12. Ceza Dairesi 2022/2948 E. , 2023/2885 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/42 E., 2021/156 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2014/352 - 2015/298 sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesi ve 52 nci maddesi gereğince 10.900,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2014/352 - 2015/298 sayılı kararının sanık ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.12.2019 tarihli, 2018/937 E. 2019/11857 K. sayılı kararı ile;
"...CMK'nın ''Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar'' başlıklı 230. maddesinin 1-d bendinde; cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların gerekçede gösterilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiş; yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2018 tarihli ve 2015/4-1163 Esas - 2018/382 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hüküm bölümünde CMK'nın 230. ve 232. maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ya da bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanakların açıkça gösterilmesi zorunluluğu bulunmakta olup; dosya içeriğine göre, lehe hükümler istemi bulunan sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının TCK'nın 50. maddesi hükmüne göre adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiş olmakla birlikte, hapis cezasının ertelenmesinin düzenlendiği TCK'nın 51. maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışılmadan hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 230/1-d maddesine aykırı davranılması..." nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
3. Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2021 tarihli ve 2020/42 - 2021/156 sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 52 nci maddesinin birinci ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 10.900,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 28.03.2022 tarihli, 2021/4397-2022/2406 sayılı kararı ile;
"Suçtan doğrudan zarar gören ve sanıktan şikayetçi olduğunu beyan eden ve hakkında katılma kararı da verilen ...’ın yokluğunda verilen kararın, katılana tebliğ edildiğine dair belgenin dosyada bulunmadığı anlaşıldığından, gerekçeli karar katılana tebliğ edilmişse tebliğe ilişkin belgelerin, tebliğ yapılmamış olması halinde ise usulüne uygun tebligat yapılıp, temyiz edilmesi halinde temyiz dilekçesi ve bu konuda düzenlenecek ek tebliğname ile birlikte Dairemize gönderilmesi için, dosyanın mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE" karar verilmiş olup, kararda belirtilen eksiklik 29.04.2022 tarihinde mahkemesince giderilmiş ve dosya gereği için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.08.2021 tarihli ve 2021/26685 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ...'ın Temyiz İsteği;
1.Beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2.Eksik incelemeye, sanığın lehine olan delillerin toplanmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına,
3.TCK 51 ve CMK 231 maddelerinin uygulanmamasına,
4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği;
1.Sanığın suçu işlediği sabit olmasına rağmen verilen cezada üst sınırdan cezaya hükmedilmemesine,
2. Şartları oluşmamasına rağmen cezanın para cezasına çevrilmesinin hatalı olduğuna,
3.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Olay günü saat 22:00 sıralarında sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile gece vakti, meskun mahalde, iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde, sol tarafa Kocatepe Caddesi istikametine dönüş yaptığı esnada otomobilin ön kısmı ile karşı istikametten Nazmi Akdeniz Caddesi istikametinden ...Caddesini takiben Akkent istikametine seyreden katılan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı motosikletin ön kısmının çarpışması sonucu sürücü ... ve aynı araçta yolcu olarak bulunan ...'ın nitelikli şekilde yaralanmasına neden olduğu, sanık sürücü ...'ın olay yerinden firar ettiği anlaşılmıştır.
2. Milas Devlet Hastanesinin 17/03/2014 tarihli adli muayene raporu incelendiğinde; katılan ... ...'da meydana gelen yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olmadığı, katılanın vücudunda hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluştuğu, Milas Devlet Hastanesinin 14/03/2014 tarihli adli muayene raporunda da, katılan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralandığının bildirildiği görülmektedir.
3. Kaza yeri krokisi, kaza tespit tutanağı, teşhis tutanağı, sanığın olay tarihinden önce alkollü ... kullanmaktan sürücü belgesinin geçici iptal edildiğine ilişkin sürücü belgesi detay bilgileri, olayın tanıkları F.B., R.D., Ç.D., Ş.F., M.İ., Ö.Ç.'nin anlatımları ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
4. Kaza tespit tutanağında, yargılama aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen 19.12.2014 tarihli trafik bilirkişi raporunda da;
"...Sürücü ... idaresindeki... plakalı motosiklet ile Akkent yönüne seyir halinde iken olay yerine geldiğinde karşı yönden gelen ... plakalı otomobil kavşakta sola dönmek için karşı şeride geçtiğinde otomobilin ön kısmı ile motosiklete çarparak kaza meydana geldiği, .....plakalı motosiklet sürücüsünün kaza anında kendi şeridinde seyir ettiğinden kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı; ...... plakalı otomobil sürücüsünün kavşakta sola dönmeden karşı yönden gelen araçlara ilk geçiş hakkını verdikten sonra sola dönmesi gerekirken bu kurala uymayıp karşıdan ... gelirken sol şeride geçerek motosiklete çarptığından karayolları trafik kanununun 84. Maddesindeki asli kusurlardan sayılan 8 nolu kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak kuralını ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu..." şeklinde görüş belirtilmiştir.
5. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesine ait 30/04 /2015 tarihli raporunda;
"...Mevcut verilere göre;
A)Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki araçla olay mahalli kavşakta sola dönüş yapmadan evvel karşı istikametten seyir halinde olan araçları yeterince kontrol etmediği,müşteki sürücü'nün istikamet şeridini kapattığı,ilk geçiş hakkını karşı istikamette kendi şeridinde düz seyreden müşteki sürücü sevk ve idaresindeki motosiklet'e vermediği anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurludur.
B)Müşteki sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile kavşak mahalline geldiğinde,istikamet şeridini kapatan sanık sürücü sevk ve idaresindeki ... nedeniyle tedbir aldığı anlaşılmakla anlaşılmakla kazanın oluşumunda kusursuzdur..." şeklinde görüş bildirilmiştir.
6. Katılanların her aşamada sanıktan şikayetçi olduklarını beyan ettiği ve Mahkemece 18/11/2014 tarihinde katılma kararı verildiği, taraflar arasında uzlaşmanın da gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Katılan ...'ın duruşmada alınan ifadesinde;
"Ben soruşturma aşamasında ifade verdim o ifademi aynen tekrar ederim, diğer Müşteki benim amcam olur olay günü akşam saat 21.30 - 22.00 sıralarında amcamın kullandığı motosiklet ile arkasında yolcu olarak bulunuyordum, biz çarşı istikametinden hastane istikametine doğru seyir halinde idik, Kerem Marketin önüne geldiğimizde ... plakalı Tipo marka ... aniden ara sokağa dönüp bizim önümüzü kesti amcam durduramayıp bu araca çarpmak zorunda kaldı ikimizde yere düştük, araçtan Sanık inerek alkollü bir şekilde siz ne yapıyorsunuz deyip hemen aracına bindi olay yerinden kaçtı, ben yere düşer düşmez aracın plakasına baktım, plakadan ve aracın markasından kesinlikle eminim Sanığın fotoğraflarını da bana gösterdiler Sanığı da teşhis ettim, şu anda huzurda bulunan Sanığın sakalları vardır, ilk gördüğümden farklı görünmektedir, ancak kesin olarak teşhis edebiliyorum, benim Sanıkla hiçbir husumetim yoktur onun plakasını vermem için hiçbir sebep yoktur, ben olay nedeniyle Sanıktan şikayetçiyim cezalandırılmasını talep ederim...",
Katılan ... ...'ın duruşmada alınan ifadesinde;
"Ben soruşturma aşamasında ifade verdim o ifademi aynen tekrar ederim, olay tarihinde benim kullandığm... plakalı motosiklet ile arkamda yeğenim ... ile birlikte hastane istimetine doğru gidiyorduk karşı taraftan gelen ... aniden önümü keserek döndü ben fren sıkmama rağmen duramadım ve bu araca çarpmak zorunda kaldım, yeğenim de bende yaralandık, ben yere düşünde kendimde değildim, aracın plakasını alamadım, Sanığı da görmedim bu nedenle teşhis edebilecek durumum yoktur, Sanıktan şikayetçiyim, benim elimde, dişlerimde kırık oldu, benim tedavi sürecim bitti ben Sanığın cezalandırılmasını talep ediyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
7. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, duruşmada alınan savunmasında;
"...Ben soruşturma aşamasında ifade verdim o ifademi aynen tekrar ederim, ... plakalı Tipo marka ... benim adıma kayıtlıdır, suça konu olay tarihinden önce benim ehliyetim alkollü ... kullanma yüzünden alınmıştı benim abimde rahatsızdı İzmir'de tedavi görüyordu, onu hastaneye götürmek için 05 - 06 Mart tarihinde aracımı ... isimli şoför ile anlaştık, kazanın olduğu tarihte ... İzmir'de bulunuyordu, ... yaklaşık bir buçuk ay civarında İzmir'de kaldı, şoför aracı orada bıraktı aracı eniştem İzmir'de kullandı, ben Müştekileri olay öncesinde tanımam aramızda hiçbir husumet yoktur neden kaza yapan ... plakası olarak benim aracımın plakasını verdiklerini ve beni nasıl teşhis ettiklerini bilmiyorum hakkımdaki suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum olay tarihinde de ben terzi dükkanımda yanımdaki çalışan ile birlikte bulunuyordum, ayrıca benim aracımın 05 - 06 Mart tarihinde İzmir'de gişelerden geçtiğine dair gerekirse beyanda bulunacağım buna ilişkin belgede sunacağım, beraatime karar verilmesini talep ediyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
8. Sanık ...'a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
9. Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına fiilen uyularak yapılan yargılamada sanığın savunmasının alındığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, yasaya aykırı olmakla birlikte ilamda gösterilen esaslara uygun karar verildiği anlaşılmakla, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
A. Sanık Abdullah Demiray'ın Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Sübuta ve Eksik İncelemeye İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Olay günü saat 22:00 sıralarında sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile gece vakti, meskun mahalde, iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde, sol tarafa Kocatepe Caddesi istikametine dönüş yaptığı esnada otomobilin ön kısmı ile karşı istikametten Nazmi Akdeniz Caddesi istikametinden ...Caddesini takiben Akkent istikametine seyreden katılan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı motosikletin ön kısmının çarpışması sonucu sürücü ... ve aynı araçta yolcu olarak bulunan ...'ın nitelikli şekilde yaralanmasına neden olduğu, sanık sürücü ...'ın olay yerinden firar ettiği olayda; oluş, dosya kapsamı, sanığın savunması, katılanların ifadeleri, tanık anlatımları, adli muayene raporları, teşhis tutanağı ile Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiği anlaşılmakla; hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın beraat kararı verilmesi gerektiğine, eksik incelemeye, lehine olan delillerin toplanmadığına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Savunma Hakkının Kısıtlandığına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın hazır bulunduğu 09.02.2021 tarihli duruşmada, bozma ilamına karşı sanığın beyanda bulunduğu ve savunmasını yaptığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın buna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3. Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli 2018/ 185 Esas, 2021/279 Karar sayılı ilamında ayrıntısı açıklandığı üzere; sosyal ve ekonomik durumunu tespit ettiği sanığı bizzat gözlemleyen Yerel Mahkemece 5237 sayılı Kanu'nun 51 inci maddesi ile ilgili olarak ayrıca bir değerlendirme yapılmadan takdir hakkının adli para cezası yönünde kullanılmasında herhangi bir isabetsizlik olmadığı, ayrıca Mahkemece "Sanık hakkında netice olarak adli para cezası verildiğinden kanuni zorunluluk gereği TCK 51 maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA" şeklinde erteleme hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin değerlendirme de yapıldığı; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden, "Sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde hakkında Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bulunduğu, sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde yargılamaya konu olan suçu işlediği, sanığın bir daha suç işlemekten çekineceği konusunda mahkememizde vicdani kanaat oluşmadığından 5728 Sayılı Kanunun 562 maddesi ile değişik 5271 Sayılı CMK’nun 231/5 maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşulları Sanık açısından oluşmadığından Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına" şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
1. Temel Cezanın Belirlenmesine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 inci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir.
Öte yandan, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; asli kusurlu olarak iki kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca temel cezanın 1 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Paraya Çevirme Hükümlerinin Uygulanması Yönünden
5237 sayılı Kanun'un "Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar" başlıklı 50 nci maddesinin birinci fıkrasında, kısa süreli hapis cezasının, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilebileceği düzenlenmiş, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan "Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile de taksirli suçlarda diğer koşulların da varlığı hâlinde hapis cezasının uzun süreli de olsa adli para cezasına çevrilebileceği kabul edilmiştir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.12.2020 tarihli ve 2017/12-710 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi, cezanın doğrudan doğruya sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören kişiselleştirme kurumudur. Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesi kapsamında hâkime 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinde yer alan şartlar çerçevesinde hükmolunan hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilip çevrilmeyeceğini belirleme yetki ve görevini yüklemiştir. Hâkimin, hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasındaki adli para cezası seçenek yaptırımına ya da seçenek tedbirlerden birisine çevrilmesi ya da çevrilmemesi konusundaki dayandığı gerekçenin dosya içeriğine uygun, kanunî ve yeterli olması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının, "Sanığın ekonomik ve sosyal durumu göz önüne alınarak" biçimindeki 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kıstasları kapsayacak biçimde kanunî, yeterli ve dosya kapsamıyla da uyumlu gerekçelerle paraya çevrildiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
C. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların denetim süresi içerisinde sanığın yeniden kasıtlı bir suç işlemesi halinde açıklanacağının düzenlenmesi ve atılı suçun taksirli bir suç olması karşısında, sanığın adli sicil kaydında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların yeniden ele alınması amacıyla ihbarda bulunulamayacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş olup Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
D. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2021 tarihli ve 2020/42 Esas, 2021/156 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında sanık hakkında verilen daha önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının açıklanmasına yönelik ihbarı içeren hükmün (11) numaralı maddesinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!