WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/4731 E.  ,  2024/3628 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/959 E., 2018/391 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Katılanlar vekilinin temyiz isteği hakkında; ...'ın ölümü nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve yargılama sırasında katılma isteminde bulunmalarına rağmen ..., ... ve ... hakkında Mahkemece katılma kararı verilmemiş ise de, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz haklarının bulunduğu kabul edilerek, vekilleri aracılığı ile hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan ..., ..., ve ...'ın 5271 sayılı CMK'nın 237/2.maddesi uyarınca davaya katılmalarına, vekilinin de katılanlar vekili olarak kabulüne karar verilmiştir.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 51/1-8. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 2 yıl süre ile denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanıklar müdafinin temyiz sebepleri; küpeştenin hasarlanmasında doğrudan tek sorumlu vinç operatörü olup liman işçisi olan ölen istifçinin düşmesi ve ölümü ise kendisinin ihmalkârlığı ve vinç operatörünün kusurlu davranışı nedeniyle meydana gelmiş olduğuna, bu konuda tüm kusur ve sorumluluk, vinç operatörü ile TCDD İzmir Liman İşletmesi’ne (ölenin işverenine) ait olduğuna, vefat eden liman işçisi, TCDD İzmir Liman İşletmesi’nin çalışanıdır ve iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak liman işletmesine ait olduğuna, sanıkların dava konusu hadisenin meydana gelmesinde ve liman işçisi ...'ın vefat etmesinde herhangi bir kusur ve sorumlulukları bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, uzman görüşünün mahkemece değerlendirilmemiş olmasının bir eksiklik olduğuna ve bozmayı gerektirdiğine, eksik araştırma ile dava konusu hadisenin meydana gelmesinde bir kusuru bulunmayan sanıklar aleyhine ceza kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığına, sanıkların hadisenin meydana gelmesinde kusurlu bir eylemleri ve illiyet bağı söz konusu olmadığına, uzman görüşünde ayrıntılı olarak tespit edildiği üzere müteveffa ...'ın asli kusurlu, TCDD Liman İşletmesinin tali kusurlu olarak; buna karşılık sanıkların herhangi bir kusuru veya ihmalinin bulunmadığının tespiti ile sanıkların beraatine dair karar verilmesi gerekirken, haklarında verilen mahkumiyet kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; kusur tespitine, sanıkların açık ihmalinin olduğu sonuçlarını bile bile görev ve sorumluluklarını ihmal ederek ortaya çıkabilecek tehlikeleri göze aldıkları, her ne kadar sanıklar ve vekilleri geminin denetimlerinin tam eksiksiz olduğu yönünde iddialarda bulunmuşsa da bu iddialarının gerçeğe aykırı olduğu alınan raporlarla açıkça ortaya çıkmış olduğuna, bilirkişilerin tespitlerinden Berden isimli geminin kaza öncesinde ve sonrasında da devam eden ISM, bakım uygulamaları ile ilgili sorunlarının olduğunun kaptan ve işletmeci şirket tarafından bilinmesine ve bir çok kez liman devlet kontrollerinde de tespit edilmesine rağmen bu eksikliklerin giderilmediği, gerekli önlemlerin alınmadığı ve bu sebeple murisin hayatını kaybettiğinin anlaşıldığı, alt sınırdan ceza verilmesinin kabul edilebilemez olduğuna, sanıkların en üst sınırdan cezalandırılmaları gerektiğine, Yerel mahkeme cezayı alt sınırdan vermesine gerekçe olarak sadece kanun maddesindeki ifadeleri tekrar etmiş olduğuna, oysa ki bu gerekçeyi gösterirken sanıklar ve olay açısından değerlendirilmesi ve dosya kapsamında elde edilen delillere atıf yapılarak gerekçenin açıklanması yasayı sanığa özgülemesi gerekli olduğuna, sanıklar hakkında TCK 53/6 gereği mesleklerinin icrasının yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken, mahkeme kararında TCK 53/6 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermiş olmasının kanuna, hukuka açıkça aykırı olduğuna, Yerel mahkeme kararında 1/6 iyi hal indirimi uygulamış olduğuna, iyi hal indiriminin sanıklar yönünden uygulanması zaten ağır mağduriyete uğramış katılanları daha da mağdur olmasına sebebiyet verdiğine, yerel mahkemece sanıkların pişmanlık duymaları gerekçesi ile cezalarının ertelenmesine karar verilmesinin de kanuna açıkça aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; hakkında verilen beraat kararının Dairemizin 21.01.2016 tarihli onama ilâmı ile kesinleşmiş olan sanık Muzaffer Kavadar'ın TCDD Alsancak Liman İşletme Müdürlüğünde, vinç operatörü olarak, ölen ...'ın ise liman işletme müdürlüğünde serdümen olarak görev yaptıkları, olay gecesi, Berden isimli geminin limana yaklaşarak, demir sacları boşalttığı sırada, rüzgarın da etkisi ile vincin koçasının, gemiye ait ambar korkuluğuna çarptığı ve korkuluğa zarar verdiği, ölen tarafından korkuluğun düzeltilmeye çalışıldığı sırada, ölenin yaklaşık 6 metre yükseklikten ambara düşmesi sonucu öldüğü olayda; Dairemizin 21.01.2016 tarihli onama ilâmında Liman İşletme Müdürlüğü tarafından tutulan 04.05.2012 tarihli tutanak ile makine mühendisi bilirkişi tarafından verilen 16.05.2012 tarihli raporda, “korkuluk demirlerinin içi boş demir borudan ibaret olduğu, geminin sürekli bulunduğu deniz ortamında deniz suyunun etkisi ile okside olduğu, ileri derecede paslandığı ve yer yer çürüdüğü, korkulukların gemiye kaynakla sabitlendiğinin görüldüğü, düzenli bakım yapılmış olması halinde olayın meydana gelmeyeceğinin” tespit edilmesi karşısında; olayda korkulukların bakımından sorumlu olan kişi veya kişiler hakkında zamanaşımı süresi içinde dava açılabileceğinin belirtilmesi üzerine, geminin kaptanı sanık ... ve Oras Denizcilik ve Ticaret Limited Şirketi'nin yetkilisi sanık ... hakkında dava açıldığı ve sanıklar hakkında yürütülen soruşturma ve yargılama aşamasında alınan 29.06.2016 tarihli ve 21.12.2017 tarihli bilirkişi raporlarında; kazanın meydana geldiği geminin 1982 model kuru bir yük gemisi olmasına rağmen koruyucu malzemesi olan korkuluklarının ve bağlantı elemanları (kaynak veya bulon) deforme olup olmadığının belirlenmediği, bu hususların gemi sahibi ve geminin sorumlusu olan kaptanın yükümlülüğünde bulunduğu, bu nedenle gemi sahibi olan Oras Denizcilik ve Tic. Ltd. Şti. Yetkilisinin ve gemi kaptanının kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu kabul edilmiş olup, Yerel Mahkemece sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 51/1-8. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 2 yıl süre ile denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar müdafinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1.Yargılama aşamasında kendilerini tek bir vekil ile temsil ettiren ve ölenin yasal mirasçıları olan katılanlar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, her bir katılan için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi,

2.Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, vekalet ücretinin sanıklar tarafından eşit şekilde ödenmesine, yargılama giderinin ise, her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasındaki vekalet ücretine ilişkin paragrafların çıkarılarak yerine, "Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca yargılamada kendilerini bir vekille temsil ettiren katılan lehine 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin mahkûmiyetine karar verilen sanıklardan eşit olarak alınarak katılanlara verilmesine'' ibareleri ile yargılama giderleri ile ilgili paragrafa "sanıkların sebebiyet verdikleri oranda" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.07.2024 tarihinde karar verildi.