WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/337 E.  ,  2023/4912 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/181 E 2016/114 K
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna Muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Halfeti Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2015/181 Esas, 2016/114 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1-Kararın usul ve Yasaya aykırı olduğuna,

2-Eksik inceleme ile karar verildiğine,

3-Diğer temyiz sebelerine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A.Yerel Mahkemenin Kabulü; "Tüm dosya kapsamı, iddianame ve soruşturma evrak içeriği, sanığın savunması, nüfus ve adli sicil kayıtları, şikayetçinin beyanı bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, sanığın alınan savunmasında aşağı Halfeti de birçok otel yapıldığını ve bunlara ses çıkarılmadığını ve yine davaya konu yeri başka birine kiraya verdiğini ve kiracının ilgili düzenlemeleri yaptığını ve yapılan tüm düzenlemelerin Halfeti'nin ev dokusuna uyduğunu savunduğu ve mahkememizce yapılan keşifte sanık veya kiracısı tarafından yapılan otel düzenlemesi ile Halfeti'nin ev dokusunun korunduğu ve yine yapılan düzenlemeler için sanığın izin alması gerektiğini bilebilir durumda olmadıkları ve izin alması gerektiğini bilmesi üzerine ilgili kamu kurumuna başvurduklarının dosya içerisinden anlaşıldığı ve bu şekilde sanığın suç işleme kasti ile hareket etmediği anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince atılı suçtan beraatine karar vermek gerekmiştir."

B.Sanık savunmasında; "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, davaya konu yerde tadilat yapılmasının suç olduğunu bilmiyordum, ayrıca 21/03/2014 tarihinde davaya konu yerin sözleşmesini ibraz ettiğim şirkete kiraladım ve bu yerdeki tadilatları kiralayan şirket yaptı, ayrıca davaya konu yerin sit alanında olduğuna dair tarafımıza herhangi bir tebligat da yapılmamıştır, bu hususun değerlendirilerek hakkımda beraat kararı verilmesini talep ederim, ayrıca mahkeme aksi kanaatte ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle denetimli serbestlik uygulamasını kabul ederim, dedi" şeklinde beyanda buşunmuştur.

IV. GEREKÇE
10.03.2015 tarihinde müze müdürlüğü uzmanlarınca yapılan incelemede Kentsel sit alanı sınırları içerisinde kalan mülkiyeti sanığa ait olan Şanlıurfa ili, ... ilçesi, 31 ada 6 parsel üzerinde bulunan taşınmazda izinsiz inşai faaliyetlerin yapıldığı tespit edildiği, Şanlıurfa Belediye Başkanlığınca 26.03.2015 tarihinde yapı tatil zaptı düzenlendiği akabinde 28.05.2015 tarihinde müze müdürlüğü uzmanlarınca yapılan incelemede 31 ada 6 parselde yer alan taşınmazda inşai müdahalenin tamamlandığı, yapının ikinci katının yapıldığı ve işletmeye açıldığı tespit edilmesi üzerine sanık hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla;

2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;

Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;

Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;

Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde;10.03.2015 tarihinde müze müdürlüğü uzmanlarınca yapılan incelemede Kentsel sit alanı sınırları içerisinde kalan mülkiyeti sanığa ait olan Şanlıurfa ili, ... ilçesi, 31 ada 6 parsel üzerinde bulunan taşınmazda izinsiz inşai faaliyetlerin yapıldığı tespit edildiği, Şanlıurfa Belediye Başkanlığınca 26.03.2015 tarihinde yapı tatil zaptı düzenlendiği akabinde 28.05.2015 tarihinde müze müdürlüğü uzmanlarınca yapılan incelemede 31 ada 6 parselde yer alan taşınmazda inşai müdahalenin tamamlandığı, yapının ikinci katının yapıldığı ve işletmeye açıldığı, yapı tatil zaptı düzenlenmesine rağmen faaliyetlere devam edildiği, tüm belirtileren hususlar ışığında, dava konusu alanın korunması gerekli yer olduğunu bilebilecek durumda olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;

Mahallinde fen, inşaat, bağımsız arkeolog ve sanat tarihçi bilirkişiler refakatinde keşif icra edilerek, izinsiz olarak yapılan müdahalelerin tek tek, taşınmazın önceki hali ve kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar ve yıpranma durumu da dikkate alınarak yapım tarihlerinin ( suç tarihi ), hangi eylemin sanık tarafından yapıldığının, kira sözleşmesinden önce mi sonra mı yapıldığının, eylemlerin ayrı ayrı niteliğinin, eylemler neticesinde kültür varlığında zarar meydana gelip gelmediğinin tespiti ile; kültür varlığının zarar gördüğünün tespiti halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine, eyleminin zarara neden olmayan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun tespiti halinde ise taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu idari birimin (belediye - il özel idaresi-büyükşehir belediyesi) bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi, yokluğu halinde ise; aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Halfeti Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2015/181 Esas, 2016/114 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde karar verildi.