WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2022/252 E.  ,  2023/5126 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/651 E., 2020/942 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 02.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 07.09.2017 - 27.03.2019 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 150.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 12.07.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, mükerrer dava açılıp açılmadığı, tutuklu kaldığı sürenin mahsup edilip edilmediği araştırılmalıdır. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Davacı kendi kusurlu hareketleriyle tedbir uygulanmasına sebebiyet vermiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.01.2020 tarihli ve 2019/319 Esas, 2020/4 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2020/651 Esas, 2020/942 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.01.2022 tarihli ve 2020/104358 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğuna, tazminat isteminin şartlarının oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, faiz uygulanmasına ve faiz başlangıç tarihine, ilişkindir.

B. Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının az olduğuna, avukatlık ücretinin ve cezaevi masraflarının maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Uyuşturucu madde ticareti nedeniyle yapılan soruşturma sırasında 08.02.2017 tarihinde davacının evinde arama yapıldığı davacının evde bulunmadığı, davacının 07.09.2017 tarihinde kendi rızası ile kolluk kuvvetlerine başvurduğu aynı gün gözaltına alınıp sulh ceza mahkemesince tutuklandığı, yapılan yargılama sonucunda 27.09.2018 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği bu karar aleyhine istinaf başvurusu üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından 27.03.2019 tarihinde beraatine karar verilerek aynı gün tahliye edildiği, beraat kararının 12.04.2019 tarihinde kesinleştiğinin 16.05.2019 tarihinde şerh edildiği, işbu tazminat davasının süresi içinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, 565 gün gözaltı ve tutukluluk süresi bulunduğu, bu sürenin mahsubuna veya tazminata konu edinildiğine ilişkin bilgi bulunmadığı, tutuklama müzekkeresinin tam süre ile infaz gördüğü anlaşılmaktadır.

Dava dilekçesinde kovuşturma sırasındaki vekalet ücreti istenmiş ise de; koruma tedbiri sırasında avukatın kovuşturmada görev yaptığı, vekalet ücreti yargılama giderlerinden olup ait olduğu ceza davası ve yargılaması sırasında gözetilmesi gereken giderlerden bulunduğundan ayrı bir davada talep edilemeyeceği, serbest meslek makbuzuda ibraz edilmiş ise de haksız koruma tedbiri ile bu zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı gözetilerek bu istemin reddine karar verilmiştir.

Dava dosyasında mevcut davacıya ait adli sicil kaydı ve nüfus kayıt örneği incelenmiş, kolluk marifetiyle davacının sosyal ve ekonomik durumu araştırılmış, davacının işlediği iddia olunan eylemi nedeniyle gözaltında ve tutuklulukta kaldığı 565 günlük süre nedeniyle yürürlükte bulunan net asgari ücret üzerinden hesaplanan 30.339,87 TL maddi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Davacının haksız koruma tedbiri nedeniyle manevi tazminat istemine yönelik olarak sosyal ve ekonomik statüsü, gözaltında ve tutuklulukta kaldığı 565 günlük süre, duyduğu manevi acı ve üzüntü, üzerine atılı suçun niteliğinin toplumdaki yansıması, kişisel ve ailevi durumu ile tazminat hukukunun genel ilkeleri gözetilerek manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Maddi tazminat açısından; haksız koruma tedbiri nedeniyle açılan tazminat davalarında, davacının maddi zararının; sabit ücretli çalışan olması halinde aylık ücret veya geliri, işsiz olması veya gelirinin asgari ücret altında olması halinde ise gözaltı veya tutuklu kalınan döneme ait net asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiği, hesap yapılırken, gözaltı ya da tutuklulukta geçirilen her bir ayın kaç gün çektiğine bakılmaksızın, davacının aylık ücret ya da geliri ne ise her takvim ayı için o miktarda davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği, tam ay dışındaki artık günlerde ise davacının aylık ücret ya da gelirinin o ayın gün sayısına bölünüp bulunan neticenin gözaltı ya da tutuklulukta geçirilen gün sayısı ile çarpılmak suretiyle hesap edilmesinin gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde davacı lehine eksik maddi tazminata hükmedilmesi,

Manevi tazminat miktarı belirlenirken, objektif bir kriter olmamakla birlikte hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek sureti ile hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, zenginleşme sonucunu doğurmayacak bir şekilde hak ve nefaset kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirtilen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunduğundan;

Hükmün maddi tazminatın belirlenmesine ilişkin kısmında yer alan "30.339,87 TL" ibaresi hükümden çıkartılarak, yerine "30.327,27 TL" ibaresinin yazılması, yine manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin kısmında yer alan " 35.000,00 TL" ibaresi çıkarılarak, yerine "50.000,00 TL" ibaresinin yazılması sureti ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/302 E., 2018/310 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 07.09.2017 - 27.03.2019 tarihleri arasında 566 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 12.04.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
1.Tazminat talebinin dayanağı olan Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/302 E., 2018/310 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 07.09.2017 - 27.03.2019 tarihleri arasında 566 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 12.04.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşıldığından; davanın kısmen kabulüne ve hükmedilen tazminat miktarlarına talep doğrultusunda faiz uygulanmasına ilişkin kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.

4. Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi halinde vekalet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurularak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
1.Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Davacının cezaevi harcamalarına ilişkin talebinin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesi yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B-4) numaralı paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2020/651 Esas, 2020/942 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemede 2. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2023 tarihinde karar verildi.