12. Ceza Dairesi 2021/7974 E. , 2023/1874 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 29.01.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin üzerine kayıtlı . plakalı aracına 11.06.2008 tarihinde bir suça karıştığından bahisle el konulduğunu, yapılan yargılama sonunda aracın ruhsat sahibine iadesine karar verildiği, müvekkilinin dosyada taraf olmadığını, kendisine tebligat yapılmadığını, bu nedenle karardan haberdar olmadığını, müvekkilinin aracın iadesi kararını 2018 ocak ayında öğrendiğini, müvekkilinin 10 yıl aracını kullanamadığını, aracın kullanılamaz hale geldiğini, aracın parkta olması ve yüksek park ücreti istenmesi nedeniyle aracı teslim alamadığını, söz konusu kararda müvekkili yönünden kanun yolları ve mercilere başvuracağı ve süreleri yönünden açıklama yapılmadığını, haksız el koyma nedeniyle mülkiyet hakkına aykırı olduğuna, anayasaya aykırı olduğuna, söz konusu el koyma nedeniyle elde edilecek gelir, ekonomik değeri yitirmesi nedeniyle zararı, park ücreti zararı da olmak üzere 200.000,00 tazminatın el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 20.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın kanunda belirtilen yasal süresinde açılmadığını, tazminata esas dosyada kararın 15.04.2014 tarihinde kesinleştiğinden yasal 1 yıllık süresinden sonra açıldığından davanın reddi gerektiğini, davacının söz konusu araçla alakalı bilgi almadıklarını beyan etmişse de 6 sene boyunca aracın akıbetinin sorulmamış olaması davacı tarafın kötüniyetle dava açtığını gösterdiğini, el koyma tedbirinin usul ve yasaya uygun olduğundan idarenin herhangi bir kusuru olmadığını, talep edilen tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, öne sürmüştür.
3.... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2018/42 Esas, 2019/21 Karar sayılı kararı ile davanın reddine kararı verilmiştir.
4.... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2019/1033 Esas, 2019/2189 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi;
Açılan davanın süresinde olduğundan istinaf kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 5271 sayılı kanuna göre karar ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay veya herhalde kesinleşmeden itibaren 1 yıl içinde tazminat isteminde bulunabileceğinin beirtildiği, davacının ... sahibi olduğu, malen sorumlu olmasına rağmen tazminata esas dosyada kendisine tebligat yapılmadığı, bu nedenle müvekkilinin söz konusu karadan haberinin olmadığı, söz konusu kesinleşmenin davacı bakımından bir anlam ifade etmediği, bu nedenle kesinleşmeyi öğrenme tarihinin esas alınması gerektiğini, devletin işlemlerinde ilgili kişilere bildirimde bulunması gerektiğinin anayasa gereği olduğu, uzun süre araca el konulmasının mülkiyet hakkı ihlali olduğu, söz konusu 1 yıllık sürenin taraf sıfatını taşıyan kişiler için geçerli olduğu, müvekkiline tebligat yapılmadığından davanın süresinde olduğu, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas .Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/27 Esas – 2014/20 Karar sayılı dava dosyasında üçüncü kişi olan davacıya ait araca 11.06.2008 tarihinde el konulduğu ve yapılan yargılama sonunda iadesine karar verildiği, kararın 15.04.2014 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı kanunun 142 inci maddesinin 1 inci fıkrasında davanın her halde hükmün kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içerisinde tazminat davası açılabileceğinin belirtildiği, 1 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu anlaşılmakla, davanın 15.04.2014 tarihinde kesinleştiği de gözetilerek 1 yıllık hak düşürücü sürede dava açılmadığı, tazminat istemeye hak sahibi olan kimsenin hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın akıbetini ve kesin sonuca bağlanışını takip ederek dava hakkını gecikmeksizin kullanmasının öngörüldüğü, süresinde dava açılmadığından dava açma hakkının düştüğünden maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan .Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/27 Esas – 2014/20 Karar sayılı ceza dava dosyasında kapsamında, iyi niyetli üçüncü kişi olan davacıya ait araca nitelikli hırsızlık suçundan 11.06.2008 tarihinde el konulduğu ve yapılan yargılama sonunda iadesine karar verildiği, kararın 15.04.2014 tarihinde kesinleştiği, el koyma tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanununa tabi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden;
Tazminata esas ceza davasında yerel mahkemece, .plaka sayılı ... 11.06.2008 tarihinde nitelikli hırsızlık suçundan muhafaza altına alındığı ve 13.06.2008 tarihinde tarihte tazminata esas dosyada sanık olan.'ye teslim edildiği, yapılan yargılama sonucunda sanık .'ye nitelikli hırsızlık suçundan ceza verildiği, dava konusu .plakalı aracın malikinin iyi niyetli 3. kişi olması nedeniyle müsadere edilmeyerek ruhsat sahibine iadesine karar verilerek kararın 15.04.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat taleplerinin kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde dava konusu edilebileceği, bu kapsamda dava dosyası incelendiğinde, tazminat talebinin dayanağı olan . Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/27 Esas – 2014/20 Karar sayılı ceza dava dosyasının 15.04.2014 tarihinde kesinleştiği, buna karşın tazminat davasının bir yıllık hak düşürücü süreden sonra 29.01.2018 tarihinde açılmış olduğunun anlaşılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilin davanın süresinde açıldığına yönelik temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2019/1033 Esas, 2019/2189 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza
Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!