WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/6139 E.  ,  2023/2711 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/4447 E., 2018/1979 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,

Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 20.01.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin haksız gözaltı ve CMK 141/3 maddesi gereğince uğramış olduğu maddi zarara karşı 31.621,00 maddi ile 1.000.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.031.621,00 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 07.03.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

3. Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2017 tarihli ve 2017/24 Esas, 2017/357 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/4447 Esas, 2018/1979 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.09.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.İstinaf mahkemesinin duruşma açılmadan karar veremeyeceğine,

2.Davacının avukatının yapmış olduğu masrafların, davacının yurt dışına gidememesinden kaynaklı zararların maddi tazminat olarak kabul edilmesi gerektiğine,

3.Davacının ödemiş olduğu vekâlet ücretinin tamamının maddi tazminat olarak kabul edilmesi gerektiğine,

4.Hükmedilen vekâlet ücretinin yanlış hesaplandığına,

5.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının davasının süresinde açtığı, tazminat isteminin dayanağı olan CMK’nın 141 ve devamı maddelerindeki koşulların mevcut olduğu, davacının 29.06.2012-30.06.2012 tarihleri arasında gözaltında kaldığı süre içinde daha fazlası ispatlanamadığından net asgari ücret üzerinden bilirkişi raporunda kazanç kaybının 19.416,43 TL belirlenmiş ise de; bilirkişinin 1.nolu kısım olarak işaret etmiş olduğu giderlerin, rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere davacının avukatının yapmış olduğu giderler olduğunun bu giderlerin avukatlık ücreti kapsamında değerlendirileceği bu tarz giderlerin avukat ücreti sözleşmesi yapılırken ücret kapsamında başından değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle bu harcamalara ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Bakiye bilirkişinin 2.kısımda göstermiş olduğu 10.416,43 TL avukatlık ücretinin maddi hata olarak yanlış yazıldığı, avukatlık ücreti olarak ödediği kısmın 10.560,00 olduğu bu ücretten mahkemece beraat eden sanık lehine hükmedilen vekalet ücretinin davacı payına isabet eden 379,00 TL düşürerek kalan 10.181,00 TL'nin maddi tazminat olarak ödenmesine karar verilmiştir.

Davacının gözaltında kaldığı süre, duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek zenginleşme vasıtası olmayacak şekilde hak ve nesafet kuralları çerçevesinde 2.000,00 TL manevi tazminata, 10.181,00 TL maddi tazminata hükmedilmiş, yasa gereğince yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
''1-)Tazminat davasının dayanağı olan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ve 26/02/2016 karar tarihli dosyasında, kendisini dosyaya vekaletname sunan bir müdafii aracılığı ile temsil ettiren ve beraat eden davacı (sanık) yararına, beraat kararının verildiği tarihte geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.600,00-TL. maktu vekalet ücreti takdiri gerektiği, buna göre aynı avukat ile temsil edilse bile beraat eden birden çok sanık olması durumunda her bir sanık yararına ayrı maktu vekalet ücreti tayini gerektiği, fakat mahkemece davacının (sanık) başka 18 sanıkla birlikte ve ancak aynı avukat ile temsil edildiğinden bahisle sadece 7.200,00-TL. vekalet ücretine hükmedildiği, bu hususun ise temyiz konusu yapılmadığı, öte yandan ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücretinin yargılama gideri kapsamında olup bu hakkın asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı ve bu kapsamda asıl ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamına dahil edilmesinin mümkün bulunmadığı cihetle; davacı vekili tarafından sunulan 31/05/2013 tarihli ve 8.960,00-TL. bedelli ile 18/06/2013 tarihli ve 1.600,00-TL. bedelli tahsilat makbuzlarında yer alan toplam miktardan, beraat kararının verildiği tarihte hükmolunması gereken 3.600,00-TL. vekalet ücretinin mahsubu ile kalan 6.960,00-TL.sının davacı yararına maddi tazminat olarak hüküm altına alınması gerekirken, beraat kararı ile birlikte hükmedilen ve davacı payına düştüğü kabul edilen 379,00-TL.sının mahsubu ile kalan 10.181,00-TL.sının kabulüne karar verilerek davacı yararına fazla maddi tazminata hükmolunması,

2-)Vekalet ücretine dayalı olarak kabul edilen maddi tazminat miktarı için faizin tahsilat makbuzlarının düzenlendiği (ödemenin yapıldığı) 31/05/2013 ve 18/06/2013 tarihleri yerine, ilgisiz adli kontrol kararının verildiği 29/01/2013 tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmesi,

3-)Toplam tazminat miktarına uyarınca hüküm tarihine göre davacı yararına hükmolunması gereken nispi vekalet ücretinin 1.461,72-TL. yerine 1.221,72-TL. olarak eksik şekilde tayini,

4-)Hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre, gözaltına alınma tarihinden itibaren faize hükmedilmesi sureti ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlarda gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği, mahkemece dahi bu kıstaslar gözetilerek takdir edileceği belirtildiği halde, 1 gün süre ile gözaltında kalan davacı yararına bu ölçülere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı, taraf vekillerinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık Anayasanın 141/son ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, maddi tazminata ilişkin hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "hakkında haksız dava açılması nedeni ile gelir kaybı olan 10.181,00 TL maddi tazminatın adli kontrol kararı verilen tarih olan 29/01/2013" ibaresinin çıkartılması ve yerine "5.360,00-TL. maddi tazminatın serbest meslek makbuzunun düzenlendiği 31/05/2013 tarihinden itibaren, 1.600,00-TL. maddi tazminatın da serbest meslek makbuzunun düzenlendiği 18/06/2013" ibaresinin yazılması; manevi tazminata ilişkin hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "2.000,00 TL manevi tazminatın adli kontrol kararı verilen tarih olan 29/01/2013" ibaresinin çıkartılması ve yerine "300,00-TL. manevi tazminatın talep uyarınca 29/01/2013 " ibaresinin yazılması; vekalet ücretine ilişkin (4) numaralı hüküm fıkrasında yer alan "1.221,72 TL maktu" ibaresinin çıkartılması ve yerine "871,20-TL. nispi" ibaresinin yazılması sureti ile DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,'' karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme ve suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak suçlarından 29.06.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 1 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama üzerine 26.02.2016 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.İstinaf mahkemesinin duruşma açılmadan karar veremeyeceğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
''...6100 Sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şu şekildedir;
Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.''

Hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince duruşma yapılmadan düzeltilerek esastan ret kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Davacının avukatının yapmış olduğu masrafların, davacının yurt dışına gidememesinden kaynaklı zararların maddi tazminat olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacının talep etmiş olduğu maddi zararlarının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

3.Davacının ödemiş olduğu vekâlet ücretinin tamamının maddi tazminat olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması temyiz eden sıfatına bozma nedeni yapılmamıştır.

4.Hükmedilen vekâlet ücretinin yanlış hesaplandığına ilişkin temyiz sebebi yönünden;
15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece hükmedilen vekâlet ücreti miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.

5. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.

Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilen manevi tazminat miktarının davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/4447 Esas, 2018/1979 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2023 tarihinde karar verildi.