WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/6305 E.  ,  2023/3256 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/209 E., 2019/117 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekilinin 22.05.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket hakkında ... Sulh Ceza Hakimliğinin 06/09/2016 tarih ve 2016/328 Değişik İş sayılı kararı ile tedbiren el koyma kararının verildiği tarihe kadar hakkında herhangi bir temerrüd ihbarı veya icra takibi söz konusu olmadığını, ilgili karara kadar müvekkil şirket ... ve Amasya bölgesinde müşteri ve ticari çevresinde haklı bir ticari itibar kazandığını, tüm borçlarını zamanında ödediğini ve temerrüde düşmediğini, müşteri ve finans çevresinde kredibilitesi yüksek bir şirket olduğunu, darbe girişiminden birkaç gün sonra 21 Temmuz 2016 tarihinde Olahanüstü Hal ilan edildiğini, bu çerçevede binlerce kişinin malvarlığı OHAL Kanun Hükmündeki Kararnameleri ile ya devlete aktarıldığı ya da tedbiren el konulduğunu, somut olayda ... Sulh Ceza Hakimliğinin 06/09/2016 tarih ve 2016/328 Değişik İş sayılı kararı ile müvekkil Gülen Yem Hammaddeleri Gıda Tarım Hayvancılık Sanayi Ltd Şti adına kayıtlı gayrinemkullerin, vasıtaların ve Türkiye genelinde maaş hesapları dışındaki her türlü mevduatlarına tedbir, satılamazlık şerhi, bloke konulmasına karar verildiğini, söz konusu kararın alınmasına neden olan ... Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında ".....tanık beyanları, çelişkili şüpheli beyanları, özellikle şirket hisselerinde farklı miktarlardan bahsedildiği halde bir kısım şüphelilerin devirde para verilmediği yönündeki beyanları dikkate alındığında CMK'nın 128.maddesi ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararname gereğince" tedbir, satılamazlık şerhi, bloke konulmasına karar verilmesine kamu adına talep olunduğunu, ... Sulh Ceza Hakimliğinin 06/09/2016 tarih ve 2016/328 Değişik İş Sayılı tedbir kararına asıl sebep gösterilen farklı miktarlardan bahsedilerek para ödenmeden hisselerin devri iddiası, şirketin kurulduğu tarihten bu kararın alındığı tarihe kadar müvekkil şirkete ait hiçbir hisse devrinin yapılmamış olması gerçeği karşısında asılsız, dayanaktan yoksun ve uydurma olduğu ortadada olduğu, bu asılsız iddiaya bağlı olarak verilen tedbir kararın dolayısıyla aşağıda açıkladıkları zararların vuku bulduğunu, öncelikle müvekkil şirket ve ortaklarının banka hesaplarına konulan tedbir sebebiyle müvekkil şirket faaliyetlerini sürdürebilmesi için söz konusu banka hesaplarındaki paraları ham madde alımında kullanamadığını, ham madde alamadığı bu nedenle üretim faaliyetini durdurduğunu, üretim ve satış yapamaması sebebiyle vadesi gelen borçları ödeyememesi sebebiyle borçlarına ayrıca temerrüt faizleri eklendiğini, müvekkil almış olduğu siparişleri yetiştirip teslim edemediğini, bu nedenle çevresinde ticari itibar kaybına uğradığını, yapması gereken ödemelerin dışında üretim faaliyetini devam ettirmiş olsa idi elde etmesi muhtemel karlardan da mahrum kaldığını, Sulh Ceza Hakimliğinin almış olduğu tedbir kararı, sürekli karlılık gösteren ve iyi bir ticari itibar sahibi olan müvekkil şirket temerrüde düşmeye, iflasa ve tüzelkişiliğini kaybetmesine mahkum edildiğini, şayet Sulh Ceza Mahkemesi müvekkil şirketin faaliyetlerine engel olmayacak şekilde sadece şirketin gayrimenkul ve menkul mallarına tedbir koymuş olsaydı, fakat ticari faaliyetlerini yürütmesi için gerekli banka hesap ve işlemlerine izin verseydi ya da şirketin faaliyelerini yürütebilmesi için şirkete kayyum atamış olsaydı açıklanan zararlar ortaya hiç çıkmamış olacağını, 01/09/2016 tarihinde şirkete ait dijital materyaller arasında yer alan sekiz adet harddisk ve USB belleğe el konuduğunu, şirkete ait her türlü ticari belge ve bilgilerin el konulan harddisk ve belleklerde bulunması ve bunların başka bir yedeklerinin de bulunmaması sebebiyle metaryellerin iade edildikleri 26/12/2016 tarihine kadar şirket alacaklarını tahsil edemediği gibi borçlarını da ödeyemediğini, şirketin ve fabrikanın faaliyetini durması nedeniyle 16 işçi işten çıkarılmış ve hak ettikleri tazminatları ödeyemediklerini, müvekkil şirket ile Türkiye Halk Bankası arasında 24/03/2015 tarihinde 2.500.000 TL toplam limit içerisinde kredi açılması hususunda anlaştıklarını, şirket mal varlığına ve banka hesaplarına tedbiren el konulması sebebiyle kararın verildiği tarihte henüz ödeme zamanı gelmemiş olan taksitler de muaccel hale geldiğni, şirket bankadan kredi borcunun yapılandırma talebinde bulunduğunu, başvuru talebinin reddedildiğini, ... Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/328 Değişik İş Sayılı kararına karşı 11/01/2017 tarihli dilekçe ile itiraz edildiği, itiraz üzerine Amasya Sulh Ceza Hakimliğinin 31/01/2017 tarih ve 2017/245 Değişik İş sayılı kararı ile ... Sulh Ceza Hakimliğinin 11/08/2016 tarih ve 2016/253 D.iş ve 06/09/2016 tarih ve 2016/328 D.İş sayılı kararlarında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle tedbirel el koyma kararının kaldırılamasına ilişkin talep uygun görülmeyerek Vezirköprü Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hususunda değerlendirme yapılmak üzere gönderildiği, itiraz talebi Vezirköprü Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/324 D.İş sayılı ve 02/02/2017 tarihli kararı ile kesin olmak üzere reddedildiğini, itirazın reddi kararı 21/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği, şirket şirketin faaliyetlerinin yeniden başlayabilmesi, uğradığı ve uğramaya devam ettiği zararların telafisi amacıyla CMK'nın 141 ve 142. maddeleri çerçevesinde iş bu tazminat davası açma zorunluluğu doğduğunu, anlattıkları nedenlerle müvekkil şirket hakkında ... Sulh Ceza Hakimliğinin 06/09/2016 tarih ve 2016/328 Değişik İş sayılı kararı ile haksız bir şekilde tedbirel el koyma kararı verildiğinden bugüne geçen günler için bilirkişi marifetiyle hesap edilecek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 4.000.000,00 TL madi ve 1.700.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

2. Davalı vekili 04.08.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; hukuki dayanaktan yoksun davanın usulden ve esastan kabulü mümkün olmadığı, davacı tarafından CMK 141 ve 142. maddeler çerçevesinde tazminat isteminde bulunulduğu, ancak CMK 141 ve 142. madelerinde tazminat istemi ve tazminat isteminin koşulları açık ve tahdidi bir şekilde sayıldığını, dava dilekçesindeki iddiların 141. madde kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gibi açılan dava yasanın aradığı şartları da taşımadığını, öncelikle dava yasal süre içerisinde açılmadığını, bu nedenle süresinde açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, ayrıca talep edilen tazminat miktarı çok fazla olduğu, yasa ve içtihatlara göre talep edilen tazminat bedelinin haklılığı belgelerle ispat edilmesi gerektiği, gerçeklikten uzak iddialar, mükerrer hesaplamalarla ispata dayanmayan iddialarla fahiş miktarda maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, bu nedenle ispat edilmeyen tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yine talep edilen tazminat kişiyi zenginleştirici olmaması gerektiğini, istenilen manevi tazminatın fahiş ve yersiz olduğu, süresinde açılmayan davanın öncelikle bu nedenle ve tüzel kişi lehine tazminat istemi mümkün olmadığından husumet yönünden reddine karar verilmesini mahkeme aksi kanatte ise davanın yasanın 141. maddesinde belirtilen koşulları taşımaması nedeniyle ve tazminat talepleri çok fahiş ve zenginleştirici mahiyette olup afaki iddialara dayanması ve ispat edilmemesi nedeniyle tazminat talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

3.Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2017 tarihli ve 2017/372 Esas, 2017/370 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.01.2019 tarihli ve 2018/209 Esas, 2019/117 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.09.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.5271 sayılı Kanun'un 128 inci maddesine aykırı olarak el koyma kararı verildiğine,

2.Asıl davanın sonucunu beklemeye gerek olmadığına,
ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
5271 sayılı Yasanın 128. maddesindeki hak ve alacaklara el koymaktan dolayı zarara uğrayanın 5271 sayılı Yasanın 141. maddesi gereğince tazminat hakkı olduğunun yasal hükme bağlandığı, bu yasal hüküm gereğince zarara uğrayanın uğramış olduğu maddi ve manevi zararlar için 5271 sayılı Yasanın 142/1. maddesi gereğince "karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içinde tazminat talebinde bulunabileceği" belirtilmiştir.

Davacı ..., vekili Av. ... vekili bulunduğu şirketin ... Sulh Ceza Hakimliğinin 06/09/2016 tarih ve 2016/328 Değişik İş sayılı kararı ile hak ve alacaklarına tedbiren el koyma kararı verildiği, bu karar nedeniyle şirketin maddi ve manevi zarara uğradığınından bahisle tazminat talebinde bulunmuş ise de; Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazıda davacı şirketin hissedarlarının ve temsilcilerinin ... ve ... olduğunun belirtildiği, yapılan Uyap sorgulamasında ... hakkında Amasya Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin soruşturmanın bulunduğu, ... hakkında ise FETÖ/PDY örgütüne ilişkin örgüt üyeliği suçlamasına ilişkin Amasya Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında dava açıldığı, iddianamenin kabul edilerek duruşma günü verildiği söz konusu şirketin hak ve alacaklarına şirket yöneticileri hakkında yürütülen FETÖ/PDY soruşturmalarına ilişkin tedbir konulduğu anlaşılmakla, şirketin yöneticileri hakkında henüz 5271 sayılı Yasanın 141 ve 142. maddelerinde öngörülen beraat, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kesinleşmiş bir karar bulunmadığından koşulları oluşmayan tazminat davası hakkında red kararı verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 06.09.2016 tarih, 2016/328 Değişik İş numaralı kararında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan soruşturma kapsamında davacı şirkete müştereken ortak olan şüphelilerin davacı şirket adına kayıtlı gayrimenkullerin, vasıtaların ve Türkiye genelindeki bankalardaki maaş hesapları dışındaki her türlü mevduatlarına tedbir, satılamazlık şerhi ve bloke koyulduğu anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.5271 sayılı Kanun'un 128 inci maddesine aykırı olarak el koyma kararı verildiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.

668 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin soruşturma ve kovuşturma işlemleri başlıklı üçüncü maddesinin ilgili kısmı şöyledir;
''(1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
.....
ı) 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesi uyarınca yapılacak elkoymaya, maddenin birinci fıkrasında belirtilen rapor alınmadan, sulh ceza hâkimliğince karar verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da elkoymaya karar verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren on gün içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar.
... ''
denilmektedir.

Tazminat davasına konu ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 06.09.2016 tarih, 2016/328 Değişik İş numaralı kararı kararı incelendiğinde; uygulanan tedbir kararının 5271 sayılı Kanun'un 128 inci maddesinin birinci ve ikinci maddesi ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince verildiği, verilen tedbir kararlarında hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, şirketin yöneticileri hakkında henüz 5271 sayılı Yasanın 141 inci ve 142 nci maddelerinde öngörülen beraat, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi sonuca etki etmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

2.Asıl davanın sonucunu beklemeye gerek olmadığına ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacının talebinin 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde düzenlenen koşulları oluşmadığı halde elkonulan eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine ilişkin olduğu, bu itibarla davanın kesinleşmiş olmasına gerek olmadığı anlaşılmış ise de gerekçe kısmının (1.) paragrafında açıklandığı üzere sonuca etki görülmediğinden davacı vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.01.2019 tarihli ve 2018/209 Esas, 2019/117 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Amasya Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2023 tarihinde karar verildi.