12. Ceza Dairesi 2021/10580 E. , 2023/3789 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/469 E., 2020/460 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 03.09.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı kamyona ve 60 ster orman emvaline 01.06.2010 tarihinde el konulduğunu, iş bu dosya dışı sanıklar hakkında yargılama yapıldığını, sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, müvekkilinin dosyada katılan olduğunu, yargılanan sanıkların beraatine karar verildiğini, müvekkilinin kamyonuna el konması nedeniyle ve 60 sterlik orman emvali odunu kendisine iade edilmediğinden müvekkilin zararların tazmin edilmesi gerektiğini, bu nedenle 300.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın elkoyma tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini, talep etmiştir.
2.Davalı vekili 13.01.2020 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava usul ve yasaya aykırı olduğundan davanın reddi gerektiğine, davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, mahkemenin yetkili olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının davaya rızasının olup olmadığının araştırılması gerektiğini, mükerrer dosya bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacı hakkında mahsup kararı verilip verilmediğinin araştırılması gerektiğini, davacılar kendi kusuru ile tedbir uygulanmasına neden olduğundan tazminat talep edemeyeceğini, vekalet ücreti hususunda kanun değişikliğinin dikkate alınmasın gerektiğini, öne sürmüştür.
3.Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2019/449 Esas, 2020/72 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 10.06.2020 tarihli ve 2020/469 Esas, 2020/460 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz talebi;
İstinaf merciinin istinaf taleplerinin gerekçesiz reddedildiğini, davanın süresinde açıldığından hükmün bozulması gerektiğini, belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/71 Esas, 2015/110 Karar numaralı dosyası kapsamında davacıya ait kamyona ve kamyona yüklü halde bulunan odunlar hakkında el koyma kararı verildiğini, yapılan yargılama sonunda dosya dışı sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, kararın 04.10.2018 tarihinde kesinleştiği, anılan kesinleşmiş kararın davacı vekiline 19.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğinin bildirildiği, dosyamız dava tarihinin ise 03.09.2019 olduğu anlaşılmakla 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 1 inci bendinde "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." amir hükmünü düzenlediği,davacının kesinleşmiş kararın vekiline tebliğinden itibaren yaklaşık olarak 9 ay sonra iş bu davayı ikame ettiği, böylece davacı tarafından açılan koruma tedbiri nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının kararının kesinleşme tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından, davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin 1 inci bendi gereğince süre yönünden reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/71 Esas, 2015/110 Karar numaralı dosyası kapsamında katılan olan davacının nakliye tezkeresiz kaçak orman emvali nakletme suçundan, 21 AV 634 plakalı kamyona ve kamyon emvaline 01.06.2010 tarihinde el konulduğu,
yapılan yargılama sonunda dosya dışı sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, kararın 04.10.2018 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı Kanun 141 ve devamı maddelerinde koruma tedbirleri nedeni ile tazminat davasının açılma koşulları ve süresi düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 142 inci maddesinin birinci bendinde karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğinin hüküm altına alındığı, tazminat talebinin dayanağı olan Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/71 Esas, 2015/110 Karar sayılı beraat hükmünün 04.10.2018 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşme şerhli hükmünün 19.11.2018 tarihinde davacıya (katılan vekiline) tebliğ edildiği ancak beraat hükmü içeriğinde 5271 sayılı Kanun 141 inci maddesinin ikinci bendi ve 232 inci maddesinin altıncı bendinde belirtildiği şekilde ilgiliye ayrıntılı olarak tazminat hakkının bulunduğu, başvuru mercii ve süresi hatırlatılmadığı gibi kesinleşen hükmün tebliğinde de başvuru merciine ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği dikkate alınarak, tazminat davasının 03.09.2019 tarihinde ve 5271 sayılı Kanun 142 inci maddesinin birinci bendinde öngörülen 1 yıllık süre içinde açıldığı gözetilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, tazminat davasının 5271 sayılı Kanun 142 inci maddesinin birinci bendinde öngörülen 3 aylık süre içinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabul ve uygulamaya göre de;
5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınmadan, davanın kısmen kabulü nedeniyle davacı lehine ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu vekalet ücreti takdir edilmesi yerine sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücrete hükmedilmesi temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 10.06.2020 tarihli ve 2020/469 Esas, 2020/460 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!