12. Ceza Dairesi 2022/636 E. , 2023/2820 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/46 E., 2021/409 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün;
karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 73 üncü maddesi, 89 uncu maddesi ve 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince verilen düşme hükmü temyiz konusu edilmediğinden yalnızca sanık hakkında taksirle öldürme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne hasren inceleme yapılmıştır.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2015 tarihli ve 2012/55 Esas, 2015/268 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süreyle geçici oloarak geri alınmasına karar verilmiştir.
2. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2015 tarihli ve 2012/55 Esas, 2015/268 sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08.12.2020 tarihli ve 2019/8210 Esas, 2020/6867 Karar sayılı kararı ile bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı anlaşılan olayda kazada yaralanan müştekinin şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle sanığın 5237 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken 85 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince mahkumiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2018/359 Esas, 2019/20 sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2022 tarih, 2021/153340 sayılı tebliğnamesi ile kararın onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesine ve dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasının engellediğine, adli para cezasının ertelenmediğine, tutuklulukta geçen sürelerin cezadan mahsubunun yapılmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkeme gerekçesinde "Her ne kadar sanık hakkında bir kişinin ölümüne bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı TCK'nın 85/2 maddesi gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de: sanığın 23:09’da akolmetre ile yapılan ölçüme göre 0,85 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, kaza zamanı ile ölçüm arasında geçen süre dikkate alındığında alkolün vücuttan her saat 0,15 promil azaldığı bilindiğine göre sanığın kaza zamanında 1,00 promilin altında alkollü olduğunun, bilimsel olarak da 1,00 promil üzerindeki alkol miktarının güvenli sürüş yeteneğini kaybettirdiğinin tespitli olması nedeniyle alkol miktarı bakımından bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı, sanığın hızı bakımından yapılan değerlendirmede ise; kaza mahallindeki hız sınırının 70 km olması sanığın aksi ispat edilemeyen 75-80 km hızla gittiğine yönelik savunması ile hıza yönelik yapılmış bir tespit bulunmaması nedeniyle mahal şartlarının en az iki katı olarak tespit edilmeyen hız nedeniyle sanık hakkında bu bakımdan da bilinçli taksir şartlarının oluşmadığı ve kazada yaralanan mağdur ...’in de şikayetinden vagzeçmiş olması nedeniyle sanığın eylemine uyan TCK’nın 85/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki etkisi nazara alınarak sanığa verilen cezada TCK 62/1 maddesi uyarınca indirim uygulanmasına, suç ve suçun işlenmesindeki özellikler ve katılan sanığın ekonomik durumu nazara alınarak sanığa verilen hapis cezasının TCK 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
2.Sanık savunmasında "Florya istikametinden Bakırköy istikametine doğru geliyordum. Önce sola viraja girdim, sonra sağ viraja doğru gererken aracım savruldu. Sağa doğru yönlendikten sonra sola doğru hafif bir hamle yaptım. Direksiyonu sola doğru çevirdim. Refüje çarptım. Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Olaydan iki saat önce bir bira içmiştim. Ancak alkolün etkisi geçtikten sonra yola çıkmıştım. Süratim 70-75 km idi. Havada yağmurlu değildi. Yerler de ıslak değildi şeklinde savunmada bulunmuştur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Kazada yaralanan katılan ... ve müşteki ... vekili'nin 02.09.2015 tarihli dilekçe ile şikayetten vazgeçtikleri görülmüştür.
4.Mağdur ... ifadesinde özetle; aracı ile eski havalimanı yolu plakçı ışıklara geldiği esnada kontrollü bir şekilde seyir halindeyken bir ses duyduğunu, devamında aracının airbaglerinin açıldığını ve aracına vurulduğunu anladığını, kazanın nasıl olduğunu anlayamadığını, bu olayın kasıtlı olmadığını düşündüğünü, aracında yaralı olmadığını, sanıktan şikayetçi olmadığını, davaya da katılmak istemediğini, beyan etmiştir.
5.Kaza tespit tutanağında sanığın, aracının hızını yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmama kuralını ihlal ettiği, müteveffa sürücünün ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir.
6. İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporda sanığın, idaresindeki otomobille meskun mahal ve kavşak olan olay yerine hızını mahal şartlarına göre ayarlamadan tehlike arz edecek hızla yaklaşmasından mütevellit direksiyon hakimiyetini kaybedip, aracı seyir yolunda tutamayıp, kontrolsüzce sola yönelip, soldaki orta refüje çarpıp devamında yolun karşı yön bölümüne geçmesi neticesinde neden olduğu olayda dikkat ve özen yükümlülüklerinin uymadığından asli kusurlu olduğuna, müteveffa sürücünün ise kusursuz olduğuna yönelik görüş bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Suç tarihinde saat 22:45 sıralarında idaresindeki otomobille meskun mahaldeki aydınlatma bulunan hız sınırının 70 km olarak belirlendiği bölünmüş yolda seyreden sanığın, kaza mahalli olan ışık kontrollü kavşağa sağa virajlı mevkiyi geçip, kendi beyanına göre 75-80 km hızla ulaştığında virajı alamayarak frene basması sonucu aracının kaydığı, 30 metre fren iziyle kavşak başlangıcındaki orta refüje çarparak havalandığı, karşı yönden gelen araçların seyir yönüne geçtiği ve bu istikamette seyir halinde olan müteveffa Aysu idaresindeki aracın üst kısmına çarpması sonucu bir kişinin ölümüne mahal şartlarının üzerinde bir hızla seyrederek tam kusurlu şekilde sebebiyet verdiği olayda; mahkemece alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
2.Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının süresi göz önüne alındığında 5237 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin uygulanmasına ve neticeten sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmiş olması dolayısıyla 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerinin uygulanmasına, yasal olanak bulunmadığından verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
3.Sanığın tutuklu kaldığı sürelerin, 5237 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi gereğince mahsubuna karar verilmiş olduğu anlaşıldığından, sanık müdafinin mahsup yönünde karar verilmediğine ilişkin temyiz sebebi de yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2018/359 Esas, 2019/20 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!