12. Ceza Dairesi 2021/9365 E. , 2023/2770 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1672 E., 2020/81 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan Ret
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 28.06.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin suç işlemek amacıyla örgüt kurup yönetmek, rüşvet almak ve vermek, kamu kurum ve kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgütye bilerek yartım etmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte uye olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım etmek suçundan dolayı 14.01.2013 tarihinde gözaltına alındığını, 17.01.2013 tarihinde tutuklandığını ve 10.07.2013 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verildiğini belirterek 18.326,08 TL maddi, 250.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.
2. Davalı vekili 18.12.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.
3. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin,14.11.2018 tarihli ve 2017/339 Esas 2018/400 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2019/1672 Esas 2020/81 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.11.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz istemi;manevi tazminat miktarın reddi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacı hakkında, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/175 esas ve 2016/356 karar sayılı ilamı ile suç işlemek amacıyla örgüt kurup yönetmek, rüşvet almak ve vermek, kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım etmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım etmek suçlarından beraatine karar verildiği, kesinleşme şerhli gerekçeli kararın davacıya tebliğ edilmediği, ancak tazminat davasının 28.06.2017 tarihinde açıldığı, böylece 10.04.2017 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılan karara göre davanın yasal süresi içerisinde açıldığı, her ne kadar davacı maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de, öncelikle dava dosyası kapsamında davacının ücret bordrosu ve ücret hesap pusulasının düzenlendiği, ayrıca tutuklu kaldığı süreye ilişkin SGK primlerinin de yatırıldığının tespit edildiği, bu haliyle davacının tutuklanmadan önce çalıştığı işyerinden kendisi adına düzenlenen ücret bordrosunda belirlenen meblağı talep edilebileceğinin anlaşılması karşısında buna ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, davacının tutuklulukta geçirdiği süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklamanın şahıs üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınarak, zenginleşme sonucunu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır şekilde talebinin kısmen kabulü ile takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 17/01/2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; mahkemece makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm fıkrasının manevi tazminata ilişkin 2. maddesinde yazılı "5.000 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "10.000 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/175 Esas ve 2016/356 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak suçundan 14.01.2013-10.07.2013 tarihleri arasında 5 ay 27 gün
tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.04.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 72.070 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 5.000 TL manevi tazminata yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından manevi tazminat miktarının 10.000 TL'ye yükseltilerek istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan ret kararının verilmiş olması dikkate alınarak 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Davacının cezaevi harcalamaları, maktu vekalet ücretini aşan ve davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanan avukatlık ücretinden doğan zararın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilmemesinde ve davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin olarak davacı için ücret bordrosu ve ücret hesap pusulasının düzenlendiği, ayrıca tutuklu kaldığı süreye ilişkin SGK primlerinin de yatırıldığının tespit edildiği, bu haliyle davacının tutuklanmadan önce çalıştığı işyerinden kendisi adına düzenlenen ücret bordrosunda belirlenen meblağı talep edilebileceğinin gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2019/1672 Esas 2020/81 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünün (B-2) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2019/1672 Esas 2020/81 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!