12. Ceza Dairesi 2021/9366 E. , 2023/2764 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/4603 E., 2020/860 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Davanın süre yönünden reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan Ret
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 25.03.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin 05.02.2007 tarihinde gözaltına alındığını, 07.02.2007 tarihinde tutuklandığını, 06.06.2008 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verildiğini, kararın 01.11.2017 tarihinde kesinleştiğini belirterek; haksız olarak gözaltına alınması ve tutuklanması nedeniyle 16.000 TL maddi, 150.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 07.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.
2. Davalı vekili 06.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın CMK gereğince yasal süresinde ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığının resen incelenmesinin gerektiği, yasada tazminata hak ediş sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, bu sebepler dışındaki nedenlerle tazminata hak kazanılamayacağı, davada davacının gözaltına alınmasının tamamen yasalara uygun olup, haksız bir işlem söz konusu olmadığı, olayda herhangi bir keyfi davranış ve yasal sınırların aşılmasının kesinlikle olmadığı, davacının zararları olduğunu ileri sürerek maddi tazminat talebinin maddi delil ve belgelerle ispatlanamadığından yasal dayanaktan yoksun açılan davanın usul ve esastan reddi gerektiğini" beyan etmiştir.
3. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2019/94 Esas 2019/255 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2019/4603 Esas 2020/860 Karar sayılı kararı ile davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.11.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın süre yönünden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve vekalet ücretine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının gelir durumuna ilişkin belge ibraz etmediği, bu nedenle maddi tazminatın net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği, sanığın gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süre nazara alınarak 16 yaşından büyük sanayi sektöründeki asgari ücretlerin dönemlerine göre davacının tutuklu kaldığı süre nazara alınarak 7.038,33 TL maddi tazminat ve 7.500 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 07.02.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının soruşturma kapsamında 05.02.2007 tarihinde gözaltına alındığı, ardından 07.02.2007 tarihinde tutuklandığı, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/98 Esas sayılı kararı ile 06.06.2008 tarihinde tahliye edildiği, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/98 Esas ve 2012/51 Karar sayılı kararı ile davacı sanığın suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen beraat kararının 01.11.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin 25.03.2019 tarihli dava dilekçesi ile müvekkilinin haksız olarak uygulanan koruma tedbirleri nedeniyle CMK'nın 141, 142 maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşıldığı, tazminat davalarının 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, inceleme konusu dosyada davacı hakkındaki beraat kararının 01.11.2017 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açılması gerekirken 25.03.2019 tarihinde dava açılması karşısında; CMK'nın 142/1. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının maddi ve manevi tazminat talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/98 Esas 2012/51 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka ve kredi kartı üretmek, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak , bilişim sistemlerinin banka ve kredi kurumlarının ... olarak kullanılması suretiyle resmi belge de sahtecilik ve bu suçları işlemek için örgüt kurmak suçlarından 05.02.2007- 06.06.2008 tarihleri arasında 1 yıl 4 ay 1 gün gözaltı/tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda atılı suçlardan beraatine karar verildiği, beraat hükümlerinin 01.11.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'a tâbi olduğu anlaşılmıştır.
1. Beraat kararı veren mahkemenin davacının tazminat hakkı olduğunu bildirmediğine ve dava açma süresinin başlamadığına ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenlemeye göre; davacı hakkında atılı suçlardan yapılan yargılama neticesinde davacının beraatine hükmedildiği, beraat hükümlerinin yapılan temyiz incelemesince reddedilmek suretiyle 01.11.2017 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının hükmün kesinleşmesinden itibaren açılmasını öngören CMK'nın 142/1. maddesi tazminat istemeye hak sahibi olan kimsenin soruşturma ve kovuşturmanın akıbetini ve kesin sonuca bağlanışını takip ederek dava hakkını gecikmeden kullanması öngörülerek düzenlenmiş olup, somut olayda davanın hak düşürücü bir yıllık süre geçtikten sonra 25.03.2019 tarihinde açılması karşısında Bölge Adliye Mahkemesince davanın süre yönünden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Vekalet ücretine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı CMK’nın 142/9. maddesindeki “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz” hükmü gereğince davanın tümüyle reddedilmesi ve davacının 16.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu ve karar tarihi de dikkate alınarak yapılan hesaplamada nispi vekalet ücretinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olduğu anlaşılmakla; yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı kurum lehine, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen 5.450 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2019/4603 Esas 2020/860 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!