12. Ceza Dairesi 2022/1370 E. , 2024/1729 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1500 E., 2020/3417 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ: 26.10.2018
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının haksız gözaltı, tutuklama, arama, el koyma nedeniyle 74.332,85 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın haksızlığa uğrama tarihinden faizine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 9.066,62 TL maddi, 11.500,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının maddi tazminatın fazla olduğundan 4.987,12 TL' ye indirilmesi, manevi tazminatın eksik olduğundan 15.000,00 TL'ye indirilmesi ve buna göre değişen vekalet ücretinin 2.998,06 TL olması gerektiğinden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmaasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; istinaf mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf mahkemesinin duruşma açarak karar vermesi gerektiğini, hukuka aykırı arama yapıldığını, cep telefonuna hukuka aykırı el konulmasına rağmen iade edilmediğini, cep telefonun iade edilmemesi nedeniyle yeni telefon almak zorunda kaldığını, davacının uçak ve otel harcamalarının tazminat kapsamında verilmesi gerektiğini, müvekkilinin doktor olması nedeniyle gelirinin asgari ücretin üzerinde olması gerektiğini, ceza evi masraflarının zarar kapsamında olduğunu, tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin davacıya verilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğunu, müvekkilinin tahliye kararından sona tahliye edildiğini, belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/78278 Soruşturma, 2018/39399 Karar sayılı ceza dosyasında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 03.09.2016 - 27.12.2016 tarihleri arasında 115 gün gözaltında ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın 24.09.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacının tutuklu kaldığı sürelerin kesintisiz infaz gördüğü, herhangi bir cezasından mahsuba konu edilmediği, davacı vekili dilekçesinde davacının cep telefonuna el konulmasının ve davacı hakkında arama kararı uygulanmasının hukuka uygun olmadığını beyan ederek bu nedenle tazminat isteminde bulunmuş ise de, CMK'nın 141/1-i maddesi uyarınca aramanın ölçüsüzlüğü nedeniyle tazminat isteminde bulunulabileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin aramanın hukuka aykırı olduğunu beyan edip ölçüsüzlükle ilgili herhangi bir iddiası bulunmadığından, bu bakımdan tazminat isteminin reddedildiği, davacının ailesi tarafından cezaevi yol masrafları, ceza evi masraflarının yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda maddi zarar kapsamına dahil edilmemesi gerektiği, davacının telefonuna el konulması nedeniyle 2.529,00 TL değerinde yeni bir telefon almak zorunda kalması nedeniyle zararının tazminini istemiş ise de CMK'nın 141/1-j maddesinde el konulan eşyalar bakımından zararların ancak bu el koymanın koşulları oluşmadan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan veya amaç dışı kullanımdan veya zamanında geri verilmeyen mallar hakkında uygulanacak olması, davacının hakkındaki soruşturma nedeniyle soruşturmanın niteliği gereği cep telefonu incelemesinin zorunlu olması, inceleme yapan birimin aynı durumda bulunan çok sayıda cep telefonunu incelemekte gecikme göstermesinin kusur izafe edilemeyecek bir durum olması dikkate alındığında bu zararların da maddi tazminat kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının emekli doktor olduğu anlaşılmış, ancak emekli olduğu dönemde yine çalışabileceği hususu dikkate alındığında asgari ücrete göre kazanabileceği, davacının yurtdışına çıkmak üzereyken tutuklanıp gözaltına alınması nedeniyle davacının yapmış olduğu uçak bileti ve otel harcamaları temin edilerek bilirkişi vasıtasıyla davacının bu konuda yaptığı giderler olarak tespit edilen 3.999,36 TL'nin haksız tutuklamaya dayalı doğrudan zararlar olarak kabulünün zorunlu olduğu, davacının manevi tazminat talebi bakımından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde ise; davacının üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti itibariyle bireyler nezdinde meydana getirdiği etki, özellikle sosyal çevrelerde atılı suçun algılanma şekli, davacının sosyal ve ekonomik durumu ve bu kapsamda gözaltı ve tutuklukta geçirdiği sürenin davacının kişiliğinde manevi zarara sebebiyet vereceği açık olup manevi tazminata hükmedilmesinin yasal koşulları oluşmakla beraber, belirlenecek tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına uygun ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeye de neden olmaması gerektiği, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerekmektedir. Ceza Muhakemeleri Kanununun 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanunun 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli Başvuru no 25852/18 Deliktaş/Türkiye Davası kararında da belirtildiği üzere; duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tebliğnamedeki tazminat miktarının eksiltilmesinin ve artırılmasının duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin, istinaf mahkemesinin duruşma açarak karar vermesi gerektiğine, hukuka aykırı arama yapıldığına, uçak ve otel harcamalarının tazminat kapsamında verilmesi gerektiğine, cep telefonuna el konulması nedeniyle yeni telefon almak zorunda kaldığına, müvekkilinin doktor olması nedeniyle gelirinin asgari ücretin üzerinde olması gerektiğine, ceza evi masraflarının zarar kapsamında verilmesi gerektiğine ve sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,
2.Avukatlık ücretinin davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanması nedeniyle davacı tarafça sunulan serbest meslek makbuzunda belirtilen miktarın maddi zarar miktarının tayininde esas alınamayacağı, ancak; tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma dosyasında davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği dikkate alınarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen vekalet ücreti olan 660,00 TL'nin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tarihinden faizi ile birlikte maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!