WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/9173 E.  ,  2023/3389 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1983 E., 2019/4452 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, Temyiz isteminin reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Davalı vekilinin temyizin reddine ilişkin ek karara yönelik temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 17.11.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının 27.11.2009 tarihinde tutuklandığını, 05.07.2010 tarihinde tahliye edildiğini, toplam 220 gün tutuklu kaldığını ve borçlar yüzünden evini satmak zorunda kaldığını belirtmiş, davacının uğradığı maddi zararın tazmini için 300.000,00 TL, manevi zararın tazmini için ise 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 12.12.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; süre ve mükerrer dava yönünden araştırılma yapılması gerektiğini, mahkemenin yetkisiz olduğunu, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

3. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2018 tarihli ve 2017/92 Esas, 2018/234 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2018/1983 Esas, 2019/4452 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

5. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.12.2019 tarihli ve 2018/1983 Esas, 2019/4452 Karar sayılı ek kararı ile davalı vekilinin temyiz başvurusu hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 296 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği "temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine" karar verilmiştir.

6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.11.2021 tarihli tebliğnamesiyle davacı lehine eksik manevi tazminata hükmolunduğu gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davalı vekilinin temyiz istemi; kararın temyiz edilebilir olduğu ve ek kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.

2.Davacı vekilinin temyiz sebepleri; maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ve manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Davacının 27.11.2009 tarihinde tutuklandığı ve 05.07.2010 tarihinde tahliye edildiği yargılandığı İstanbul Anadolu 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/155 Esas -2015/359 K sayılı dosyasından beraat ettiği ve beraat kararının da 19.11.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın da 17/11/2016 tarihinde süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

... Davacının ekonomik ve sosyal durumuna ilişkin gerekli araştırma yapılmış ilgili araştırma neticesinde elde edilen belgeler doğrultusunda bilirkişi raporu alınarak dosyaya yansıtılmıştır. Davacının dava dilekçesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu hususu sabit olup, davacının maddi tazminat talebi yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu ve davacının dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumu, tutuklulukta geçirdiği süreler nedeni ile uğradığı manevi zarar, takdir edilecek tazminatın zenginleşme-fakirleşme aracı olmaması hususları değerlendirilerek günlüğü 50,00 TL 'den hesaplanarak toplam 11.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, dava dilekçesindeki talebi de gözetilerek, haksız tutuklama tarihi olan 27/11/2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bu miktara yasal faiz yürütülmüş, aynı gerekçeler ile fazlaya ilişkin manevi tazminat talebi reddedilmiş bu suretle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Davacı her ne kadar maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de; usul ve yasaya uygun düzenlenen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının maaşından yapılan ilk kesintinin tahliye tarihinden yaklaşık 26 ay sonra yapılması sebebiyle haciz işleminin davacının kusurundan ileri geldiği anlaşıldığından; ayrıca davacının eşi adına kayıtı evin satışında parasal kayba uğradıkları iddiasının da gerek tapu kaydında alım bedelinin davacının iddia ettiğinden daha düşük gösterilmesi ve gerek davacı ve eşine ait gerçekte ödendiği iddia edilen miktara ilişkin hesap ekstrelerinin sunulmaması sebebi ile bu talebin gerçekçi olmadığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir." denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde "Davacı ... hakkında "Silahlı Ergenekon terör örgütüne üye olma." suçundan dolayı başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınıp tutuklandığı ve 27/11/2009 ila 05/07/2010 tarihleri arasında 220 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 02/05/2015 tarih ve 2014/155 Esas, 2015/359 Karar sayılı kararı ile davacının beraatına karar verildiği, bu kararın 19/11/2015 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhli beraat kararının davacıya tebliğ edilmediği, adli sicil kaydına göre davacının herhangi bir suçtan mahkumiyetinin bulunmadığı, bu nedenle tutuklulukta geçirdiği sürelerin başka bir cezasından mahsup edilmesinin söz konusu olmadığı, davacı tarafından aynı olay nedeniyle açılmış başka bir tazminat davasının da bulunmadığı, 5271 sayılı CMK'nın 141 ve devamı maddeleri gereğince davacının koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunduğu, davanın da yasal süre içinde açıldığı hususları sabittir.

Dosyadaki mevcuk bilgi ve belgelere göre, davacının İzmir eski Foça Anfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığında Deniz Piyade Kurmay Kıdemli Albay rütbesiyle görev yaptığı sırada gözaltına alınıp tutuklandığı anlaşılmıştır.

Buna göre; Maddi tazminat talebinin dayanağı olarak hakkında tutuklama kararı veren Hakim ve Savcılar hakkında açmış olduğu davaları kaybetmesinden dolayı aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsili için yapılan icra takiplerinde maaşına ve arabasına haciz konulmasını ve tutuklanmasından dolayı düştüğü maddi sıkıntı nedeniyle eşi vasıtasıyla İstanbul'da bulunan evini satıp İzmir'den ev almak zorunda kalması nedeniyle iki ev arasındaki değer farkını gösteren davacının maddi tazminat talebinin 16/10/2017 tarihli bilirkişi raporundaki tazminat talebine ilişkin tespitler doğrultusunda, ilk derece mahkemesinin kararında yazılı gerekçelerle reddine karar verilmiş olmasında herhangi hukuka aykırılık görülmemiştir.

Ancak; koruma tedbirleri nedeniyle hükmedilecek manevi tazminat miktarının belirlenmesinde ise, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacının sosyal ve ekonomik durumunun yanında, kişinin Ergenekon terör örgütü üyesi olma gibi bir suçla suçlanmış olması, gözaltına alınıp tutuklanmasına neden olan olayların cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile hükmolunan manevi tazminata tutuklama tarihinden itibaren faiz uygulanacak olması nedeniyle, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değerlerin dikkate alınıp, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, ilk derece mahkemesince dava dosyasına yansıyan bu ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunduğu, bu kriterlere göre davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.

Dairemizce duruşma açılarak yeniden yapılan yargılama sonucunda, yukarıda özetlenen gerekçe ve ölçütlere göre; davacının maddi tazminat talebinin reddine ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen tazminat miktarı bakımından kararın davalı bakımından kesin olduğu gerekçesi ile davalının temyiz isteminin reddine dair ek karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Koruma tedbirlerine dayalı tazminat davalarının niteliği itibariyle yargılama sırasında sadece 5271 sayılı Kanun'un uygulanması halinde, adil ve hukuka uygun kararlar verilebilmesi ve ilgilerin zararlarının karşılanması hususunda bir kısım sorunların ortaya çıkabilecek olmasından dolayı bu davalarda esas olarak 5271 sayılı Kanun uygulanmakla birlikte, bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda, 6100 sayılı Kanundaki düzenlemeler uygulanmaktadır.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarının miktar itibari ile temyiz edilebilir olup olmadığı 6100 sayılı Kanun hükümleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmektedir. Buna göre, miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyiz edilemez.

Bu açıklamalar çerçevesinde, karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 58.800 TL olduğu ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 27.11.2009 - 05.07.2010 tarihleri arasında 220 gün tutuklu kalan davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesince 11.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmesi üzerine bu karara yönelik istinaf incelemesi neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak 30.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi nedeniyle hükmedilen tazminat miktarının davalı açısından kesin olduğu görülmekle, davalı vekilinin ek kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Tazminat talebinin esasını oluşturan İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/155 Esas, 2015/359 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 27.11.2009 - 05.07.2010 tarihleri arasında 220 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 19.11.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve tazminat şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır.

2. Davacının tutuklu kaldığı sürede ödemelerini yapamaması nedeniyle gayrimenkul malının satışından doğan zarar gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

3. Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.12.2019 tarihli ve 2018/1983 Esas, 2019/4452 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B.3) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2018/1983 Esas, 2019/4452 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2023 tarihinde karar verildi.