WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/9040 E.  ,  2023/2490 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/4139 E., 2017/4182 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
KARAR : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 01.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında uyuşturucu ticareti suçundan 17.12.2011 - 04.04.2014 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle 100.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı ve tutuklama tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kredi faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 05.01.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde açılmadığından reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, mükerrer dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Davacının talep edeceği tazminat tutuklu kaldığı dönem içindeki zararları kapsar. Tutukluluk süresi bittikten sonraki dönemler içinde oluşan zarardan dolayı tazminat talep etmesi doğru değildir. Davacı kendi kusurlu eyleminin sonucuna katlanmalıdır. İddia edilen maddi zarar ispatlanmamıştır. Davacı sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının faiz talebi haksızdır." şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2017 tarihli ve 2015/431 Esas, 2017/253 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.12.2017 tarihli ve 2017/4139 Esas, 2017/4182 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.11.2021 tarihli ve 2021/137445 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davalı vekilinin temyiz istemi; davacı yönünden kanunda belirtilen koşulların oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarlarının ve vekalet ücretinin fazla olduğuna, ilişkindir.

2.Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının az olduğuna, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı ... vekili Av. ... tarafından verilen dilekçe ile 5271 sayılı Kanun'un 141 ve devamı maddelerine göre tazminat istemi gereğince; davacının süresinde ve yetkili mahkemede dava açtığı, nüfus ve sabıka kayıtlarının dosyaya getirtildiği, tazminat davası için gerekli olan belgelerin toplandığı davacının incelenen tüm dosya kapsamında 17.12.2011 tarihinde tutuklandığı, davacı hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından dava açıldığı, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2014 gün ve 2014/245 esas sayılı tahliye müzekkeresi ile tahliyesine karar verildiği, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/243 esas 2014/512 karar sayılı kararı ile 25.11.2014 tarihinde beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmış olup, bu nedenle tazminat istemeye hak kazandığı saptanmış, toplumdaki konumu itibariyle hakkaniyet ilkesi gereğince uğramış olduğu zarar karşılığı elem ve ızdırabı tatmin etmek amacıyla davanın kısmen kabul kısmen reddi ile haksız tutuklulukta kaldığı toplam süre de dikkate alınarak ayrıca Yargıtay'ın yerleşik içtihatları kapsamında, davacının tutuklu kaldığı dönem için maddi zararları hesaplanırken cezaevi harcamaları, cezaevi ziyaretçilerinin yol harcamaları ve benzeri giderlerinin 5271 sayılı Kanun'un 141 vd. maddeleri kapsamında maddi zarar hesabına dahil edilemeyeceği dikkate alınarak, ayrıca davacının beraat ettiği davada kendisini avukat ile temsil ettirmiş olup maktu vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşıldığından 2014 yılı asgari ücret tarifesine göre hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de eklenmesiyle hesap edilen 25.116,57 TL maddi tazminatın haksız tutuklama tarihi olan 17.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tutuklama tarihinden itibaren faize hükmedilmesi nedeniyle tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, hak ve nefaset kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği hususları gözönünde bulundurularak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile sosyal ve ekonomik durumu, tutuklu kaldığı sürede duyduğu elem ve üzüntü dikkate alınarak takdiren 50.500,00 TL manevi tazminatın haksız tutuklama tarihi olan 17.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1. 29.05.1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup, bu hakkın asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı ancak ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken ve ilgili davada yasa yoluyla incelenebilecek haklardan olduğundan, ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamında ayrıca dava konusu edilemeyeceğinin belirtilmiş olması karşısında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında, beraatine hükmedilen davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği gerekçesiyle "3.000,00 TL" vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınmasının;

2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nefaset ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunmasının;

Usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu anlaşılarak istinafta bulunan davalının talebi bu itibarla yerinde görülmüştür.

İstinafa konu kararın ilk 4 paragrafının:
"1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan miktar esas alınarak davacının haksız olarak tutuklu kaldığı süreler için 22.116,57 TL maddi tazminatın, haksız tutuklama tarihi olan 17.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Maliye Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,

2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile sosyal ve ekonomik durumu, tutuklu kaldığı sürede duyduğu üzüntü ve elem dikkate alınarak takdiren 30.000 TL manevi tazminatın haksız tutuklama tarihi olan 17.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Maliye Hazinesinden alınarak, davacıya verilmesine, davacının fazla ilişkin taleplerinin reddine

3-Yargılama masraflarının davalı Maliye Hazinesi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 6.082,82 TL nisbi ücreti vekaletinin Maliye Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine ," şeklinde düzeltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/243 E., 2014/512 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 17.12.2011 - 04.04.2014 tarihleri arasında 839 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 02.12.2014 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı anlaşılmıştır.

A. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
1. Davacı hakkında düzenlenen yakalama, olay, gözaltı ve sevk – serbest bırakma müzekkerelerinin ve sorgu zaptının Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde aslının veya onaylı örneğinin dosya arasına alınması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Davacı ile ilgili tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve nedene dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve nedene dayalı olarak açılmış başka bir dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Kabul ve uygulamaya göre; gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanması gerektiği gözetilmeyerek, davacı lehine fazla tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

5. Kabul ve uygulamaya göre; nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, bölge adliye mahkemesi tarafından belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.

6. Kabul ve uygulamaya göre; 05.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik, 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak, bu aralıktan fazla hesaplanan nisbî avukatlık ücreti yerine ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücrete hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Kabul ve uygulamaya göre; gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret
bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanması gerektiği gözetilmeyerek, davacı lehine fazla tazminata hükmolunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin hükmedilen maddi tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.

2. Kabul ve uygulamaya göre; nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, bölge adliye mahkemesi tarafından belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A-1-2-3-4-6) ve (B-2) paragraflarında açıklanan nedenlerle davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.12.2017 tarihli ve 2017/4139 Esas, 2017/4182 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.09.2023 tarihinde karar verildi.