WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/6936 E.  ,  2023/5148 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/958 E., 2019/560 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 18.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 08.11.2016 tarihinde ve 23.03.2017-27.03.2017 tarihleri arasında gözaltında kalan, daha sonrasında imza atmak yükümlülüğü şeklinde adli kontrol altına alınan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 80.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın soruşturma tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 01.06.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen tazminatın sebepsiz zenginleşme neden olacak şekilde olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

3. Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2019 tarihli ve 2018/100 Esas, 2019/130 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/958 Esas, 2019/560 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2021 tarihli 2019/104874 sayılı tebliğnamesi ile temyiz talebinin esastan reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; fizyoterapist uzmanı olan davacının maddi kaybının asgari ücret üzerinden hesaplanmaması gerektiğine, Erasmus programıyla burslu olarak staj programına devam edemeyen davacının burs bedelinin ve ertesi yıl burssuz olarak programa katılan davacının kur farkından kaynaklanan masfar artışı ile ceza davasında ödediği avukatlık ücretinin de maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine, ayrıca hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde "...Sakarya C. Başsavcılığı tarafından 01/11/2016 tarihinde "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçu kapsamında gözaltına alındığı, aynı gün serbest bırakıldığı, daha sonra 23/03/2017 - 27/03/2017 tarihleri arasında 4 gün tekrar gözaltına alındığı, Sakarya 4. Ağır ceza Mahkemesine "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 3713 Sayılı Yasa kapsamında kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde davacının beraatine karar verildiği ve kararın 16/02/2018 tarihinde kesinleştiği, davacının süresi içerisinde eldeki davaya açtığı, 08/11/2016 tarihi ile 23/03/2017 - 27/03/2017 tarihleri arasındaki toplam 5 günlük süreçte gözaltında kaldığı, 08/11/2016 tarihli gözaltında kaldığı süre 1 gün olarak sayılmasının gerektiği, 23/03/2017-27/03/2017 tarihlerinin ilk gününün sayılmayıp son gününün sayıldığı buna göre davacının 5 gün gözaltında kaldığı, gözaltında kaldığı süreyi başka bir dava dosyasından mahsup etmediği, gözaltına alınmasının kendi beyanları ile oluşmadığı, bu tarihler arasında haksız olarak gözaltında kaldığı ve tazminata hak kazandığı, davacının yüksek lisans öğrencisi iken hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle haksız olarak toplamda 5 gün gözaltında bulunduğu, mahkememizce alınan ilk raporda ve yine aynı bilirkişi tarafından alınan ek raporda davacının gözaltı tarihleri yanlış anlaşılıp hesaplama bu yanlışlık üzerinden yapıldığından farklı bir bilirkişiden alınan 11/02/2019 tarihli raporda ise davacının ikinci kez gözaltına alındığı süreçte gözaltına girdiği günün sayılmasından kaynaklı hata düzeltilerek bekar ve çocuksuz olan davacının maddi zararının ilk gözaltı sürecinde bir gün için hesaplanan ücret ile, ikinci kez gözaltında kaldığı 4 gün için o seneki asgari ücret üzerinden hesaplanan günlük 46,80-TL'nin 4 ile çarpılması suretiyle bulunan 187,20-TL olmak üzere toplamda 5 gün için 230,57-TL olduğu sonucuna varılmış ve bu suretle davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde gerekse mahkememizdeki duruşmasında alınan beyanında, davacının yüksek lisans öğrencisi olduğunu, hakkındaki dava nedeniyle emsal meslek sahibi bir bireyin girebileceği işlere giremediği için aylık 4.000-TL muhtemel maaş kaybı olduğunu, burslu olarak katılmaya hak kazandığı Erasmus programından ve aylık 500 euro kazançtan mahrum kaldığını, yüksek lisans yaptığı İzmir'den adli kontrol hükümlerinin uygulandığı Sakarya'ya her hafta gidip gelmek zorunda kaldığını ve yol masraflarının ödenmesi gerektiğini, ceza davasında avukat tutması nedeniyle 15.000-TL vekalet ücreti ödediğini ve bunların da maddi zarar olarak algılanması gerektiğini belirterek, bunlar yönünden de maddi tazminata hükmedilmesi talep edilmiş ise de.. davacının gözaltına alındığı tarihlerde herhangi bir çalışmasının olmadığı, yüksek lisans öğrencisi olduğu, çalıştığına ve bir geliri olduğuna ilişkin belge sunmadığı, muhtemel kazanç bedellerinin karara esas alınamayacağı, ceza davasında ödenen vekalet ücretine ilişkin dosyaya sunulmuş bir serbest meslek makbuzunun bulunmadığı anlaşılmış ve davacının bu yönündeki maddi zarar taleplerinin reddine karar verilmiştir... Mahkememizce yargıtay 12. Ceza dairesinin manevi tazminata ilişkin kriterleri gözönüne alınarak, davacının gözaltında kaldığı süre, gözaltına alınmadan önce öğrenci olması, üzerine atılı suçun vehameti, sosyal ve ekonomik durumu, açılan dava, gözaltında geçirdiği süre nedeniyle duyduğu ıstırap, gözaltı süresinde ele geçecek olan maddi menfaat gözönüne alınarak davacının zenginleşmesine neden olmamak üzere takdiren fazlaya ilişkin taleplerin reddiyle 700,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, mükerrer tazminat taleplerinin önüne geçmek amacıyla karardan bir örneğin Sakarya Defterdarlığına gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/174-2018/15 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 08.11.2016 ve 23.03.2017-27.03.2017 tarihleri arasında toplam 5 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 16.02.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.

1.Davacı hakkında iki farklı dönemde koruma tedbiri uygulandığı dikkate alınarak, her bir koruma tedbiri dönemi için ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat miktarları belirlenip, belirlenen her bir tazminat miktarına ilişkin olduğu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

2.Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.

3.Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep edilebilecek haller 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasında tahdidi olarak sayılmış olup adli kontrol tedbirinin bunlar arasında sayılmadığı, dolayısıyla davacının adli kontrol altına alınması sebebiyle tazminata hükmedilemeyeceği, davacı vekilinin davacının Erasmus'a ilişkin kayıp taleplerinin gözaltı işleminden kaynaklanmadığı anlaşıldığından bu taleplerin maddi tazminmata dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.

Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

5.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi de yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/958 Esas, 2019/560 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2023 tarihinde karar verildi.