12. Ceza Dairesi 2021/6503 E. , 2023/3983 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/4176 E., 2019/651 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin 12.04.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 25.04.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacılar vekili 20.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... ve ...'ın karı koca olduklarını, ...'ın ... ... ilçesi ... Camii imamı olarak görev yapmakta olduğunu, eşi olan diğer davacı ...'ın ise İstanbul' da bir tekstil firmasında işçi olarak çalıştığını, müvekkillerinden ...'ın görev yaptığı camimin avlusuna kim tarafından bırakıldığı bilinmeyen ve soruşturma dosyası boyunca da tespit edilemeyen bir kitap kolisini müvekkilinin caminin dışına bıraktırması, bu kolinin .... ve ... tarafından evlerine taşındığında, koli içerisinde ...'in yazdığı kitabı görerek polise haber vermeleri üzerine; diğer müvekkil ...'ın ise kullandığı telefonda örgütün haberleşmek için kullandığı program olan bylock bulunduğu iddiasıyla soruşturma başlatıldığını, Müvekkillerinin, haklarında Saray Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/1016 soruşturma sayılı dosya üzerinden soruşturma başlatıldığını, soruşturmaya ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/3517 sayılı dosyasından il merkezinde devam edildiğini ve bu dosya kapsamında müvekkillerimiz 14.06.2017 tarihinde göz altına alındığını, beş gün göz altında nezarethanede tutulduğunu, evlerinde arama yapıldığını, mahrem alanlarına hiç tanımadıkları insanların girmesine ve en özel eşyalarına tanımadığı bu insanlar tarafından dokunulmasına katlanmak zorunda kaldıklarını, beş gün süren göz altı süresinde temel insani ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri dahi başkalarının takdirine bırakıldığını, göz altı süreci sonrasında müvekkillerden ... tutuklama istemi ile mahkemeye sevk edildiğini, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiğini, müvekkilleri hakkında ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, 2017/2 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde 2018/34 Karar sayılı ilam ile ... hakkında CMK m.223/2-b, ... hakkında ise CMK 223/2-a maddeleri uyarınca beraat karan verildiğini, kararın istinaf edilmeksizin 28.03.2018 tarihinde kesinleştiğini, Müvekkillerinin bu göz altı süreci ve sonrasındaki duruşma aşamalarında işlerine gidemediklerini, çalışılamayan bu günler için maaşlarında kesintiler yapıldığını, ...'ın zorunlu olarak emekliliğe sevk edildiğini, daha öncesinde herhangi bir hukuki problemle karşılaşmadıkları ve adliyelere oldukça yabancı oldukları için, uğradıkları bu haksızlık karşısında profesyonel yardım almak zorunda kaldıklarını, bu nedenle ayrı ayrı 10.000,00-TL'den toplam 20.000,00 TL vekalet ücreti ve vekilin yaptığı giderlere ilişkin olarak 6.000,00 TL masraf ödediklerini, müvekkillerinin düzenli aile hayatı yaşayan, iki çocuk sahibi, yasadışı herhangi bir örgütle ilgisi bulunmayan, çalışan kendi halinde insanlar olduğunu, yaşadıkları bu olay nedeniyle gerek oturdukları muhitte gerekse iş yaşamında çevrelerinde bulunan kişiler tarafından "FETÖCÜ" ithamına maruz kaldıklarını, itibarlarının zedelendiğini, küçük düşmüş ve dışlandıklarını, ayrıca hiçbir suç işlememiş olmalarına rağmen gözaltına alınmaları nedeniyle, müvekkillerinin hukuka ve demokrasiye olan inançları da zarar gördüğünü, yine müvekkillerinizin maruz kaldıkları bu durum nedeniyle aileleri ve müşterek çocuklarının da zarar gördüğünü, incindiklerini, müvekkillerinin maruz kaldıkları bu haksızlık nedeniyle müvekkillerinin lehine maruz kaldıkları haksız gözaltı ve yargılama işlemleri nedeniyle her biri için 50.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 500.000,00 TL tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
2. Davalı vekili 19.07.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, tazminat isteminin hukuki dayanağının bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatın yüksek olduğunu haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
3.İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2018 tarihli ve 2018/229 Esas, 2018/322 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 05.03.2019 tarihli ve 2018/4176 Esas, 2019/651 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.09.2021 tarihli, davacılar vekili ve davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davacılar vekilinin temyiz sebepleri
1.Maddi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesi gerektiğine,
2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,ilişkindir.
B. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davanın reddi gerektiğine,
2.Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna,
3.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Davacı ...'ın 15/06/2017 tarihinde gözaltına alındığı, 16/06/2017 tarihinde sorgusunun ardından Sulh Ceza Hakimliğince hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verildiği, davacı ...'ın soruşturma kapsamında 12/08/2016 tarihinde gözaltına alındığı, 16/08/2016 tarihinde Sulh Ceza Hakimliğince savunması alınarak serbest bırakıldığı, dosya kapsamında 14/06/2017 tarihinde yeniden gözaltına alındığı, 16/06/2017 tarihinde sorgusunun ardından Sulh Ceza Hakimliğince hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verildiği, davacılar hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 22/06/2017 tarih ve 2017/1954 Esas sayılı iddianamesi ile terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, dosyanın ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edildiği, yapılan yargılama neticesinde 20/03/2018 tarih 2017/2 Esas ve 2018/34 karar sayılı ilamla davacılar hakkında beraat kararı verildiği, kararın istinaf edilmeden 28/03/2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş gerekçeli kararın davacılar vekiline 17/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Davacılar hakkında beraat kararı verilen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/03/2018 tarih 2017/2 Esas ve 2018/34 sayılı sayılı dosyasında beraatlerine konu olay nedeni ile davacı ...'ın 15/06/2017 tarihinde gözaltına alındığı, 16/06/2017 tarihinde sorgusunun ardından Sulh Ceza Hakimliğince hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verildiği, davacı ...'ın soruşturma kapsamında 12/08/2016 tarihinde gözaltına alındığı, 16/08/2016 tarihinde Sulh Ceza Hakimliğince savunması alınarak serbest bırakıldığı, dosya kapsamında 14/06/2017 tarihinde yeniden gözaltına alındığı, 16/06/2017 tarihinde sorgusunun ardından Sulh Ceza Hakimliğince hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verildiği anlaşılmakla, yüklenen suçun niteliği, davacıların sosyal ekonomik durumu, gözaltında kaldıkları süre, çektikleri acı ve elem karşılığı paranın satın alma gücü hak ve nesafet kaidelerine göre davacıların talebinin kısmen kabulü ile göz altı nedeniyle davacı ...'nin falaya ilişkin taleplerinin reddi ile olay tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesine göre hesap edilen bir günlük göz altı nedeniyle 46,802 TL maddi tazminat ve 50,00 TL manevi tazminatın ödenmesine, davacı ...'in göz altında kaldığı toplam 6 günlük süre için ise devlet memuru olduğu da göz önüne alınarak 350,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmiş olup, davacı ...'in devlet memuru olduğu ve gözaltına alındığı süre zarfında maaşında herhangi bir kesinti yapılmadığı anlaşıldığından maddi tazminat talebiyle fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
''.... dava dilekçesinde faiz talep edilmediği ve sonradan da "ıslah" suretiyle bu hususta sözlü veya yazılı talepte bulunulmadığı dikkate alınmadan, kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına gözaltı tarihinden itibaren yasal faize hükmolunduğu, zikredilen hukuka aykırılık 5271 sayılı CMK'nın 303 ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddeleri gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, istinafa konu kararın;
Hüküm kısmındaki "dava tarihi olan 26/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte..." ibaresinin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın, CMK'nın 303 ve 280/1-a maddeleri ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,'' karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/2 Esas, 2018/34 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacı ...'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 15.06.2017-16.06.2017 tarihleri arasında 1 gün gözaltında kaldığı, davacı ...'ın terör örgütü propagandası yapmak suçundan 12.08.2016-16.08.2016 tarihleri arasında 4 gün, 14.06.2017-16.06.2017 tarihleri arasında 2 gün olmak üzere toplamda 6 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama üzerine 20.03.2018 tarihinde beraatlerine hükmedildiği, beraat hükmünün 28.03.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
A. Davacılar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
A.1.Maddi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacı ... açısından yapılan incelemede;
Gözaltında kaldığı dönem için maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacı ... açısından yapılan incelemede;
Davacının kamu görevlisi olduğu, gözaltına alındığı dönemde maaşından herhangi bir kesinti yapılmadığı anlaşıdığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, davacının gözaltı koruma tedbiri bittikten sonra emekli olduğu anlaşılmakla anlaşılmakla, emekli olmasının sebebinin koruma tedbirlerinden kaynaklandığının sabit olmaması karşısında maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
A.2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın davacıların sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
B.1.Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
...
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
...
Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.2.Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Gerekçe bölümünün (A.1. Ve A.2.) paragrafında açıklandığı üzere davacılar hakkında hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin temyiz sebebi reddedilmiştir.
B.3.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 05.03.2019 tarihli ve 2018/4176 Esas, 2019/651 Karar sayılı kararında davacılar vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!