12. Ceza Dairesi 2021/6324 E. , 2023/2828 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/3579 E., 2019/258 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 23.05.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; kasten öldürme suçundan 04.07.2005-17.09.2008 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu alınan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 90.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın 04.07.2005 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2017 tarihli ve 2017/137 Esas, 2017/156 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 30.01.2019 tarihli ve 2017/3579 Esas, 2019/258 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2021 tarihli 2019/35909 sayılı tebliğnamesi ile hükmün onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın 466 sayılı Kanuna tabii olduğuna kararın davacıya Nisan 2017 de tebliğ edildiğine ve dolayısıyla davanın süresinde olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme gerekçesinde "Her ne kadar davacı vekili mahkememizin 22/06/2017 tarihli celsesinde tazminat davasına konu edilen dosyanın suç tarihinin 06/05/2005 tarihi olduğunu ve mahkememize açılan işbu tazminat davasının da 466 sayılı kanun uyarınca açıldığını belirtmiş ise de, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 23/03/2005 tarihinde kabul edildiği ve 31/03/2005 tarihinde ise Resmi Gazete'de yayınlanmış olduğu, söz konusu 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un koruma tedbirleri nedeniyle tazminat başlıklı 6. Maddesine göre;" (1)Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141 ila 144 üncü maddeleri hükümleri, 1 Nisan 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır.
(2)Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07/05/1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." açık düzenlemesinin var olduğu, tazminat istemine konu yapılan haksız göz altı ve tutukluluğa ilişkin davacının 04/07/2005 tarihinde göz altına alındığı, Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 09/02/1010 tarih ve 2009/3186E. Ve 2010/2786K. Sayılı içtihat içeriğinden de anlaşıldığı üzere, 5320 sayılı Kanun’un 6.maddesi uyarınca, dava konusu edilen göz altı ve tutukluluğun gerçekleştiği tarih itibariyle uygulanması gereken mevzatın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu olduğu ve bu kanuna ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerekeceği, CMK 142/1 maddesine göre de, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içerisinde tazminat isteminde bulunulabileceğinin düzenlendiği, söz konusu sürenin bir düşürücü süre olduğu anlaşıldığından açılan davanın süre yönünden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/371-2009/241 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının kasten öldürme ve hırsızlık suçlarından 04.07.2005-17.09.2008 tarihleri arasında 1171 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının kasten öldürme suçundan beraatine, hırsızlık suçundan ise 9 ay 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, hükmün 13.06.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
5320 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi "(1) Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümleri, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır.(2) Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 7.5.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun DışıYakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur" şeklindedir.Söz konusu düzenleme ışığında davacının 04.07.2005 tarihinde gözaltına alınıp 05.07.2005 tarihinde tutuklanmasına karar verildiğinden koruma tedbirleri nedeniyle uygulanacak kanunun 5271 sayılı Kanun olduğu anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinin birinci fıkrasındaki "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenlemeye göre davacının, 13.06.2011 tarihinde kesinleşen hükme yönelik tazminat talebini içerir davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 23.05.2017 tarihinde açtığından davanın süre yönünden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 30.01.2019 tarihli ve 2017/3579 Esas, 2019/258 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bodrum Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!