) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;
Sanığın mahkumiyetine dair kararın 17.12.2020 tarihinde verildiği, Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararının 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, anılan kararın kovuşturma evresinin iptal kararı yürürlüğe girdikten sonra sona erdiği ve mahkemece ara karar ile basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmakla,

5271 sayılı Kanunun 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddenin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve / veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, kanun yararına bozma konusu yapılan kararda mahkemece "basit yargılama usulü hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına" karar verildiği gözetildiğinde kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki (2) numaralı bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
A.İhbarnamedeki (1) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle,

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/116 esas, 2020/626 karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden;

Hüküm fıkrasının üçüncü paragrafının devamına, “Sanığa verilen 25 gün hapis cezasının TCK'nın 50/3. maddesindeki amir hükme göre, takdiren aynı kanunun 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilerek TCK'nın 52/2. maddesine göre günlüğü 20TL'den sanığın neticeten 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” bendinin eklenip, bozmanın sonucuna göre talepte yer almamakla birlikte talep içinde bulunan TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluğuna ilişkin bölümün de hükümden çıkarılması , hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımların aynen bırakılmasına,

B.İhbarnamedeki (2) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (2) numaralı bozma düşüncesi yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde karar verildi.