12. Ceza Dairesi 2021/7762 E. , 2023/1619 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin, yokluğunda verilen kararın 24.10.2019 tarihinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin ise; 24.10.2019 tarihinde ayrı ayrı tebliği üzerine 25.10.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 31.01.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında haksız olarak tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 87.000,00 TL maddi, 65.000,00 TL manevi tazminatın haksız yakalama tarihi olan 21.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 14.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın görev ve yetki yönünden reddine karar verilmesini talep ederiz. Davacının tutuklanması sırasında yapılan işlemlerde kanuna aykırılık bulunmadığından davanın esas yönünden de reddi gerekir. Davacının tutukluluk süresi belirtilmeden talep edilen tazminat miktarı çok fazladır. Davacının asgari ücretten fazla maaşla çalıştığı iddiasını ancak belge ile ispatlaması mümkündür. Bu husus mahkemece göz önünde bulıundurulmalıdır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2019 tarihli ve 2018/37 Esas, 2019/40 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.09.2019 tarihli ve 2019/1730 Esas, 2019/2802 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.10.2021 tarihli ve 2019/117820 sayılı, ret, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanmasına, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.
2.Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın görev ve yetki yönünden reddedilmesi gerektiğine, davacı hakkında yapılan işlemlerde kanuna aykırılık bulunmadığından davanın esas yönünden de reddedilmesi gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna, reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ve sair nedenlere, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli 2016/177 Esas, 2017/334 Karar sayılı dosyası kapsamı itibariyle davacı hakkında insan ticareti yapmak, bir kimseyi fuhşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek veya üye olmak suçlarından dava açıldığı, 09.11.2017 tarih ve 2016/177 Esas, 2017/334 Karar sayılı kararıyla beraatine karar verildiği ve kararın 17.11.2017 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, davacının 18.06.2011-21.06.2011 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, ... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.06.2011 tarihli, 2011/62 Sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı ve ... 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2013 tarihli duruşmasında aldığı karar ile tahliye edildiği, buna göre davacının gözaltı ve tutuklulukta kaldığı sürelerin hukuki dayanağının kalmadığı anlaşılmıştır.
Davacının sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin yapılan araştırmalar neticesi 20.06.2011 tarihinden önce Raın isimli otelde mesul müdür olarak çalıştığının anlaşıldığı, davacının aylık 3.000,00 TL maaş aldığını belirttiği ve davacının işvereni olduğu belirtilen şahsın davacının tutuklanmadan önce aylık 3.000,00 TL karşılığında yanında çalıştığına dair dilekçe sunduğu ancak ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2017 tarih ve 2016/77 Esas 2017/334 Karar sayılı kararının başlığında sanığın (davacının) otel mesul müdürlüğü yaptığını ve aylık 1.000,00 TL ortalama geliri olduğu belirtildiği, yine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 25.05.2018 tarihli cevabi yazısında davacının işvereni olduğu belirtilen şahsın 21.06.2011 tarihi ve öncesinde davacının işvereni veya işveren temsilcisi olduğuna dair herhangi bir kayda rastlanmadığının belirtildiği anlaşıldığından davacının tutuklanmadan önce asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği değerlendirilerek; 21.073,24 TL maddi tazminatın haksız gözaltı tarihi olan 18.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı, haksız tutuklama sonucunda hürriyetinden yoksun kalması nedeniyle acı ve ızdırap çekmiş olup; davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre, manevi tazminat kurumunun amacı ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması kuralının da dikkate alınarak 25.000,00 TL manevi tazminatın haksız gözaltı tarihi olan 18.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kalınan süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nefaset ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması usul ve yasaya aykırılık oluşturduğundan davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülerek; hüküm fıkrasında "25.000,00 TL" olarak belirlenen manevi tazminat miktarının "35.000,00 TL" olarak düzeltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/77 E., 2017/334 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının örgüt faaliyeti çerçevesinde insan ticareti ve fuhuş yaptırmak suçundan 21.06.2011 - 13.11.2013 tarihleri arasında 876 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 17.11.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin, yokluğunda verilen kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 24.10.2019 tarihinde tebliği üzerine 25.10.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yoluyla temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
1.Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
1.Tazminat talebinin dayanağı olan ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/77 E., 2017/334 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının örgüt faaliyeti çerçevesinde insan ticareti ve fuhuş yaptırmak suçundan 21.06.2011 - 13.11.2013 tarihleri arasında 876 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 17.11.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminatın fazla olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
4.Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi halinde vekalet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurularak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5.Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, hükmedilen tazminat miktarlarına 21.06.2011 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talep edilmesine rağmen mahkemece 18.06.2011 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi; hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A-2) ve (B-5) paragraflarında açıklanan nedenle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.09.2019 tarihli ve 2019/1730 Esas, 2019/2802 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!