WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/7241 E.  ,  2024/293 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ : 24.05.2018
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, davalı vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine 23.10.2019 tarihinde tebliğinin ardından 25.10.2019 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 24.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12.01.2017 - 28.12.2017 tarihleri arasında yaklaşık 11 yadan fazla süre gözaltında ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama ile beraat ettiğini,müvekkilinin daha sonrasında ise görevine iade edildiğini, müvekkilinin gözaltına alındığı esnada polis memuru olarak görev yaptığını, bu gözaltı ve tutuklama nedeniyle fazla çalışma ücretini, terör parasını, taltif ücretlerini alamadığını, bu olay nedeniyle cezaevinde masraflar yaptığını, bu süreçte iki defa evinin taşımak zorunda kaldığını, hakkında icra takibi başlatıldığını, tutuklu yargılandığı için yol masrafları olduğunu, beraat ettiği yargılama esnasında avukata vekalet ücreti ödediğini bu kayıpları nedeniyle 100.000 TL maddi ve haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 1.000.000 TL manevi tazminatın haksız tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.

2.Davalı vekili 26.06.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; " davanın yasal süre içerisinde yetkili mahkemede açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.

3. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2018 tarihli ve 2018/236 Esas 2018/358 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 10.10.2019 tarihli ve 2018/3943 Esas 2019/2328 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.10.2021 tarihli, davacı ve davalı vekillerinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; avukata ödenen vekalet ücretinin,gözaltı ve tutuklama nedeniyle fazla çalışma ücretini, terör parasını, taltif ücretlerini alamadığını, bu olay nedeniyle cezaevinde masraflar yaptığını, bu süreçte iki defa evinin taşımak zorunda kaldığını, hakkında icra takibi başlatıldığını, ailesinin ziyaret için yaptığı masrafların maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılmadığına, tazminat isteme koşulları oluşmadığından davanın reddi gerektiğine, eksik araştırma neticesinde hüküm kurulduğuna hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğuna, manevi tazminata faiz işletilmesinin hatalı olduğuna ve davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2016/11769 sayılı soruşturma kapsamında 12.01.2017 tarihinde gözaltında kaldığı, Tarsus 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/24 sorgu numaralı kararı ile 17.01.2017 tarihinde tutuklanmasına karar verildiği, davacının 28.12.2017 tarihinde tahliye edildiği, Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.03.2018 tarihinde 2017/66 E. 2018/151 K. sayılı karar ile beraatine karar verildiği, bu kararın 23.03.2018 tarihinde kesinleştiği, davacı vekili tarafından iş bu davanın 24.05.2018 tarihinde açıldığı, bu haliyle davacının davasını yasal süresi içerisinde açtığı, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, davacının gözaltına alındığında polis memuru olarak çalışmakta olduğunu, gözaltı ve tutuklama nedeniyle fazla çalışma ücretini, terör parasını, taltif ücretlerini alamadığını, bu olay nedeniyle cezaevinde masraflar yaptığını, bu süreçte iki defa evinin taşımak zorunda kaldığını, hakkında icra takibi başlatıldığını, tutuklu yargılandığı için yol masrafları olduğunu, beraat ettiği yargılama esnasında avukata vekalet ücreti ödediğini belirtmiş ve bu kalemlerin maddi tazminatın içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ise de; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/2634 E. 2017/611 K. sayılı kararınında; "... davacının cezaevi harcamaları, davacının ve ailesinin yargılama sürecinde yaptığı yol, konaklama, yemek harcamaları ve benzeri giderleri, davacının ailesinin taşınma masraflarının CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin..." belirtildiği, davacı vekilinin davacının gözaltı ve tutuklama nedeniyle fazla çalışma ücretini, terör parasını, taltif ücretlerini alamadığını belirterek bu hususlarında maddi tazminat kapsamından hesaplanması gerektiğini belirtmişse de bu gelirlerin muhtemel zarar kapsamında kaldığı nedenle maddi tazminat hesabında nazara alınamayacağı, Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye yazılan 06.09.2018 tarihli cevabi yazıda davacını görevinden uzakta kaldığı dönemlere ilişkin olarak mahrum kaldığı maaşlarının ödemelerinin yapıldığının da belirtilmesi karşılığında, davacının maddi bir kaybının doğmadığının kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 40.000 TL manevi tazminatın talepte nazara alınarak tutuklama tarihi olan 17.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından, İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili ve davacı vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/66 Esas 2018/151 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 12.01.2017-28.12.2017 tarihleri arasında 350 gün gözaltında/ tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 23.03.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Gerekçeli karar başlığında dava tarihinin "24.05.2018" yerine "13.06.2018" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı olarak değerlendirilmiştir.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden ;
1.Davacının gözaltı ve tutuklama nedeniyle fazla çalışma ücreti, terör parası, taltif ücretleri alamadığı için mahrum kaldığı kazanç kayıplarının, cezaevinde yaptığı masraflar, bu süreçte iki defa evinin taşımak zorunda kalması nedeniyle meydana gelen masraflar, hakkında icra takibi başlatılması nedeniyle uğradığı zarar ve ailesinin ziyaret için yaptığı masrafların Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre 5271 sayılı Kanun kapsamında talep edilebilecek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından; maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.

Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 21.09.2023 tarihli 2019/38627 Başvuru numaralı kararında da vurgulandığı üzere yukarı da anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince; tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, göz altında ve tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, beraat kararının 23.03.2018 tarihinde kesinleşmesi üzerine 24.05.2018 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu, davacının tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü, dosya içerisinde yapılan incelemede davacının tutuklanmasına kendisinin sebep olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı, gerekli araştırmaların yapıldığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu, davacının talebi gözetilerek faiz başlangıcının tutuklama tarihinden itibaren başlatıldığı, Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceği anlaşılmakla, tazminat talebinin reddi gerektiğine, faize, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ve yukarı da (A-3) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı lehine fazla manevi tazminata hükmedildiğine yönelik davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A-3) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 10.10.2019 tarihli ve 2018/3943 Esas 2019/2328 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.01.2024 tarihinde karar verildi.