WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/9910 E.  ,  2023/3261 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3962 E., 2020/543 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesiyle birlikte gerekçeli kararın kendisine 06.04.2020 tarihinde tebliğinin ardından 17.04.2020 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 21.03.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin yağma suçundan 13.04.2017 ile 09.11.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonucunda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ve yağma suçlarından beraatine, basit yaralama suçundan davacı hakkında HAGB kararı verdiğini belirterek haksız tutuklu tedbiri nedeniyle 17.166 TL maddi, 60.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.

2. Davalı vekili 06.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.

3. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2019 tarihli ve 2019/146 Esas 2019/336 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 24.02.2020 tarihli ve 2019/3962 Esas 2020/543 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.12.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz istemi; davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24.07.2017 tarih ve 2017/22032 Esas sayılı iddianamesi ile yağma ve hürriyeti tahdit suçlarından kamu davası açıldığı, davacının 13.04.2017 tarih ve 2017/293 Sorgu sayılı sayılı dosyasından TCK 149/1-a-c-h maddeleri uyarınca tutuklandığı, 09.11.2017 tarihinde tahliyesine karar verildiği, yapılan yargılamada davacı hakkında "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçu" yönünden beraatine, TCK'nın 86/2,3-e, 53, 63 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresi belirlenmesine, tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna karar verildiği, beraat kararının istinaf incelemesi neticesinde 21.02.2019 tarihinde kesinleştiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararının ise itiraz üzerine 17.05.2018 kesinleştiği, davacının İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.04.2018 tarih ve 2017/277 esas, 2018/150 kararı sayılı dosyasında soruşturma ve kovuşturma konusu olan üzerine atılı tüm suçlardan beraat etmediği, "birden fazla kişi tarafından, gece vakti, silahla yağma" suçundan TCK'nın 149/1-a-c-h maddeleri uyarınca tutuklandığı, davacının tutuklandığı eylemin hukuki nitelendirilmesinde yağma suçundan yaralama suçuna dönüşmesi nedeniyle bu suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, bu aşamada tazminat davasının şartlarının değerlendirilmesinin mümkün olduğu bu nedenle CMK'nın 141/1-e maddesinde yer alan beraat şartı gerçekleşmediğinden davanın CMK'nın 144/1 maddesi gözetilerek davanın reddine dair karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığı, istinaf başvurusunda bulunanların ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi ve CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/277 Esas, 2018/150 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının yağma suçundan 13.04.2017-09.11.2017 tarihleri arasında 6 ay 26 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda davacı sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğunun kabulü ile davacının TCK'nın 86/2, 86/3-e ve 62 nci maddeleri gereğince 150 gün adli para cezası ve TCK'nın 52/2 nci maddesi gereğince 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 17.05.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/ tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Dairemiz incelemesi sırasında denetim süresinin dolduğu gözetilerek, mahkeme kararında belirtilen 5 yıllık denetim süresi sonunda davanın düşmesine ya da beraatine karar verilmesi ya da denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlendiğinde mahkumiyet hükmünün açıklanması halinde tazminat şartlarının ve miktarının değerlendirilmesinin mümkün olacağı, bu kapsamda davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin 5 yıllık denetim süresinin sonucunda ne şekilde karar verildiği araştırılıp, düşme kararı verilmiş ise, infaz edilen sürenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen dosyadaki ceza miktarından fazla olduğunun tespiti halinde davacının cezaevinde fazladan kaldığı süreler bakımından tazminata hak kazanabileceği, davacının beraatine karar verildiğinin anlaşılması halinde ise infaz edilen süre boyunca maddi ve manevi tazminata hak kazanacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuş olup, açıklanan nedenle tebliğnamedeki davacı vekilinin temyiz itirazlarının esastan reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Kabule göre; 5271 sayılı CMK’nın 142/9. maddesindeki “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz” hükmü gereğince somut olay değerlendirildiğinde; davacının 17.166 TL maddi, 60.000 TL manevi tazminat talebinde bulunması, ilk derece mahkemesince davanın tümüyle reddedilmesi ve karar tarihi dikkate alınarak, nispi vekalet ücretinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretin üzerinde kaldığı anlaşılmakla; yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı kurum lehine, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen 5.450 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 1.056 TL dilekçe ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüş olup, açıklanan nedenle tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz itirazlarının esastan reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) ve (B) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 24.02.2020 tarihli ve 2019/3962 Esas 2020/543 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.09.2023 tarihinde karar verildi.