WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/9339 E.  ,  2023/2769 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/4696 E., 2020/823 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan Ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 14.02.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "davacı hakkında Kara Kuvvetleri Komutalığı Askeri Savcılığının müteaddit yurt dışına firar suçundan kamu davası açıldığını, Kara Kuvvetleri Komutalığı Askeri Mahkemesinin 10.09.2009 tarih ve 2009/578 E.-2009/979 K. sayılı ilamı ile davacı hakkında mahkumiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararları verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacı hakkındaki denetim süresi üzerinde suç istediğinin ihbarı üzerine Ankara 39.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2018 tarih ve 2018/187 E.- 2018/74 K. sayılı ilamı ile davacının müsnet suçlardan beraetine karar verildiğini, davacının bu süre zarfında bu suçundan ötürü 18.09.2011 - 14.07.2012 tarihleri arasında haksız yere hükümlü kaldığını ve bu süreçle devamında hakkında haksız yere adli kontrol tedbirleri uygulanması nedeniyle 300.000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminatın, haksız tutuklama tarihinin başlangıcı olan 18.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.

2. Davalı vekili 25.03.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın CMK'ya yasal süresinde ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığının resen incelenmesi gerektiğini, yasada tazminata hak ediş sebepleri sınırlı olarak sayıldığını, bu sebeplerin dışındaki nedenlerle tazminata hak kazanılmadığını, davacının Müteaddit Yurtdışına Firar suçundan gözaltına alındığını ve tutuklandığı, davada davacının gözaltına alınması tamamen yasalara uygun olduğunu, bunun sonunda ancak, davacının suçlu olup olmadığı tespit edilebileceği için; haksız bir işlem söz konusu olamdığını, olayda herhangi bir keyfi davranış ve yasal sınırların aşılması kesinlikle olmadığını, davacı zararları olduğunu ileri sürüp, tazminat talep etmişse de zararlarını maddi delil ve belgelerle ispatlayamadığını, ayrıca davacı kastı gösterir bir delilde sunamadığını, burada idarenin bir kusuru söz konusu oalmadığını, bu nedenlerle manevi tazminat verilmeyeceğini, talep edilen manevi tazminat miktarı fazla olduğunu, talep edilen tazminata faiz uygulanması yönündeki talepleri kabul edilemiyeceği gibi usul ve yasaya da aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.

3. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2019 tarihli ve 2019/87 Esas 2019/251 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2019/4696 Esas 2020/823 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.11.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; Anayasa Mahkemesinin 14/07/2016 tarih ve 2016/11 E. 2016/132 K. sayılı kararı 23/09/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış ve bu kararda; 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 67.maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi herhangi bir nedenle izinli olsa dahi, yabancı ülkeye gitme müsaadesi bulunmaksızın ülke sınırları dışında üç günü geçiren asker kişilerin yabancı ülkeye kaçmış sayılarak bir seneden beş seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngören mezkur hüküm Anayasanın 2., 13. ve 23. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Davacının Anayasa Mahkemesinin 14/07/2016 tarih ve 2016/11 E. 2016/132 K. sayılı iptal kararından önce 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 67.maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi uyarımca hapis cezası aldığı ve aldığı hapis cezalarının bir kısmını hükümlü olarak infaz ettiği, Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/187 E. 2018/74 K. sayılı beraat kararı Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında verildiği, hem Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinden hem de UYAP'ta yapılan sorgulama davacının tutukluluk bilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar hükümlü olarak cezasını infaz ettiği sürelerin yasal dayanağı olan kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle mahkememizde koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açmış ise de, CMK'nın 141 vd. maddeleri uyarınca yasal koşullar oluşmamıştır. Nitekim CMK'nın 144/1-b maddesinde davacının ''tazminata hak kazanmadığı halde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hale dönüşenler'' fıkrasından olması sebebiyle CMK'nın 144. maddesi uyarınca tazminat isteyemeyecek kişiler arasında sayılmıştır. Bu nedenlerle davacının maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerinin CMK'nın 144/1-b maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı ...'ın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin kurulan hüküm yönünden; "14.02.2019" olan dava tarihinin gerekçeli karar başlığına "20.02.2019" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/187 Esas 2018/74 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının yurt dışına firar etmek suçundan 18.09.2011-14.04.2012 tarihleri arasında hükümlü sıfatıyla cezaevinde bulunduğu, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 19.11.2018 tarihinde kesinleştiği, infaz tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
Davacı hakkında Kara Kuvvetleri Komutalığı Askeri savcılığının 2008/1027 Esas 2008/935 Karar sayılı iddianamesi ile davacı sanık hakkında yurtdışına çıkış için Türk Silahli Kuvvetleri İzin Yönetmeliği hükümleri gereğince Kuvvet Komutanlığından izin alması gerekirken, yurt dışına izin onay belgesi olmaksızın 17.12.2007 - 05.01.2008, 14.02.2008 - 24.02.2008, 12.03.2008 - 16.03.2008, 22.04.2008 - 30.04.2008, 09.06.2008 - 13.06.2008, 10.07.2008 - 24.07.2008, 04.08.2008 - 25.08.2008 tarihleri arasında yurtdışına çıktığından bahisle 7 ayrı kez yurt dışına firar etmek suçundan Askeri Ceza Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.

Kara Kuvvetleri Komutalığı Askeri Mahkemesinin 10.09.2009 tarih ve 2009/578 E.-2009/979 K. sayılı ilamı ile davacı sanığın 17.12.2007-05.01.2008 ve 14.02.2008-24.02.2008 tarihleri arasındaki eylemlerinden dolayı sanık hakkında ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 10.07.2008-24.07.2008, 04.08.2008-25.08.2008 tarihleri arasındaki eylemlerinden dolayı ayrı ayrı beraatine karar verildiği ve verilen iş bu hükümlerin 14.12.2009 tarihinde kesinleştiği, davacı sanık 12.03.2008-16.03.2008,22.04.2008-30.04.2008,09.06.2008-13.06.2008 tarihleri arasındaki eylemlerinden dolayı mahkumiyet kararları verildiği ve iş bu hükümlerinde Askeri Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07.04.2010 gün ve 2010/743-965 sayılı ilamı ile onanmak suretiyle 07.04.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine; hapis cezasının infazı amacıyla 18.09.2011-14.04.2012 tarihleri arasında hükümlü sıfatıyla cezaevinde bulunduğu anlaşılmıştır.

Davacının denetim süresi üzerinde suç istediğinin ihbarı üzerine Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/187 Esas 2018/74 Karar sayılı dosya ile yeniden görülmekte olan davada davacı sanığın 17.12.2007-05.01.2008 ve 14.02.2008-24.02.2008 tarihleri arasında iki kez yabancı ülkeye izin almadan gittiği ancak sanığın üzerine atılı 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde düzenlenen suçun Anayasa Mahkemesinin 14.07.2016 tarih ve 2016/11 E. 2016/132 K. sayılı iptal edilmesi nedeniyle CMK'nın 223 üncü maddesinin 2. fıkrasının (a)bendi gereğince yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın beraatine karar verildiği görülmektedir.

İlk derece mahkemesince davacının hapis cezası aldığı ve aldığı hapis cezalarının bir kısmını hükümlü olarak infaz ettiği, Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/187 E. 2018/74 K. sayılı beraat kararı Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında verildiği, davacı her ne kadar hükümlü olarak cezasını infaz ettiği sürelerin yasal dayanağı olan kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açmış ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince davacının ''tazminata hak kazanmadığı halde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hale dönüşenler'' fıkrasından olması sebebiyle CMK'nın 144 üncü maddesi uyarınca tazminat isteyemeyecek kişiler arasında sayıldığı gerekçesiyle davacının maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerinin CMK'nın 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendi uyarınca reddine dair verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2019/4696 Esas 2020/823 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.