12. Ceza Dairesi 2022/5571 E. , 2023/1697 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 29.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin suç işlemek amacıyla kurulan örgüt yöneticisi olmak, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, rüşvet, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, şantaj, kişisel verileri kaydetme, dolandırıcılık ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından 18.03.2010 tarihinde gözaltına alındığını, 22.03.2010 tarihinde tutuklandığını, 25.09.2013 tarihinde tahliye edildiği ve hakkında beraat kararı verildiği, ceza evinde kaldığı süre boyunca maddi ve manevi zarara uğradığını, eşiyle boşandığını, müvekkilinin holding sahibi olup şirketin cirosunun aylık milyonlara ulaştığını, çalışamaması nedeniyle düzenli aylık gelirini elde edemediğini, cezaevi masraflarının olduğunu, vekalet ücreti ödediğinden bahisle 5.000.000,00 TL maddi, 5.000.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 29.08.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde davalı olarak Hazine Müsteşarlığını gösterdiğinden sıfat yokluğundan davanın reddi gerektiğini, tazminat talep koşullarının oluşmadığından davanın reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, aynı tutuklama nedeniyle derdest dosya bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, dosyanın bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, maddi kayıpların belgelendirilmesi gerektiğini, maddi tazminat olarak gerçek zararın verilmesi gerektiğini, davacının ceza evinde yaptığı masraflarını ve avukatlık ücreti olarak talep edilen miktarı ispat etmesi gerektiğini, hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, dava kabul edilmemekle birlikte faiz olarak dava tarihinin esas alınması gerektiğini, öne sürmüştür.
3.... 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2020 tarihli ve 2018/401 Esas, 2021/31 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 04.10.2021 tarihli ve 2021/1421 Esas, 2021/3187 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 14.07.2022 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz istemi;
Mahkemece eksik araştırma yapıldığına, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğuna, davacının tutuklanmasına kendi kusuruyla neden olduğu devletin kusurunun bulunmadığına, tazminat talebinin reddi gerektiğine, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğuna, ilişkindir.
B. Davacı vekilinin temyiz istemi;
Müvekkil uzun süre gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama ile de beraatine karar verildiği, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabul edilmemesi gerektiği, müvekkilinin tutuklanmasında bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin tanınmış bir ... adamı olduğu, bu nedenle gazete haberlerine mal olduğu, haksız tutuklama nedeniyle eşinden boşandığı, bu nedenle hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/102 Esas – 2017/103 Karar sayılı dava dosyasında yargılandığı, 18.03.2010 – 25.09.2013 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 17.04.2017 tarihinde davacının 6136 saylı kanuna muhalefet suçundan 5 ay hapis ve 400,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, diğer suçlamalardan beraatine karar verildiği ve kararın 08.09.2017 tarihinde kesinleştiği, davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacının almış olduğu hapis cezası ile para cezasının hapis cezasına çevrilmek yolu ile tutuklu kaldığı günlerden mahsup edildiği, yine ... 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/336 esas 2006/322 karar sayılı dosyasından verilen hapis cezasının da davacının tutuklu kaldığı sürelerden mahsup edildiği, celbedilen müddetnameye göre davacının mahsuplardan sonra 08.10.2010-25.09.2013 tarihleri arasında davacının fazladan tutuklu kaldığı gün sayısı 1083 gün olduğunu belirmiştir.
Alınan vergi daireleri yazılarında davacının ortağı ve yöneticisi bulunduğu şirketlere ait kayıtların dosya arasına alındığı, ... Vergi Dairesi Başkanlığı kayıtlarına göre re'sen terkin bildirilen İpekyolu Şti'de davacının 2007-2009 yılları arasında ortaklığının bulunmadığı, 2010 yılında %50 ortak olsa da vergi dairesinde kurumlar vergisinde herhangi bir geliri, faaliyeti veya Karın bildirilmediği, ... Vergi Dairesi Başkanlığı kayıtlarına göre Tara Gıda firmasının 2015 yılında faaliyetine başladığından, dava konusu tutuklama dönemini kapsamadığı, ... Vergi Dairesi Başkanlığı kayıtlarına göre davacının 1999 yılında terkin verdiği, Yeşil Oto firmasının da 2001 tarihinde terkin verdiği, özetle vergi dairelerinin kayıtlarına göre davacının tutuklu bulunduğu dönemlerde ortağı ya da yöneticisi olduğu ileri sürülen firmaların bir kısmında ortaklığının bulunmadığı, ortak ya da yönetici olduğu firmaların ise davacının tutuklu bulunduğu dönemde faaliyet göstermedikleri, kurumlar vergisi kayıtlarında gelir vs bilgisinin bulunmadığı tespit edildiğinden davacının fazladan tutuklu kaldığı dönme asgari ücretleri üzerinden maddi kayıp yaşadığı anlaşıldığından, 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle 25.748,50 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci; hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğundan 55.000,00 TL'ye yükseltilmesi ve buna göre değişen vekalet ücretinin 8.200,00 TL olması gerektiğinden, bu kısmın düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/102 Esas – 2017/103 Karar sayılı dava dosyasında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli yağma, nitelikli tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, şantaj ve rüşvet suçlarından yargılandığı, 18.03.2010 – 25.09.2013 tarihleri arasında 1287 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.09.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Davacının tutuklanmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı Kanun'un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşullar oluşmadığından davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna yönelik davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2.Davanın reddi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davanın kısmen kabulü kararında usul ve yasaya aykırı bulunmadığından davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine yönelik temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
3.Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine de eksik manevi tazminat hükmolunduğundan davalı vekilinin manevi tazminat miktarının fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
4.Davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 9 uncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5. Hükmedilen maddi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Tazminat talebinin dayanağı olan dosya kapsamında davacının tutuklu kaldığı sürenin, bir kısmının mahsup edildiği bu nedenle davacının mahsup edilmeyen 08.10.201-25.09.2013 tarihleri arasında 1083 gün tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan "24.929,42" TL yerine, bu miktarın üstünde kalacak şekilde "25.748,50" TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuş ve bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Davacının Temyiz İstemi Yönünden;
1. Hükmedilen maddi tazminatın eksik olduğu talebi yönünden;
Davacının dava dilekçesinde ve tazminat yargılanması boyunca holding sahibi olduğunu beyan etmesi karşısında, söz konusu geliri ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının, bahse konu döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemekle birlikte davacı lehine de fazla maddi tazminat hükmolunduğundan davacı vekilinin maddi tazminat miktarının eksik olduğuna yönelik temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
2. Hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuş ve bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A-5, B-2) nolu paragrafında açıklanan nedenle davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 04.10.2021 tarihli ve 2021/1421 Esas, 2021/3187 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!