WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2022/5050 E.  ,  2023/4022 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkmesi
SAYISI : 2015/266 E., 2016/38 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
KARAR : Davanın kısmen kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenler,n hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 07.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; deniz tümamiral olan müvekkilinin Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 02.07.2011 tarihinde tutuklandığını, 19.06.2014 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, yargılama sırasında yaşananlar müvekkilinin ve ailesinin psikolojisinde, onurlarında ve sosyal hayatlarında telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verdiğini, kazanç kaybı, yemek bedeli, yargılamanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında yapılan harcamalar, ailesinin ceza evi ulaşım masrafları, konaklama giderleri, ceza evi harcamaları, vekalet ücreti ödemelerinin tazminat olarak verilmesi gerektiğini, manevi zarara uğradığını, haksız tutuklama nedeniyle 1.180.577,83 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminata tutuklama tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 30.09.2015 havale tarihi cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarının çok fazla olup, davacının tutuklanmasına kendi kusurlu davranış ile sebep olduğu, manevi tazminata hükmedilmesi için yasal şartların mevcut olması gerektiği ayrıca maddi tazminatın davacı tarafından istenen fahiş miktarın yazılı resmi belgelere dayandırılmadığı, tazminat davasının süresinde açılmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddini, öne sürmüştür.

3.Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/266 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 75.941,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminata tutuklama tarihinden faizi ile birlikte verilmesine karar verilmiştir.

4.Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/266 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.03.2022 tarihli ve 2020/9317 Esas, 2022/2146 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin davacı vekiline; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin de davalı vekiline tebliğ edildiğine ilişkin belgeye dosya içerisinde rastlanılmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin davacı vekiline; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin de davalı vekiline tebliğ edilmiş ise tebligat parçalarının dosyaya konulması, edilmemiş ise temyiz dilekçeleri tebliği ile katılma yoluyla kararı temyiz etmeleri halinde temyiz dilekçeleri ve düzenlenecek ek tebliğname ile birlikte iade edilmesinin temin gerektiğinden bahisle tevdiine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 22.10.2020 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi, davacı hakkında hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu ve davacının ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğu süre içinde yapmış olduğu masrafların maddi tazminat kapsamında değerlendiremeyeceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasını talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Davacı vekilinin temyiz istemi;
Kararı temyiz ettiğine yönelik süre tutum dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.

B.Davalı vekilinin temyiz istemi;
Davacı tarafından ileri sürülen maddi ve manevi zararların gerçeği yansıtmadığını, yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu, belirtmiştir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 02.07.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında derdest dosya bulunmadığını, davacının tutuklu yargılandığı dava ve devam eden davalar nedeniyle ödemiş olduğu 36.765 TL avukatlık ücretinden beraatine karar verildiği davada lehine hükmedilen 3.000 TL vekalet ücreti düşüldükten sonra geri kalan 33.765 TL avukatlık ücreti, tutuklu kaldığı sürelerde cezaevinde yapmış olduğu giderler nedeni ile harcamış olduğu 30.800 TL, davacının tutuklu kalması nedeni ile maaşından otomatik olarak kesilen 5.260 TL tayın bedeli, davacının yeniden yargılanması sırasında mahkemeye gidip gelme nedeni ile yapmış olduğu ulaşım gideri 708 TL ve 208 TL, yargılama aşamasında özel bilirkişilerden alınan bilirkişi raporları nedeni ile ödenen 5.200 TL bilirkişi rapor ücreti olmak üzere toplam 75.941 TL maddi zararın olduğu anlaşılmış olup bu miktar üzerinden davacının maddi kaybının olduğu tespit edildiği belirlenerek 75.941,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 02.07.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1083 tutuklu kaldığını beyan ettiği, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A.Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;
Davacı bakımından yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, anlaşılmakla davacı vekilinin süre tutum dilekçesinden ibaret temyiz talebi yerinde görülmemiştir.

B.Davalı vekilinin temyiz talebi yönünden;
1.Mahkemece usul ve yasaya aykırı karar verildiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyasında davacı hakkında düzenlenen tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ceza infaz kurumundan sorularak infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Kabul ve uygulamaya göre de;
2.Hükmedilen maddi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Davacının, tazminata esas dosyada ödediği vekalet ücreti masrafının, ceza evinde yapmış olduğu giderlerin, tayin bedeli zararının mahkemeye gelip gitme ulaşım bedelinin, bilirkişi rapor ücretinin 5271 sayılı 141 ve devamı maddeleri gereğince maddi tazminat hesabına dahil edilemeyeceğinden maddi tazminat talebinin reddi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde maddi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.

Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

4.Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B-1, B-2, B-3) bendinde açıklanan nedenle Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2016 tarihli ve 2016/20 Esas, 2016/250 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.10.2023 tarihinde karar verildi.