WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/6099 E.  ,  2023/2706 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/4463 E., 2018/1974 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,

Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 13.01.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin haksız tutuklama nedeniyle uğramış olduğu maddi zarara karşı 995.071,28 maddi ile 2.000.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 2.995.071,28 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 07.03.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

3. Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2017 tarihli ve 2017/25 Esas, 2017/374 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/4463 Esas, 2018/1974 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.09.2021 tarihli, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
Davanın reddi gerektiğine,
ilişkindir.

B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.İstinaf mahkemesinin duruşma açılmadan karar veremeyeceğine,

2.Davacının OYAK ve SGK kesintileri ve maaşının eksik yatmasından kaynaklanan zararların, cezaevi harcamalarının, yakınlarının ziyaret için yaptıkları yol masraflarının, avukatın yapmış olduğu masrafların, kovuşturma aşamasında davacının duruşmaya katılmak için yaptığı masrafların davacının terfi edememesi sebebiyle uğradığı zararın maddi tazminat olarak kabul edilmesi gerektiğine,

3.Davacının ödemiş olduğu vekâlet ücretinin maddi tazminat olarak kabul edilmesi gerektiğine,

4.Hükmedilen vekâlet ücretinin yanlış hesaplandığına,

5.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının davasının süresinde açtığı, tazminat isteminin dayanağı olan CMK’nın 141 ve devamı maddelerindeki koşulların mevcut olduğu, Anayasanın 19. maddesi gereğince herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğu, haksız tutuklanan kişilerin uğradıkları zararın tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devletçe ödeneceğinin hüküm altına alındığı belirtilmiştir.
Toplanan delillerden sonra dava dosyası teknik bilirkişiye tevdi edilmiş ve dosyada mevcut hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının 13.06.2012-17.06.2012 gözaltı, 17.06.2012-28.01.2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığı süre içinde daha fazlası ispatlanamadığından net asgari ücret üzerinden bilirkişi raporunda kazanç kaybının 22.496,50 TL belirlenmiş ise de; bilirkişinin 1.nolu kısım olarak işaret etmiş olduğu giderlerin, rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere davacının avukatının yapmış olduğu giderler olduğunun bu giderlerin avukatlık ücreti kapsamında değerlendirileceği bu tarz giderlerin avukat ücreti sözleşmesi yapılırken ücret kapsamında başından değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle bu harcamalara ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Her ne kadar davacı vekili haksız tutuklu kalan müvekkili ile haksız tutuklu kaldığı davanın yapılan hukuki yardımı konusunda 20.000,00 TL'ye anlaştıklarını ve bu rakamın maddi tazminat olarak ödenmesini talep etmiş ise de; dava vekilinin beraat ile sonuçlanan yargılama sonucu 3.600,00 TL hazineden avukat ücreti alacağı olduğu, bu rakamın 20.000,00 TL'den düşürmesinin gerektiği, yine davacı ... 'in avukatına 17.000,00 TL 'lik ödemeyi 06.12.2016 tarihinde yani haksız tutuklamaya konu yargılamadan dolayı beraat ettiği Karşıyaka 2.Ağır Ceza Mahkemesinin hükmünün kesinleşme tarihi sonrası ödediği, Yargıtay 12.Ceza Dairesinin pek çok içtihatında belirtildiği üzere beraat kararı kesinleştikten sonra avukata yapılan ödemelerin maddi zarar hesabında nazara alınmaması gerektiği hususları da değerlendirildiğinde ücreti vekalet maddi zarar tazmini yönünde herhangi bir ödeme yapılmaması yönünde mahkemece kanaat oluşmuştur.

Davacı vekili maddi tazminat isteminde avukatlık ücreti yanı sıra müvekkilinin ceza evinde yaptığı harcamaların yine müvekkilin ailesinin başka ilde oturması nedeniyle müvekkilini ziyarete gidip gelme sırasında yaptığı harcamaların kendisinin müvekkili yönünden duruşmaları takip hususunda yaptığı harcamaları, müvekkilinin tutuklu kaldığı dönemde OYAK kesintisinden doğan zararının ve tutuklanmasa idi Amiral olabilme ihtimali ve buna bağlı alabileceği maaş farkı ve ek tazminatlar ile tutuklu kaldığı için alamadığı kişi güvenlik belgesi sonucu elde edemediği maddi kazanımlarının da maddi tazminat olarak ödenmesini istemiş ise de; hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda da belirtildiği ve mahkemece de açıkca kabul edildiği üzere tazminat talep edenin ceza evinde yapmış olduğu harcamalar makbuz ile ibraz edilmediğinden yine avukatının duruşma takipleri açısından yaptığını iddia ettiği harcamalar belgeye dayandırılmadığından OYAK kesintilerine yönelik dava açan kişi lehine sonradan yapılmış ödemeler bulunduğundan davacının tutuklanmaması halinde Amiral olup olmayacağının yüksek askeri şura kararlarına bağlı olduğu olmama ihtimalinin de bulunduğu, bu nedenle ihtimallere dayalı maddi kaybının söz konusu olamayacağı güvenlik belgesi alamama nedeninin ise bu dava olmadığı, bu nedenle bir gelir kaybının söz konusu olamayacağı gerekçeleri ile bu istemler yönündeki maddi tazminat tutarlarının kabul edilmemesi davacının ailesinin cezaevi ziyaretine gidip gelme yönünde dosyaya ibraz edilen otobüs biletleri, ordu evi konaklama giderleri ve cezaevi ziyaret dökümleri nazara alındığında istemin bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 6.096,50 TL ile sınırlı kaldığı, bu yönde bir maddi kaybın oluştuğu yönde kanaat oluşmuştur.

Davacının gözaltında kaldığı süre, duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek zenginleşme vasıtası olmayacak şekilde hak ve nesafet kuralları çerçevesinde 60.000,00 TL manevi tazminata, 6.096,50 TL maddi tazminata hükmedilmiş, yasa gereğince yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
''Davacının tutuklu kaldığı dönemde yakınlarının kendisini ziyaret maksadı ile yaptıkları ve gerçek maddi zarar kapsamında bulunmayan harcamalarının dahi maddi tazminat olarak kabul edilemeyeceğinin gözetilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna itibarla ve yakınlarının ziyaret masrafları kapsamında davacı yararına 6.096,50 TL maddi tazminata hükmolunması,

Hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, gözaltına alınma tarihinden itibaren faize hükmedilmesi sureti ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlarda gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği, mahkemece dahi bu kıstaslar gözetilerek takdir edileceği belirtildiği halde, 13/06/2012 - 28/01/2014 tarihleri arasında 594 gün süre ile gözaltında ve tutuklu kalan davacı yararına bu ölçülere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması,

25/08/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nin 144. maddesi ile 5271 sayılı CMK.nun 142. maddesine eklenen 9. fıkra uyarınca, hüküm altına alınan toplam tazminat miktarına göre davacı yararına hükmolunacak nispi vekalet ücretinin 3.960,00-TL. yerine hatalı kabul ile 1.221,72- TL. olarak eksik şekilde tayini,

Hukuka aykırı, taraf vekillerinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık Anayasanın 141/son. ve 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, maddi tazminata ilişkin hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin tamamen çıkartılması ve yerine "Davacının CMK.nun 141. maddesinde yazılı koşulları taşımayan maddi tazminat isteminin REDDİNE" ibaresinin yazılması; hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde manevi tazminat miktarı olarak yer alan "60.000,00 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "120.000,00" ibaresinin yazılması; vekalet ücretine ilişkin (4) numaralı hüküm fıkrasında yer alan "1.221,72 TL maktu" ibaresinin çıkartılması ve yerine "3.960,00-TL. nispi" ibaresinin yazılması sureti ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine,'' karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme ve suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak suçlarından 13.06.2012 - 28.01.2014 tarihleri arasında 594 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 26.02.2016 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
A.1. Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
...
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
...
Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
B.1.İstinaf mahkemesinin duruşma açılmadan karar veremeyeceğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
''...6100 Sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şu şekildedir;
Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.''

Hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince duruşma yapılmadan düzeltilerek esastan ret kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B.2.Davacının OYAK ve SGK kesintileri ve maaşının eksik yatmasından kaynaklanan zararların, cezaevi harcamalarının, yakınlarının ziyaret için yaptıkları yol masraflarının, avukatın yapmış olduğu masrafların, kovuşturma aşamasında davacının duruşmaya katılmak için yaptığı masrafların davacının terfi edememesi sebebiyle uğradığı zararın maddi tazminat olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
Davacının talep etmiş olduğu maddi zararlarının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B.3.Davacının ödemiş olduğu vekâlet ücretinin maddi tazminat olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B.4.Hükmedilen vekâlet ücretinin yanlış hesaplandığına ilişkin temyiz sebebi yönünden;
15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece hükmedilen vekâlet ücreti miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.

B.5. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacının talep konusunun 13.06.2012 - 28.01.2014 tarihleri arasında uygulanan gözaltı ile tutuklama işlemine ve ilgili soruşturma ve yargılamada görev alan hakim ve Cumhuriyet savcılarının haksız fiil niteliğindeki eylemlerine dayandığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasının 18.06.2014 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle hangi mevzuatın uygulanacağı konusunda izahat yapmak gerekmiştir.

Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun (1086 sayılı Kanun) 573 ve devamı maddelerinde, “hakim ve icra reisi” aleyhine 573 üncü maddede düzenlenen yedi bent ile sınırlı olmak üzere tazminat davası açılabileceği, 25.03.1931 gün ve 19/35 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı ile ceza hakimlerinin de hakim kavramı içinde olduğu, mülga 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı maddelerinin, hakim ve icra reisi ile ceza hakimlerinin yargısal faaliyet nedeni ile oluşan zararlardan dolayı sınırlı sorumluluk halleri getirerek koruma sağladığı, Cumhuriyet savcılarının ise başlık ve madde metni dikkate alındığında 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı koruması içine alınmadığı, Cumhuriyet savcıları aleyhine genel hükümler çerçevesinde tazminat davası açılabileceği içtihatlar ile kabul edilmekteydi.

09.02.2011 gün ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14.maddesi ile mülga 1086 sayılı Kanunun 573 üncü maddesinde değişiklik yapılmış, hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği düzenleme altına alınmış, 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa 93 üncü maddeden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş; Cumhuriyet savcıları da Devlet koruması altına alınmış, hakim ve cumhuriyet savcıları aleyhine kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa tazminat davası açılamayacağı düzenlenmiştir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46 ıncı maddesi gereğince hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilecektir. Madde gerekçesinde "Hükümde geçen “hâkim” kavramının genel anlamda kullanıldığı, buna yargı yetkisini kullanan tüm hâkimlerin dahil olduğu, ilk derece mahkemesi hâkimleri, bölge adliye mahkemesi hâkimleri, Yargıtay, Danıştay başkan ve üyeleri keza ceza mahkemesi hâkimlerinin de buraya dahil” olduğu ifade edilmiştir.

6100 sayılı Kanunun 47 nci maddesine göre, aynı Kanunun 46 ıncı maddesine istinaden Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde açılacak ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülecektir.
Bu arada, 21.02.2014 gün ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Böylelikle “hukuk hâkimleri” dışındaki hâkimler ve cumhuriyet savcıları aleyhine açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin neresi olduğu sorunu ortaya çıkmıştır.

5271 sayılı Kanunun “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı 141 inci maddesinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında, 141 inci maddenin birinci fıkrasında düzenlenen haller nedeni ile zarar gördüğünü iddia eden kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri, 142 nci maddesinde ise koruma tedbirleri nedeni ile tazminat isteminin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı düzenlenmiştir.

18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesine; “(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.” şeklinde üçüncü ve dördüncü fıkralar eklenmiştir.

Bu düzenlemeler ışığında 13.06.2012 - 28.01.2014 tarihleri arasında uygulanan gözaltı ve tutuklama işlemine ilişkin 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince tazmini gerektiği, davacının talebine konu hakim ve Cumhuriyet savcılarının hukuki sorumlulukları nedeniyle talebe konu eylemlerin 18.06.2014 tarihinden önce olduğu dikkate alındığında eylem tarihinde yürürlükte bulunan 1086 veya 6100 sayılı Kanunlar uyarınca tazminat isteme koşullarının ilgili maddelere göre değerlendirilmesi gerektiği, davacının beraatine yönelik İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 sayılı karar gerekçesinde tespit edilen hususlar doğrultusunda tazminat koşullarının oluştuğu, ayrıca ilgili hakim ve Cumhuriyet savcılarının görevinin gereklerine aykırı hareket ettiklerinin kesin bir hükümle tespit edilmiş olması gerekmediği dikkate alındığında, davacının hakim ve Cumhuriyet savcılarının hukuki sorumluluklarına yönelik talebi de dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/4463 Esas, 2018/1974 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.