12. Ceza Dairesi 2022/3673 E. , 2024/1271 K.
"İçtihat Metni"
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVATARİHİ : 13.11.2015
HÜKÜM : Davanın reddi
TEMYİZ EDENLER : Davalı vekili, Davacı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili ve davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece; davacı vekilinin haksız ceza evinde kalması nedeniyle 143.800,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin talebinin reddine ilişkin kararının, davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.05.2019 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacı hakkında davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vasisine tebliği için tevdiine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacın temyiz isteminin reddine, davalı vekilinin temyiz isteminin vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacının temyiz sebepleri; tazminata esas dosyada haksız yere hükümlü olduğunu, makul tazminat verilmesi gerektiğini, kararın bozulması gerektiğini, davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın reddi kararının doğru olmasına rağmen davada davalı kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, belirtmiştir.
III. DAVANIN KONUSU
Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/511 Esas – 2015/529 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının resimi belgede sahtecilik suçundan yapılan yargılama sonunda davacı ve dosya dışı sanık hakkında 3 kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, davacının temyiz etmemesi nedeniyle kararın 28.03.2012 tarihinde kesinleştiği ve kararın infazına başladığı, diğer dosya dışı sanığın temyizi ile kararın bozulduğu, bozmanın ...'a da sirayet ettirilerek her iki sanık hakkında da açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği, kararın 27.10.2015 tarihinde kesinleştiği, hükümlü tarihine göre dosyanın 5271 sayılı kanuna tabi olduğu, davacı sanığın bu dava dosyasında gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği herhangi bir sürenin olmadığı, davacının kesinleşen hüküm nedeniyle verilen cezanın infazı sırasında davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması halinde infazda geçen sürenin madde kapsamında bir koruma tedbiri mahiyetinde olmadığı anlaşılmakla, açılan koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının CMK 144/1-c. maddesi gereğince reddine ilişkin kararın davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.05.2019 tarihli kararıyla;
"...Dosya içeriğine göre, dava açtığı tarihte başka suçtan hükümlü olarak cezaevinde bulunan davacının almış olduğu hapis cezasının süresi dikkate alınarak, kendisine vasi atanmış olup olmadığı araştırılarak, varsa vasisine dava açma hususunda izin alması için süre verilmesi, izin alınmaması halinde dava açma ehliyeti bulunmayan davacının tazminat talebine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,...."
Nedeniyle bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine davacı hakkında davacının dava ehliyetinin bulunmadığından bahisle muhtıranın tebliği tarihinden 30 günlük kesin süre içinde Germencik Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat ederek dava açılması hususunda izin alması gerektiğinin aksi halde dava açma ehliyeti bulunmayan davacının tazminat talebine ilişkin davasının reddine karar verileceği hususunun bildirildiği, bahse konu muhtıranın 10.10.2019 tarihinde davacının yasal vasisine bizzat tebliğ edilmesine karşılık vasi Ayşe UÇAR'ın kendisine tanınan kesin süre içinde vesayet makamına dava açma izni için başvurmadığı anlaşılmakla dava açma ehliyeti bulunmayan davacının tazminat talebine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin ve davacının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesinin 22.03.2023 tarih 2022/105 Esas, 2023/54 Karar sayılı kararında ".. Kural ile özgürlüğü bağlayıcı bir ceza nedeniyle hükümlünün, özellikle şahsi ve mal varlığıyla ilgili bazı hukuki işlemleri yapamayacağından kendisine kanun gereğince mutlak olarak vasi atanmasıyla korunması amaçlanmaktadır. Ancak bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan kişilerin ayırt etme gücünü haiz ve herhangi bir vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda oldukları açıktır. Dolayısıyla hükümlü, kendi işlemlerini görebilecek durumda olup olmadığı değerlendirilmeksizin kendisine vasi atanmasıyla kural olarak vasinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecek, özellikle mal varlığıyla ilgili kimi işlemlerde vesayet ve denetim makamlarının izni gerekecek, kişiye sıkı sıkıya bağlı nişanlanma ve evlenme gibi işlemler için dahi öncelikle vasinin rızası aranacak, kefalet, vakıf kurmak, önemli bağışlarda bulunmak için vasinin onayı olsa da herhangi bir işlem yapamayacaktır. Böylece hükümlünün şahsi gözetimi ve mal varlığının idaresi adına özel hayatın korunması ve mülkiyet haklarına büyük ölçüde sınırlama getirilmektedir. Bu bağlamda kuralla hükümlünün gerçekten korunmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığının araştırılıp ancak böyle bir durumun varlığı hâlinde vesayet kararı verilmesi hususunda mahkemeye takdir hakkı tanınmamakta ya da ihtiyaçları dikkate alınarak hükümlünün ergin ve ayırt etme gücünün bulunması nedeniyle vesayete göre kişinin ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar koruma sağlayan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkân sağlanmamaktadır. Dolayısıyla kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmadığını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kuralla hükümlüye zorunlu olarak vasi atanmasının hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır..." belirtildiği, bu karar ile davacının hükümlü olması nedeniyle dava ehliyeti bulunduğundan, bu karar doğrultusunda dairemizin değişen görüşüne göre davanın esas hakkında karar verilmesi gerektiği,
Kabul ve uygulamaya göre;
1.5271 sayılı Kanun'un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyeceğinin belirtildiği, tazminat istemeyecek hallerin belirlenmesine ilişkin nedenlerin niteliği dikkate alındığında, bu hallerin, suçun işlenmesi sonrası değişen taraf iradelerine ya da devletin tasarruflarına dayalı olarak, sanığa ceza verilmemesini öngören hususlar olduğu, belirtilen maddede, zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde, tazminat istenemeyeceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı ancak dava zamanaşımı süresinin dolması halinde düşme kararı verilmesi durumunda, bu hususun, dosyanın tarafı olan sanığın eylemlerinden kaynaklanmaması halinde, haksız yere ceza evinde kalan taraf lehine uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zarar için makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğinden davacının iş bu dosya nedeniyle haksız yere ceza evinde kalıp kalmadığı araştırılarak, kalmış ise makul bir maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği,
2.Davanın tümden reddine karar verilmesine rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ve davacının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!