12. Ceza Dairesi 2021/2489 E. , 2023/3924 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/497 E., 2015/743 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2013/497 Esas, 2015/743 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca, 2 yıl 6 ay hapis ve 1660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.05.2021 tarihli ve 2016/101442 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği,
1.Kararın usul ve Kanuna aykırı olduğuna,
2.Sanığın Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/93 Esas sayılı dosyasında da yargılandığına,
3.2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine,
4.Ceza tayininde asgari hadden uzaklaşılmasının yasaya aykırı olduğuna,
5.Diğer temyiz sebeplerine,İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. "Sanık savunması, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın davaya konu ilçemiz Beldibi Beldesi' nde 939, 943, 945 ve 937 parseller üzerinde bulunan ve sit alanı olarak ilan edilen alanda imara aykırı olarak kaçak yapı yaptığı; mahkememizce yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre davaya konu yapılardan bir kısmının kaldırıldığı ve keşif tarihinde yerinde bulunmadığı, bir kısmının ise varlığını devam ettirdiği; ancak sanığın yıkımını gerçekleştirdiği yapıların TCK'nın 184 maddesi ve 2863 sayılı Yasaya göre suç teşkil ettiği, bir kısım yapıların ise kısmi olarak yıkımının yapılmasına rağmen 2863 sayılı Yasaya göre suç unsuru oluşturmaya devam ettiği anlaşılmış olup sanığın davaya konu yapıları yapmak suretiyle üzerine atılı imar kirliliğine neden olma ve 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçlarını gerçekleştirdiği, yani tek bir eylemi ile iki farklı suçun oluşmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla TCK'nın 44 maddesi uyarınca sanığın eylemleri nedeniyle ağır olan suçtan yani 2863 sayılı Yasaya muhalefetten cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Yapılan yapıların çokluğu ve yapıların kapladığı alan dikkate alınarak alt hadden uzaklaşmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Sanığın zabıtlara yansıyan iyi hali nedeniyle cezasından indirim yoluna gidilmiştir. Sanık hakkında hükmedilen cezanın miktarı ve zararın tamamen giderilmemiş olması dikkate alınarak sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ve ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmektedir.
2. Sanık savunmasında; "Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim, o ifadelerim doğrudur aynen tekrar ederim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben konuyla ilgili olarak müdafiim ile birlikte savunma yapmak istiyorum. Ayrıca aynı yer ile ilgili olarak imar kirliliğine neden olma suçundan başka bir mahkemede yargılanmaktayım. Bununla ilgili belge ve bilgileri de mahkemenize sunmak istiyorum. Tarafıma süre verilsin. Daha önceki savunmalarımı tekrar ederim. Suçlamayı kabul etmiyorum. Haricen yaptığım araştırmada davaya konu yerin imara uygun hale getirildiğini öğrendim. Bu konuyla ilgili olarak Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/93 esas sayılı dava dosyasında imar kirliliğine neden olmak suçundan yargılanmaktayım. Söz konusu yer imara uygun hale getirildiği için sit alanına müdahalede ortadan kalkmıştır, suçsuzum beraatimi isterim, mahkeme aksi kanaatte ilse lehime olan hükümlerini uygulanmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isterim." demiştir.
3. Sanık müdafii duruşmadaki beyanında; "Müvekkilimin beyanlarına aynen iştirak ederiz, aynı eylem nedeniyle 2 farklı dava dosyası mevcuttur, bu hususun araştırılmasını isteriz. Nitekim TCK'nın 44 maddesi uygulanması söz konusu olabilecektir, ayrıca müvekkil ticaret sicil kayıtları incelendiğinde söz konusu yerle bir bağının kalmadığı, bu nedenle de söz konusu yerde herhangi bir değişiklik yapamadığı ve TCK'nın 184/5 maddesi uyarınca imara aykırılığın tamamen giderilmesi hususunda bir yetkisinin bulunmadığı anlaşılacaktır. Müvekkil Kasım 2013 tarihinde yönetim kurulu başkanlığı ve hissedarlıktan ayrılmıştır. Bu hususunda araştırılmasını isteriz, eksiklikler giderilsin." demiştir.
4. Mahkemece 02.04.2015 tarihinde mahallinde keşif icra edilmiş olup, keşif neticesinde alınan kadastro ve inşaat bilirkişi ortak raporunda; 22.03.2013 tarih 320 sayılı Koruma Kurulu kararında dava konusu parsellerin 1. derece doğal sit ve günü birlik tesis alanında olduğu, parseller üzerine büfe, güneşlenme terası, aqua park ve havuz projelendirildiği, 2 adet villa ve 1 adet alakart restorantın keşif tarihi itibariyle kaldırılmış olduğu, 5 adet villanın gölgelik haline dönüştürüldüğü, villaların güneşlenme terasına dönüştürülmesi projesine göre yapımı uygun görülmüş ise de; tamamen çelik döşeme üzerine, tamamen ahşaptan yapılı olması gerekirken, betonarme olarak yapıldığı, bu nedenle yapılan imalatın projesine aykırı olduğu, iskelenin doğal yapıyı bozduğu ve projesinde olmadığı, aqua parkın proje kapsamında olduğu, yerinde mevcut olan restorantın betonarme olduğu, doğal yapıyı bozduğu, projede büfe olarak yapımına izin verildiği, ancak projesine uygun olmadığı, suça konu yapıların tamamınn 2 yaşında, sabit nitelikte, doğal yapıyı bozan nitelikte olduğu hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE,
Doğal sit alanı içerisindeki 939, 943, 945 ve 937 parseller nolu taşınmazlarda, 7 adet villa, 2 adet restoran, 1 adet iskele, 1 adet aqua park yapıldığından bahisle açılan kamu davası kapsamında, dava konusu taşınmazların tapuda Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, ... Turizm şirketine irtifak hakkı tanındığı, sanığın bahse konu şirketin yetkilisi olduğu, mahkemece mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan bilirkişi raporu ile, dava konusu yapılardan 2 adet villa ve 1 adet alakart restoranın kaldırılmış olduğu, diğer yapılan zeminde mevcut olduğu, 22.03.2013 tarih 320 sayılı Koruma Kurulu kararında dava konusu parsellerin 1. derece doğal sit ve günü birlik tesis alanında olduğu, parseller üzerine büfe, güneşlenme terası, aqua park ve havuz projelendirildiği, 5 adet villanın gölgelik haline dönüştürüldüğü, villaların güneşlenme terasına dönüştürülmesi projesine göre yapımı uygun görülmüş ise de; tamamen çelik döşeme üzerine, tamamen ahşaptan yapılı olması gerekirken, betonarme olarak yapıldığı, bu nedenle yapılan imalatın projesine aykırı olduğu, iskelenin doğal yapıyı bozduğu ve projesinde olmadığı, aqua parkın proje kapsamında olduğu, yerinde mevcut olan restoranın betonarme olduğu, doğal yapıyı bozduğu, projede büfe olarak yapımına izin verildiği, ancak projesine uygun olmadığı, suça konu yapıların tamamınn 2 yaşında, sabit nitelikte, doğal yapıyı bozan nitelikte olduğunun tespit edildiği dosya kapsamında, sanığın eylemi neticesinde sit alanının doğal yapısına zarar verildiği ve üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmakla, mahkemece mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
1.Fazla ceza tayin edildiğine ilişkin temyiz itirazı yönünden;
Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, dava konusu yapıların sayısı, niteliği ve sit alanında meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2. Sanığın aynı eylem nedeniyle Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/93 Esas sayılı dosyasında yargılandığına ilişkin temyiz itirazı yönünden;
Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/93 Esas, 2016/193 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, sanığın 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın Dairemizce onanarak kesinleştiği, bahse konu dosyada dava konusu eylemlerin tespit tarihinin (suç tarihi) 12.12.2012 olduğu, eldeki dosyadaki suç tarihinin ise 22.05.2013 olduğu, eldeki davaya konu eylemler ile bahse konu dosyaya konu eylemlerin aynı olmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin mükerrer yargılama yapıldığına ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
3.2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazı yönünden;
Mahkemece mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan bilirkişi raporu ile, dava konusu eylemler neticesinde sit alanının doğal yapısının bozulduğu, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin dördüncü fıkrasının, sit alanında zarar meydana geldiği durumlarda uygulama imkanının bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
4.Diğer temyiz itirazları yönünden;
a. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
b."22.05.2013" olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir nitelikte olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2013/497 Esas, 2015/743 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!