12. Ceza Dairesi 2021/9520 E. , 2023/3045 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1889 E., 2020/699 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı ... vekili 29.01.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 04.11.2002 tarihinde gözaltına alındığını, 08.11.2002 tarihinde tutuklandığını, 09.09.2006 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiğini, davacının gözaltına alındığı ve hakkında nihai kararın verildiği tarih arasında yaklaşık 16 yılı aşkın sürenin geçtiğini ve TCK'nın 141/1-d bendi uyarınca makul sürede hüküm kurulmaması nedeniyle ve müvekkilinin haksız olarak tutuklukta geçirdiği süreler için maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek; 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 200.000 TL tazminatın gözaltı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.
2. Birleşen dosya davacısı ... vekili 29.01.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 14.05.2003 tarihinde gözaltına alındığını, 16.05.2003 tarihinde tutuklandığını, 09.09.2004 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiğini, davacının gözaltına alındığı ve hakkında nihai kararın verildiği tarih arasında yaklaşık 15 yılı aşkın sürenin geçtiğini ve TCK'nın 141/1-d bendi uyarınca makul sürede hüküm kurulmaması nedeniyle ve müvekkilinin haksız olarak tutuklukta geçirdiği süreler için maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek; 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 200.000 TL tazminatın gözaltı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.
3. Davalı vekili 25.03.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Açılan davanın süresinde olmadığını, bu konuda mahkemece araştırma yapılması gerektiğini, davacının yargılama esnasında yasalara ve diğer hukuk kurallara aykırı herhangi bir işlem yapmadığını, davacı hakkında yapılan yargılamanın yasal kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini, davacının maddi zararları ispat etmesi gerektiğini belirtmek suretiyle davanın reddine" beyan etmiştir.
4. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2019 tarihli ve 2019/63 Esas 2019/54 Karar sayılı kararı ile birleştirme kararı verilmiştir.
5. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2019 tarihli ve 2019/51 Esas 2019/114 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
6. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.06.2020 tarihli ve 2019/1889 Esas 2020/699 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.11.2021 tarihli, davacılar vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; zamanaşımı sebebiyle düşme kararlarında da tazminata hükmedilmesi gerektiğine, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacıların davaya konu yargılandıkları dosya kapsamında gözaltına alınıp tutuklandıkları, daha sonra dosyanın Yargıtay aşamasında zamanaşımı süresi dolması sebebiyle düşme kararı verildiği, bu suretle CMK'nın 144/1-c maddesi kapsamında söz konusu tazminat taleplerinin yasal şartları oluşmadığı anlaşıldığı, bu çerçevede hukuka aykırı haksız bir gözaltı veya tutuklama işleminin mevcut olmadığı değerlendirildiğinden; davacı ... ve birleşen dosya davacısı ... vekilinin davalı Maliye Hazinesi aleyhine açmış olduğu koruma tedbiri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinin yasal şartları oluşmaması nedeniyle CMK'nın 142/1. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince;1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı CMK'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 18. maddesi ile 07.05.1964 gün ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 5271 sayılı CMK'nın Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ilâ 144. maddelerinde, tazminat isteme koşulları ve sonuçları yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş ise de; 5320 sayılı Kanunun 6/2. maddesindeki Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144. madde hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağı, bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının belirtilmiş olması karşısında, yapılan işlemden kasıt davacının tutuklandığı tarih olup bu tarih itibariyle de tazminat istemi hakkında 466 sayılı Kanun hükümleri esas alınarak bir karar verilmesi gerektiği ve kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat verilmesine ilişkin esasların ayrıntısına yer verilen Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 gün ve 256-57 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın gerek yokluğundan gerekse yüzüne karşı hükmolunan beraat kararının kesinleşme şerhi ile birlikte ilgiliye tebliği zorunlu olup, 466 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen üç aylık dava açma süresinin, 21.04.1975 gün ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, davacı hakkında açılan ve beraatle sonuçlanan ceza davasının kesinleştiğinin tebliği veya bu kesinleşmenin öğrenilmesinden itibaren başladığı;
Somut olayda, kesinleşmiş beraat kararının davacıya tebliğine ilişkin tebligat evrakına dosya içerisinde rastlanmadığının anlaşılması karşısında, davanın süresinde açıldığının kabulünün gerektiği, ancak tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250 Maddesi İle Görevli) 25.02.2010 tarih, 2005/160 esas, 2010/48 sayılı kararında, davacılar (sanıklar) hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçlarından yapılan yargılama sonunda verilen mahkumiyet kararlarının, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2015/4188 esas ve 2018/983 karar sayılı 30.01.2018 tarihli ilamı ile, atılı suç yönünden zamanaşımı süresinin gerçekleştiği gerekçesi ile bozulmasına ve sanıklar (davacılar) hakkındaki kamu davasının, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş olduğunun anlaşıldığı, tutuklama işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinin 6. fıkrasında hangi hallerde tazminat istenebileceğinin tahdidi şekilde sıralandığı ve ceza yargılaması uzun sürdüğü için makul sürenin aşılması nedeniyle tazminat isteminin, 466 sayılı Kanunun 1. maddesinde tahdidi şekilde sayılan tazminat istenebilecek haller içinde bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine yönelik verilen hükmün, gerekçesi itibariyle hatalı sonucu itibariyle doğru olduğu kabul edilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2010 tarih, 2005/160 Esas 2010/48 Karar sayılı kararının incelenmesinde; davacılar hakkında üzerlerine atılı uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan davacı ...'ın 04.11.2002-06.07.2005 tarihleri arasında 2 yıl 8 ay 2 gün gözaltı/tutuklu kaldığı, davacı ...'ın ise 14.05.2003-09.09.2004 tarihleri arasında 1 yıl 3 ay 25 gün gözaltı/tutuklu kaldığı, yapılan yargılama neticesinde davacıların ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.01.2018 tarih, 2015/4148 Esas 2018/983 Karar sayılı ilamı ile suçun işlendiği tarihten temyiz isteğinin incelendiği tarihe kadar 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 15 yıllık dava zamanaşımı süresinin olduğu anlaşıldığından hükümlerin bozularak kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilerek hükümlerin kesinleştiği, davaların gözaltına alınma ve tutuklanma tarihi itibariyle 466 sayılı Kanun'a tabi olduğu, makul sürede yargılanma açısından 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır.
Davacılar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Zamanaşımı sebebiyle düşme kararlarında da tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacılar hakkındaki gözaltı ve tutuklama işleminin 01.06.2005 tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun altıncı maddesine göre, davanın 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu ve tazminat isteminin kapsamı nazara alınarak, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi isteminin 466 sayılı Kanunun birinci maddesinde tahdidi şekilde sayılan tazminat istenebilecek haller içinde bulunmadığından gözaltı ve tutuklamaya ilişkin tazminat talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Tazminata esas dosya incelendiğinde; davacılardan ...'ın 14.05.2003 tarihinde gözaltına alındığı, üzerine atılı suçtan verilen düşme kararının da 30.01.2018 tarihinde kesinleştiği, davacı ...'ın ise 04.11.2002 tarihinde gözaltına alındığı, üzerine atılı suçtan verilen düşme kararının da 30.01.2018 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Yargılamanın 5271 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra da devam etmesi nedeniyle yargılamanın makul sürede bitirilmediğine yönelik talebin 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılması karşısında; ilk derece mahkemesince davacıların haksız tutuklama nedeniyle tazminat taleplerine yönelik inceleme yapılarak makul süre de yargılanmama nedeniyle tazminat taleplerine ilişkin değerlendirme yapılmaması, Bölge Adliye Mahkemesince de 466 sayılı Yasada düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat hakkında yargılamanın uzun sürmesine dayalı olarak düzenlemenin olmadığını belirterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A-2) bendinde açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.06.2020 tarihli ve 2019/1889 Esas 2020/699 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!