12. Ceza Dairesi 2021/8053 E. , 2023/1875 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 04.12.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 09.12.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 07.01.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; avukat olan müvekkilinin 19.10.2017 tarihinde gözaltına alındığını, 26.10.2017 tarihinde silahlı örgüt üyeliği kapsamında tutuklandığını, davacı tarafından yapılan tutukluluk itirazların değerlendirilmesinin, tahliye taleplerinin reddinin ve tutuklululuğun davamına ilişkin kararların yalnızca 5271 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesine dayanılarak yapıldığını, davacının tutuklandıktan sonra ilk kez hakim karşısına16.07.2018 tarihinde ... 27. Ağır Ceza Mahkemesinde çıktığını ve bu duruşmada tutukluluğunun devamına karar verildiğini, daha sonra mahkemece yapılan aylık tutukluluk incelemesi olan 05.10.2018 tarihinde tahliye edildiğini, davacının 1 yıla yakın süre özgürlüğünden mahrum kaldığını, tutukluluğunun makul süreyi aştığını, tahliye taleplerinin ve tutukluluk devamlarının basma kalıp ifadelerle değerlendirildiğini, tutukluluk sonrası makul sürede hakim önüne çıkarılmadığını ve davacının üzerine atılı suçlama nedeniyle manevi tahribata uğradığını, tüm bu nedenlerle 100.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebinde bulunmuştur.
2.Davalı vekili 06.03.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; tazminata esas dosyada yargılamanın devam ettiği kesinleşmediğinden sürede reddi gerektiğini, davacı vekilinin özel vekaletnamesi bulunmadığından bu hususun tamamlatılması gerektiğini, haksız ve yersiz olması nedeniyle reddi gerektiğini, soruşturma aşamasında yapılan işlemlerin usulüne uygun olduğunu, davacının Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, tazminat talebinin haksız zenginleşmeye yol açacak miktarda olduğun, bu nedenle açılan davanın reddi gerektiğini, öne sürmüştür.
3.... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2019 tarihli ve 2019/5 Esas, 2019/92 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4.... Bölge Adliye Mahkemesi 19.Ceza Dairesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/2491 Esas, 2019/3774 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 30.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz talebinin esastan reddini talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi; mahkemece eksik inceleme ile hakkaniyete aykırı sonuca varıldığına, tutuklama incelemelerinin dosya üzerinden yapıldığına, hakim önüne makul sürede çıkarılmadığına, müvekkilinin kaçma şüphesinin bulunmadığına, ve tazminat koşullarının oluştuğuna ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın tamamen reddi nedeniyle hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
... 10. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde; "... 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin 1 inci fıkrasının d bendinde," Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin tazminat isteyebileceği" vurgulanmakla birlikte, davacı ...'ın halen silahlı örgüt üyeliği suçlamasıyla yargılanmasının devam ettiği ... 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/89 esas sayılı dosyası incelendiğinde, davanın kapsamı, dosyadaki delillerin çokluğu, sanıklara yüklenen suçların sayısı ve niteliği ile sanık sayısı, sözkonusu davanın örgüt üyeliği suçlamasıyla yürütüldüğü de nazara alındığında davanın karmaşıklığının, davacıya yüklenen eylemin ağırlığının, davacının kaçma ihtimalinin de bulunması, AİHM'in de davanın karmaşık olması durumunun tutukluluk süresinin makul olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate aldığı, davacıya atfedilen suçun ciddi ve ağır olduğu , atılı suça ilişkin olarak yapılan yargılamadaki delillerin sayı ve niteliği, sanık sayısı ve eylemlerin niteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi dikkate alındığında davacının gözaltına alındığı 19.10.2017 tarihinden davacının tahliye olduğu 05.10.2018 tarihine kadar geçen tutukluluk süresinin makul olduğu, tazminatı gerektirir herhangi bir ihlalin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan ... 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/89 Esas sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 19.10.2017 - 05.10.2018 tarihleri arasında 351 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılamanın devam ettiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı anlaşılmıştır.
A.Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak;
Davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 19.10.2017 - 25.10.2017 tarihleri arasında 6 gün gözaltında kaldığı, 25.10.2017 tarihinde tutuklandığı, davacının 22 şüpheli ile birlikte atılı suçtan ... Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2018 tarihinde düzenlenen 2018/7483 esas numaralı iddianamesi üzerine ... 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/89 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılanmasına başlandığı, mahkemece düzenlenen 19.03.2018 tarihli tensip zaptı ile tutukluluk halinin devamına karar verildiği, duruşma gününün 16.07.2018 olarak belirlendiği, davacının 05.10.2018 tarihli ara karar ile tahliyesine karar verildiği ve yargılamanın halen devam ettiği görülmekle, soruşturma dosyasında şüpheli sayısının fazla olması, yürütülen soruşturmanın terör soruşturması olması, olayın niteliği ve karmaşıklık düzeyi göz önünde bulundurulduğunda davacı hakkında makul sürede iddianame düzenlenerek yine makul sürede hakim önüne çıkarıldığı, yasal tutukluluk süresinin aşılmadığı, mahkemece dava dosyası getirtilerek tahliye taleplerinin ve tutululuk değerlendirmelerinin usulüne uygun yapıldığının tespit edildiği, bu haliyle tazminat koşullarının oluşmadığı, haksız tutukluluk nedeniyle tazminat talep edilebilmesi halinin ise davacı hakkında verilen beraat kararı veya tutukluluktan az süre ile mahkumiyet halinde değerlendirilebileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususlara ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B.Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak;
5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınmadan, davanın tümüyle reddi nedeniyle davacı tarafından talep edilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan miktar gözetilerek davalı lehine ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu vekalet ücreti takdir edilmesi yerine sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) paragrafında açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/2491 Esas, 2019/3774 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasının üçüncü paragrafında yer alan "1.056,00 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "5.450,00 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!